Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > maruz bırakmak nedir, maruz bırakmak ne demek (maruz bırakmak nnd)

maruz bırakmak nedir, maruz bırakmak ne demek?

maruz bırakmak

  1. Bir olay ya da durum karşısında ya da etkisinde bırakmak.
  2. (en) Expose, subject, subjugate.

maruz (nedir ne demek)

  1. Bir olayın, bir durumun etkisinde veya karşısında bulunan
    Örnek: Herkes, her an müthiş bir tehlikeye maruzdur. P. Safa
  2. Arz edilen, sunulan, verilen.
  3. (en) Submitted.
  4. (en) Exposed.
  5. (en) Subject.
  6. (en) Liable.
  7. (en) Exposed to.
  8. (en) Open to.
  9. (en) Subjected to.

bırakmak (nedir ne demek)

  1. Elde bulunan bir şeyi tutmaz olmak.
  2. Koymak
    Örnek: Mermer masaya bir yirmi beşlik bıraktı. T. Buğra
  3. Bir işi başka bir zamana ertelemek.
  4. Unutmak.
  5. Bulunduğu yeri veya durumu değiştirmemek.
  6. Saklamak, artırmak.
  7. Bir işin sorumluluğunu, yükümlülüğünü başkasına vermek, görevlendirmek
  8. Engel olmamak
    Örnek: Bırak, burasını benim defterimden okuyayım. Ö. Seyfettin
  9. (en) Break oneself of a habit.
  10. (en) Leave.
  11. (en) Let go.
  12. (en) Abandon.
  13. (en) Release.
  14. (en) Discontinue.
  15. (en) Quit.
  16. (en) Drop.
  17. (en) Stop.
  18. (en) Give up.
  19. (en) Go without.
  20. (en) Let smb.
  21. (en) Have it.
  22. (en) Walk out.
  23. (en) Allow.
  24. (en) Chuck.
  25. (en) Consign.
  26. (en) Demise.
  27. (en) Dismiss.
  28. (en) Dispose of.
  29. (en) Drop in.
  30. (en) Drop out.
  31. (en) Edge out.
  32. (en) Expose.
  33. (en) Fail.
  34. (en) Take one's.
  35. (en) Abdicate.
  36. (en) Cede.
  37. (en) Concede.
  38. (en) Deposit.
  39. (en) Desist.
  40. (en) Ditch.
  41. (en) Forgo.
  42. (en) Forsake.
  43. (en) Grow.
  44. (en) Park.
  45. (en) Permit.
  46. (en) Relinquish.
  47. (en) Renounce.
  48. (en) To leave.
  49. (en) To quit.
  50. (en) To abandon.
  51. (en) To let go off.
  52. (en) To relinquish.
  53. (en) To allow.
  54. (en) To grow.
  55. (en) To fail a student.
  56. (en) To put down.
  57. (en) To deposit.
  58. (en) To entrust.
  59. (en) To bequeath.
  60. (en) To put off.
  61. (en) To postpone.

olay (nedir ne demek)

  1. Ortaya çıkan, oluşan durum, ilgi çeken veya çekebilecek nitelikte olan her türlü iş, hadise, vaka
    Örnek: O olaydan sonra bir daha yalnız kalmamıştık onunla. N. Cumalı
  2. Önemli tarihsel olgu, fenomen.
  3. Yasal düzenlemelere göre konusu suç teşkil eden ve teşkil ettiği değerlendirilen eylemlerin ortaya çıkması.
  4. Bilim konusu olarak gözleme açık her türlü olgu ya da koşul.
  5. Deneme sonucu sezilen ya da bilinen ilk özdek, nesne,
  6. Doğa olgusu.
  7. (en) İncident.
  8. (en) Affair.
  9. (en) Case.
  10. (en) Circumstance.
  11. (en) Event.
  12. (en) Happening.
  13. (en) Fact.
  14. (en) Business.
  15. (en) Thing.
  16. (en) Unusual event.
  17. (en) Action.
  18. (en) Palm leaves, prepared for being written upon with a style pointed with steel.
  19. (en) Phenomenon.
  20. (en) Episode.
  21. (en) Experience.
  22. (en) İnstance.
  23. (en) Occurrence.
  24. (en) Scene.
  25. (en) Appearance.
  26. (en) Batch.
  27. (en) Casus.
  28. (en) Hardy annual.

durum   US UK (nedir ne demek)

  1. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon
    Örnek: Genel Sekreter, kazadaki sıtma durumu hakkında verdiğim uzun tafsilattan pek memnun kaldı. R. N. Güntekin
  2. Duruş biçimi, konum.
  3. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.
  4. İsim soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl.
  5. Bkz. hal.
  6. Bir ayaktopu kümesinde takımların aldıkları sonuçlara göre kazandıkları değerler. Uluslararası kurallara göre kazanan takım iki, yenişemeyen takımlar birer değer alırlar. Yenik takımlar ise değer alamazlar.
  7. (en) Capacity.
  8. (en) Order.
  9. (en) Point.
  10. (en) Things.
  11. (en) Circumstances.
  12. (en) Wheat with hard dark-colored kernels high in gluten and used for bread and pasta; grown especially in southern Russia, North Africa, and northern central North America.
  13. (en) Condition.
  14. (en) Situation.
  15. (en) Circumstance.
  16. (en) State.
  17. (en) Case.
  18. (en) Position.
  19. (en) Status.
  20. (en) Attitude.
  21. (en) Score.
  22. (en) Occasion.
  23. (en) State of affairs.
  24. (en) Ball game.
  25. (en) Conjuncture.
  26. (en) Context.
  27. (en) Estate.
  28. (en) Event.
  29. (en) Fact.
  30. (en) Fettle.
  31. (en) Footing.
  32. (en) İnstance.
  33. (en) Pass.
  34. (en) Plight.
  35. (en) Posture.
  36. (en) Repair.
  37. (en) Set-Up.
  38. Unundan makarna yapılan bir cins buğday (bot.) Triticum durum.
  39. Durum, durum buğŸdayı, bir buğŸday türü

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.010