Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > mai müstamel nedir, mai müstamel ne demek (mai müstamel nnd)

mai müstamel nedir, mai müstamel ne demek?

mai müstamel

  1. Temiz olduğu halde temizleyici olmayan, kullanılmış olan sulardır. (Osmanlıca'da yazılışı: mâ-i müstamel)

mai (nedir ne demek)

  1. Mavi.
  2. (en) Multilateral Agreement on Investment.
  3. (en) Multilateral Agreement on Investments.
  4. (en) Multilateral Agreement on Investment Negotiations to establish this agreement under the auspices of OECD failed at the end of 1998.
  5. (en) The MAI membership designation is held by appraisers who are experienced in the valuation of commercial, industrial, residential and other types of properties, and who advise clients on real estate investment decisions.
  6. (en) The average annual increase in volume of individual trees or stands up to the specified point in time The MAI changes with different growth phases in a tree's life, bring highest in the middle years and then slowly decreasing with age The point at which the MAI peaks is commonly used to identify the biological maturity of the stand and its readiness for harvesting.
  7. (en) Forwards.
  8. (en) Mail.
  9. (en) Member of the American Institute of Appraisers qualified to specified requirements.
  10. (en) Member, Appraisal Institute.
  11. (en) Vessels.

ma   US UK (nedir ne demek)

  1. Megesterol asetat.
  2. (en) Megestrol acetate.
  3. Dili anne.
  4. Massachusetts.
  5. Master of Arts.
  6. [MA (master of arts) ] anne

müstamel (nedir ne demek)

  1. Kullanılmış olan.
  2. Yeni olmayan, eski.
  3. Kullanılan, kullanılmış. (Osmanlıca'da yazılışı: müsta'mel)
  4. (en) Second-hand, old kullanylmy?, eski.

temiz (nedir ne demek)

  1. Kirli, lekeli, pis, bulaşık olmayan, arı, pak
    Örnek: İçki yerine soğuk su, temiz ayran... var. F. R. Atay
  2. Özenle yapılmış.
  3. Çok az kullanılmış veya hiç kullanılmamış olan, özrü olmayan.
  4. Ahlakça lekesiz, necip, nezih
    Örnek: Biraz fazla saf olmakla beraber çok temiz ve nazik bir çocuk... R. N. Güntekin
  5. Kirli, lekeli, bulaşık olmayan bir biçimde.
  6. Kirli olmayan, pak.
  7. Ahlak yönünden temiz, nezih.
  8. Özenle yapılmış, güzel.
  9. (en) Clean.
  10. (en) Pure.
  11. (en) Hygienic.
  12. (en) Shipshape.
  13. (en) Sleek.
  14. (en) Virtuous.
  15. (en) Decent.
  16. (en) Morally upright.
  17. (en) Blank.
  18. (en) Crisp.
  19. (en) Kosher.
  20. (en) Clear.
  21. (en) Neat.
  22. (en) Fresh.
  23. (en) Chaste.
  24. (en) Clean-handed.
  25. (en) Fair.
  26. (en) Respectable.
  27. (en) Sanitary.
  28. (en) Spruce.
  29. (en) Tidy.
  30. (en) Unpolluted.
  31. (en) Unsoiled.
  32. (en) Unspotted.
  33. (en) Unstained.
  34. (en) White.
  35. (en) Cleanly.
  36. (en) Neatly.
  37. (en) Fairly.
  38. (en) Good.
  39. (en) Crystalline.
  40. (en) Neat work.
  41. (en) Pristine.
  42. (en) Sharp.
  43. (en) Stainless.

hal (nedir ne demek)

