|
mantar
-
Esnek ve sudan hafif olduğundan şişe tapası, cankurtaran simidi, cankurtaran yeleği, ayakkabı tabanı ve daha birçok şeylerin yapımında kullanılan, su geçirmeyen, meşe ağacı tabakası
Örnek:
İpek çorap ve altı mantar iskarpin giymeyen kadınlar âdeta sınıf dışı ve eski biçim insanlardır. H. E. Adıvar
-
Bu tabakadan yapılan şişe tapası.
-
Çocukların özel tabanca ile patlattıkları barutlu madde.
-
Balık ağlarını su yüzünde tutmaya veya olta sarmaya yarayan mantar parçası.
-
Hayvanların burun ucu.
-
Uydurma söz, yalan.
-
hastalığı.
-
Mantarlardan, içinde zehirlileri de bulunan, silindir bir gövde ve üst tarafı şapka biçiminde olan ilkel bitkilerin genel adı (Fungi).
-
Mantar hastalığı.
-
Bitkilerde koruyucu doku olarak görev yapan ve ana maddesi süberin olan ölü hücrelerden oluşan tabaka. Süberin.
-
Lar topluluğuna bağlı bitkilerin genel adı.
-
Fotosentez yapamayan, tek hücreli veya ipliksi yapılar oluşturabilen, saprofit ve bazen de patojen de olabilen ökaryotik mikroorganizmalar, fungus.
-
Cork. fungal. corky. fungoid. fungous. mushroom. cork. fungus. athlete's foot. blight. myco-.
-
Fungus. mushroom. cork. bottle cork.
-
Cork. fungus. mushroom. toadstool. bottle cork. blight.
-
Cork, suberin
-
fungus
-
fungi
-
Pilz
-
subérine
-
champignon
-
fungus
-
Bir dış gücün etkisi altında uzama, kısalma, eğrilme vb. biçim değişikliklerine uğradıktan sonra, etkinin kalkmasıyla eski biçimini alabilme özelliğinde olan, elastiki.
-
Değişik yorumlara elverişli.
-
Görüş ve tutumlarında katı olmayan.
-
Lik özelliği taşıyan.
-
Lik özelliği taşıyan.
-
Elastic. flexible. flexile. limber. limp. lithe. loose-jointed. non-rigid. nonrigid. pliable. pliant. resilient. responsive. spring. springy. sprung. supple.
-
Elastic. flexible. lithe. resilient. springy. supple. ambiguous.
-
Flexible. elastic. pliant. pliable. resilient. springly. stretchy. supple.
-
elastip
-
federnd
-
élastique
-
Önemsiz, saçma, baştan savma
Örnek:
Doğruluğu peşin peşin kabul edilmiş bir hükme sudan sebepler aradılar. O. V. Kanık
-
Bir grup sentetik, lipofilik, sentetik azo bileşiği. Mikroskobik olarak yağların ortaya konmasında kullanılır. Sudan III ve sudan IV gibi çeşitleri vardır.
-
Su gibi güzel, berrak.
-
Sudanese. unsatisfying. unsatisfactory. flimsy. slight. thin. sorry. watery. sudan.
-
Casual. thin. of no significance. empty. insubstantial.
-
A region of northern Africa south of the Sahara and Libyan deserts; extends from the Atlantic to the Red Sea a republic in northeastern Africa on the Red Sea; achieved independence from Egypt and the United Kingdom in 1956; involved in state-sponsored terrorism.
-
Sudan.
-
A republic in northeastern Africa on the Red Sea; achieved independence from Egypt and the United Kingdom in 1956; involved in state-sponsored terrorism. a region of northern Africa south of the Sahara and Libyan deserts; extends from the Atlantic to the Red Sea.
-
Sudan
-
Sudan
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|