|
manen
-
Kişinin iç dünyası yönünden, manevi bakımdan, maddeten karşıtı
Örnek:
Milletini maddeten ve manen yükseltmek istemeyen adam nasıl samimi Türkçü olabilir. O. S. Orhon
-
spiritually.
-
İnsan, kimse, şahıs
Örnek:
Dilenciler de sayıda olduğu hâlde, yirmi otuz kişi kadardık. M. Ş. Esendal
-
Çekimli fiillerde ve zamirlerde konuşan, dinleyen, sözü edilen varlık, şahıs.
-
Oyun, roman, hikâye vb.nde yer alan kimse.
-
Eş, koca
-
Erkek.
-
Çekimli eylemlerde ve adıllarda, konuşan, dinleyen, hakkında konuşulan: Geldim (geldi-m) , ben (1.kişi tekil) ; gel, geldin (geldi-n) , sen (2.kişi tekil) ; gelsin (gel-sin) , geldi, o (3.kişi tekil) ; geldik (geldi-k) , gelelim (gel-e-lim) , biz (I.kişi çoğul) ; gelin (gel-in) , geliniz (gel-in-iz) , siz (2.kişi çoğul) ; gelsinler (gel-sin-ler) , geldiler (geldi-ler) , onlar (3.kişi çoğul) vb.
-
Kimse, insan.
-
Sahip.
-
Koca, eş.
-
Person. individual. soul. self. head. persona. cad. poll. wallah. wight. one.
-
Bird. character. individual. life. man. people. person. self. soul.
-
Person. human being. bod. entity. individual person. lot. man. merchant. self. soul. wight.
-
Person
-
personne
-
Herhangi bir durumun, cismin veya alanın sınırları arasında bulunan bir yer, dâhil, dış karşıtı
Örnek:
Deniz gecenin içinde, gece denizin içindedir. Ç. Altan
-
Oyuk şeylerin boşluğu.
-
Cisimlerin yüzeyleri arasında kalan her nokta.
-
Toplu bir durumda bulunan kimse
Örnek:
Ama hepiniz, hepiniz / Hepiniz geçim derdinde / Bir ben miyim keyif ehli içinizde? O. V. Kanık
-
Nesnelerin arasında bulunan kimse veya nesne.
-
Ten ile dış giysiler arası
Örnek:
Boynumda kalın yün atkı, içimde çift kat fanila, gene de titriyorum. E. Bener
-
Kabuğu olan veya dışı kabuk durumunda bulunan yiyeceklerde kabuğun sardığı bölüm.
-
Pirinç, soğan ve baharatla hazırlanan, dolmalarda kullanılan karışım.
-
Kapalı yerlerde geçen görünçlükleriiçine alan çekim
-
İşlikte, kapalı yerlerde çevrilmiş çekim. Dış'ın karşıtı.
-
İnterior (shot), indoor (studio shot)
-
İnternal. inner. interior. inside. in. domestic. inlying. inward. inland. civil. inside. interior. core. within. inward. bowels. intestine. stuffing. refill. guts. endo-.
-
Bowels. in. inland. inner. inside. interior. internal. inward.
-
İnside. internal. intrinsic. domestic. in. inner. the interior. the inside. the inner part of surface. among. internal organs of the body. heart. mind. will. home. internal politics. inward. inward meaning. kernel.
-
Innenaufnahme
-
intérieur
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|