  1. Çözme, çözülme.
  2. Eritme.
  3. Karışık bir sorunun içinden çıkma, sonuca varma.
  4. Sebze, meyve, bakliyat vb.nin satıldığı yer.
  5. Tahttan indirme.
  6. Bir şeyin içinde bulunduğu şartları veya taşıdığı niteliklerin bütünü, durum, vaziyet
    Örnek: Herkes hâline göre bir hediye verdi. H. R. Gürpınar
  7. Davranış, tutum, tavır
  8. Şimdiki zaman, içinde yaşanılan zaman
  9. Güç, kuvvet, takat.
  10. Kötü durum, sıkıntı, dert.
  11. Durum.
  12. Bk. şimdiki zaman kipi
  13. Bk. şimdiki zaman
  14. Sebze, meyve, bakliyat vb. nin satıldığı pazar yeri.
  15. Nesnelerin kesin olarak tanımlanmış koşullardaki ortak niteliklerinin tümüne verilen ad. anlamdaş durum.
  16. Bk. duru
  17. Bir şeyin içinde bulunduğu şartların tümü.
  18. Bir sistemin ölçülebilen bütün özellikleri arasında kurulan ve o sistemin ayırt edici olarak belirlenmesini sağlayan nicelikler.
  19. Orbital, enerji seviyesi, nötral veya iyon halindeki atomlardaki bir elektronun durumları.
  20. Küçük Hindistan cevizi.
  21. Durum, vaziyet. Görünüş. Tavır. Suret. Keyfiyet. (Osmanlıca'da yazılışı: hâl)
  22. Kaldırma. Kal' etme.
  23. Debbağların dibagat ettikleri derinin kazıntısı. (Osmanlıca'da yazılışı: hal' (hulâe))
  24. (en) Circs.
  25. (en) Case.
  26. (en) Footing.
  27. (en) Occasion.
  28. (en) Order.
  29. (en) State of affairs.
  30. (en) Circumstances.
  31. (en) Hardware Abstraction Layer.
  32. (en) Firmware which provides a semi-or fully standardized interface between an SOC and code designed to exercise the SOC This code forms a layer between the hardware and software, allowing any software which uses a HAL to be more easily ported to operate with a different SOC This may or may not include boot code.
  33. (en) An acronym for hardware abstraction layer, a Windows NT DLL that links specific computer hardware implementations with the Windows NT kernel Windows NT 4 0 includes HALs for 80x86, Alpha, MIPS, and PowerPC hardware platforms.
  34. (en) Hardware Abstraction Layer Windows NT Software layer linking hardware to the Windows NT kernel.
  35. (en) NIII: voice; tune.
  36. (en) Enables Windows NT to work with different types of hardware.
  37. (en) Hardware Abstraction Layer Used to provide a generic interface to the hardware and 'hide' hardware-specific functions.
  38. (en) Hardware Abstraction Layer An executive component in Windows NT and later operating systems that provides support that is specific to a particular hardware platform HAL provides support for the Kernel, I/O Manager, kernel-mode debuggers, and device drivers that are the lowest level The HAL exports routines that extract hardware details that are platform-specific about caches, I/O buses, and interrupts HAL provides an interface between the hardware of the platform and the operating system software.
  39. (en) Hardware Adaptation Layer.
  40. (en) Holland America Line.
  41. (en) Food market.
  42. (en) State.
  43. (en) Condition.
  44. (en) Situation.
  45. (en) Status.
  46. (en) Aspect.
  47. (en) Demeanor.
  48. (en) Demeanour.
  49. (en) Estate.
  50. (en) Event.
  51. (en) Face.
  52. (en) Fettle.
  53. (en) Plight.
  54. (en) Posture.
  55. (en) Repair.
  56. (en) Sight.
  57. (en) Stand.
  58. (en) Position.
  59. (en) Temper.
  60. (en) Markethouse.
  61. (en) Attitude.
  62. (en) The present time.
  63. (en) Strength.
  64. (en) Energy.
  65. (en) Covered wholesale food market.
  66. (en) Affair.
  67. (en) Bearing.
  68. (en) Circumstance.
  69. (en) Frame.
  70. (en) Juncture.
  71. (en) Market hall.
  72. (en) Covered market.
  73. (en) Mode.
  74. (en) Occa.
  75. (al) Zustand
  76. (fr) État

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.028