Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > mal alıcısı nedir, mal alıcısı ne demek, mal alıcısıın anlamı, ingilizcesi (mal alıcısı nnd)

mal alıcısı nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






mal alıcısı

  1. Bir malı, bir özdeği parasını ödeyerek ya da borçlanarak sataktan alan kişi.
  2. Belirli işlerini sürekli olarak aynı yer ya da kişiden sağlayanlar (kişilerle bankalar, doktorlar, avukatlar arasındaki ilişkiler) gibi.
  3. (en) Buyer, customer
  4. (fr) Client, acheteur

mal (nedir ne demek)

  1. Bir kimsenin, bir tüzel kişinin mülkiyeti altında bulunan, taşınır veya taşınmaz varlıkların bütünü
    Örnek: Mal vardı, mülk vardı. At vardı, araba vardı. Ö. Seyfettin
  2. Büyükbaş hayvan
    Örnek: Boz atlar yağız değildi, artık; mallar erimiş, zayıflamıştı. N. Araz
  3. Alınıp satılabilen her türlü ticaret eşyası, tüccar malı, emtia.
  4. Bayağı, aşağılık, kötü kimse
    Örnek: İyi bir mal olsa buraya gönderirler miydi? R. H. Karay
  5. Esrar.
  6. Orospu.
  7. İnsan gereksinimlerini doğrudan veya dolaylı olarak karşılama özelliğine sahip her türlü nesne.
  8. (en) Goods. merchandise. property. possessions. holding. asset. chose. commodity. hereditament. ware.
  9. (en) Asset. commodity. effects. goods. holding. livestock. merchandise. property. wares.
  10. (en) A prefix in composition denoting ill, or evil, F. male, adv., fr. malus, bad, ill.
  11. (en) In some words it has the form male-, as in malediction, malevolent.
  12. (en) See Malice.
  13. (en) Chattel. commodity. goods. livestock. merchandise. riches. wealth. property. possession. estate assets. scoundrel. bastard. piece article. manufactures. ware. supplies. consignment. produce. farm stock. asset. capital. goods and chatt.
  14. (en) Malfunction.
  15. (en) Skydiver talk for Malfunction. prefix, bad, abnormal.
  16. (en) William W Malandra, Introduction to Ancient Iranian Religion. nIII: duty, obligation; obliged.
  17. (en) Minimum Analytical Limit.
  18. (en) goods

alıcı (nedir ne demek)

  1. Satın almak isteyen kimse, müşteri.
  2. Kendisine bir şey gönderilen kimse.
  3. Bir elektrik akımını alıp başka bir kuvvete çeviren aygıt.
  4. Almaç.
  5. Görüntüleri alan cihaz, kamera.
  6. Azrail.
  7. Işığı, elektro-manyetik dalgaları alıp değerlendiren araç. Göz, fotoğraf plağı, radyo, radyo ırakgörürü gibi.
  8. Mal veya hizmetleri satın alan gerçek veya tüzel kişi.
  9. 1- Bir telefon çevrimindeki kiplenik akımları ses dalgasına dönüştüren çevireç. 2- Bir vericinin yayınladığı imlemleri işitilebilir imlere dönüştüren düzenek.
  10. Caméra (de télévision), caméra électronique, caméra vidéo
  11. Appareil de prise de vues, caméra (cinématographique), ciné caméra,
  12. Kamera, Fernsehkamera, elektronische Kamera (Fernsehkamera)
  13. Sinema filmi çevirmekte kullanılan aygıt. TV
  14. Televizyon almacına ulaştırılacak konunun görüntüsünü elektriksel ime çeviren elektronik yapılıalıcı çeşidi.
  15. 1. Kendisine kan verilen birey. 2. Embriyo naklinde embriyoların nakledildiği taşıyıcı dişi, resipient.
  16. Duygulu, içli, alıngan.
  17. Atmac.
  18. (en) Camera, motion picture camera, cinema camera, movie camera, film camera,
  19. (en) Recipient. buyer. consumer. customer. purchaser. client. taker. addressee. receiver. receiving set. acceptor. accepter. consignee. distributee. pickup. recipient. set. sounder. vendee. wireless receiving set. wireless set.
  20. (en) Addressee. buyer. client. customer. purchaser. recipient.
  21. (en) Buyer. addressee. receiver. sink. taker. client. consignee. purchaser. shopper. recipient. customer. emptor. film camera. getter. motion picture camera. perquisitor.
  22. (en) receiver
  23. (en) buyer
  24. (en) Camera, television camera, electron camera, electronic camera
  25. (en) recipient
  26. (en) acceptor
  27. (en) addressee
  28. (al) Empfänger
  29. (fr) récepteur

alan (nedir ne demek)

  1. Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha.
  2. Orman içinde düz ve ağaçsız yer, düzlük, kayran.
  3. Yüz ölçümü.
  4. Bir çalışma çevresi
    Örnek: Sanat kapalı bir alan değildir; sanat eseri herkes için, bütün toplum için yaratılır. N. Ataç
  5. İçinde birtakım kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu varsayılan uzay parçası.
  6. Bir alıcı merceğinin net bir görüntü sağlayabildiği derinlik ve genişliğin bütünü.
  7. Yarışmaların, karşılaşmaların ve oyunların yapıldığı yer, saha.
  8. Eski Roma'da açık hava gösterisi yapılan geniş yer.
  9. Bir özdeğin, bir mıknatısın ya da bir elektrik yükü'nün çevresinde uyarılan kendini kuvvet etkisi ile belli eden yönleçsel, doğabilimsel nicelik.
  10. Çerçevenin en üst satırından en alt satırına kadar yatay taramanın tümü.
  11. Açık, düz yer, meydan.
  12. Ova, kır, çayır.
  13. Ufuk.
  14. Ülke alan, fetheden, fatih.
  15. (en) field
  16. (en) Recipient. susceptive. space. area. range. field. arena. region. sphere. ambit. compass. domain. extent. maidan. pitch. reach. realm. scope. theater. theatre. tract.
  17. (en) Area. circus. compass. course. domain. extent. field. ground. land. pitch. place. range. realm. receiver. scope. space. sphere. square. tract. space. pitch saha. airfield. clearing kayran.
  18. (en) A wolfhound.
  19. (en) Area. field. space. open space. compass. court. domain. extent. open. plaza. range. reach. scope. sphere. spread. public square. sweep. tract.
  20. (en) area
  21. (al) Halbbild, Teilbild
  22. (al) Feld
  23. (fr) Demi-Image, trame
  24. (fr) champ

kişi(nedir ne demek)

  1. İnsan, kimse, şahıs
    Örnek: Dilenciler de sayıda olduğu hâlde, yirmi otuz kişi kadardık. M. Ş. Esendal
  2. Çekimli fiillerde ve zamirlerde konuşan, dinleyen, sözü edilen varlık, şahıs.
  3. Oyun, roman, hikâye vb.nde yer alan kimse.
  4. Eş, koca
  5. Erkek.
  6. Çekimli eylemlerde ve adıllarda, konuşan, dinleyen, hakkında konuşulan: Geldim (geldi-m) , ben (1.kişi tekil) ; gel, geldin (geldi-n) , sen (2.kişi tekil) ; gelsin (gel-sin) , geldi, o (3.kişi tekil) ; geldik (geldi-k) , gelelim (gel-e-lim) , biz (I.kişi çoğul) ; gelin (gel-in) , geliniz (gel-in-iz) , siz (2.kişi çoğul) ; gelsinler (gel-sin-ler) , geldiler (geldi-ler) , onlar (3.kişi çoğul) vb.
  7. Kimse, insan.
  8. Sahip.
  9. Koca, eş.
  10. (en) Person. individual. soul. self. head. persona. cad. poll. wallah. wight. one.
  11. (en) Bird. character. individual. life. man. people. person. self. soul.
  12. (en) Person. human being. bod. entity. individual person. lot. man. merchant. self. soul. wight.
  13. (en) Person
  14. (fr) personne

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük