Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > mütalaa etmek nedir, mütalaa etmek ne demek (mütalaa etmek nnd)

mütalaa etmek nedir, mütalaa etmek ne demek?

mütalaa etmek

  1. Okumak.
  2. (en) To examine, to scrutinize.

mütalaa (nedir ne demek)

  1. Okumaya, ders çalışmaya ayrılan zaman, etüt
    Örnek: Mütalaada önüne biyoloji kitabını açmış, iki satır okuyor, beş satır dalga geçiyordu. Ç. Altan
  2. İrdeleme, müzakere, görüş
    Örnek: Kolordu kumandanlarının fikir ve mütalaalarını bilmek, bence pek faydalı idi. Atatürk
  3. Düşünce.
  4. Adli davada bilirkişilerin verdikleri fikirler.
  5. Bk. düşünce
  6. (en) Opinion.
  7. (en) Study.
  8. (en) Observation.
  9. (en) Reading.
  10. (en) View point.
  11. (en) Statement.
  12. (en) Studying.
  13. (en) Reading carefully.
  14. (en) One's considered opinion.
  15. (en) Comment.
  16. (en) Deliberation.
  17. (en) İdea.
  18. (en) Remark.
  19. (en) Sentiments.
  20. (en) Survey.
  21. (en) Thought.

düşünce (nedir ne demek)

  1. Düşünme sonucu varılan, düşünmenin ürünü olan görüş, mütalaa, fikir, mülahaza, ide
    Örnek: Anlaşmazlıklarda aracılığına, zor durumlarda düşüncesine başvurulur. T. Buğra
  2. Dış dünyanın insan zihnine yansıması.
  3. Niyet, tasarı.
  4. Tasa, kaygı, sıkıntı.
  5. İlke, yönetici sav.
  6. Zihinde tasarlanan, canlandırılan şey.
  7. Bir işin gerçekleşmesi ya da bir sorunun çözümü için zihince tasarlanan, aranıp bulunan yol.
  8. Üşünce sonucu bilincine varılan herhangi bir şey.
  9. (en) Thinking.
  10. (en) Argument.
  11. (en) Communion.
  12. (en) Conception.
  13. (en) Estimate.
  14. (en) Estimation.
  15. (en) Reflection.
  16. (en) Anxiety.
  17. (en) Worry.
  18. (en) Estimate proselyte.
  19. (en) İdea, thought, consideration.
  20. (en) Reasoning.
  21. (en) Sentiments.
  22. (en) Thought.
  23. (en) Belief.
  24. (en) İdea.
  25. (en) Opinion.
  26. (en) Mind.
  27. (en) Consideration.
  28. (en) Judgement.
  29. (en) Apprehension.
  30. (en) Attitude.
  31. (en) Cogitation.
  32. (en) Conceit.
  33. (en) Counsel.
  34. (en) Fancy.
  35. (en) Remark.
  36. (en) Say-So.
  37. (en) Sense.
  38. (en) Voice.
  39. (en) İdeo-.
  40. (en) Judgment.
  41. (en) Observation.
  42. (en) Sentiment.
  43. (en) Sight.
  44. (en) View.

etmek (nedir ne demek)

  1. Bir işi yapmak
    Örnek: Şemsi, sıra düştükçe emlak komisyonculuğu ediyordu. H. Taner
  2. Bir durumu ortaya çıkarmak.
  3. "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak.
  4. Bulmak, erişmek
    Örnek: Hemşerileri gelir, kemençe gibi bir çalgıyla sabahı ederlerdi. R. H. Karay
  5. Birini bir şeyden yoksun bırakmak.
  6. Vermek.
  7. Eşit değer kazanmak.
  8. Herhangi bir değerde olmak
    Örnek: Kira dâhil olduğu hâlde aylık masrafımız tam beş lira ediyordu. Ö. Seyfettin
  9. (en) Step.
  10. (en) Say.
  11. (en) Aggregate.
  12. (en) Make.
  13. (en) Add up to.
  14. (en) Cost.
  15. (en) Have.
  16. (en) Practice.
  17. (en) Practise.
  18. (en) Render.
  19. (en) Send.
  20. (en) Subject.
  21. (en) Take.
  22. (en) Tender.
  23. (en) Misbehave.
  24. (en) Total.
  25. (en) To do.
  26. (en) To make.
  27. (en) To render.
  28. (en) To cost.
  29. (en) To amount to.
  30. (en) To total.
  31. (en) To be worth.
  32. (en) To deprive of.
  33. (en) To soil or wet (with feces or urine.
  34. (en) Amount.
  35. (en) Execute.
  36. (en) To cost roughly.

okumak (nedir ne demek)

  1. Yazıya geçirilmiş bir metne bakarak bunu sessizce çözümleyip anlamak veya aynı zamanda seslere çevirmek
    Örnek: Bana umutsuz bir sesle son raporları okudu. F. R. Atay
  2. Yazılmış bir metnin iletmek istediği şeyleri öğrenmek
    Örnek: Gazete bile okumak istemiyorum. B. Felek
  3. Bir konuyu öğrenmek için okulda, bir öğretmenin yanında veya yazılı şeyler üzerinde çalışmak, öğrenim görmek
    Örnek: Çabuk dil öğrenmedi, okumak istemedi. H. E. Adıvar
  4. Şarkı, türkü, şiir vb.ni sesli olarak veya ezgi ile söylemek
    Örnek: Salon boşalmaya başladı, biz şiirler okuyup dinliyoruz. R. H. Karay
  5. Bir şeyin anlamını çözmek.
  6. Hastalığı iyi edeceğini ileri sürerek okuyup üflemek, üfürükçülük etmek.
  7. Bazı belirtilerle bir anlamı, gizli bir duyguyu anlamak, kavramak
    Örnek: Yüzünü benden saklıyor. Niçin? Çehresinde, melalinde aşkının matemini okumayayım, diye mi? Ö. Seyfettin
  8. Sövmek, küfretmek.
  9. (en) To be able to read.
  10. (en) To attend school.
  11. (en) To swear at.
  12. (en) Say.
  13. (en) Read.
  14. (en) Study.
  15. (en) Peruse.
  16. (en) Announce.
  17. (en) To read.
  18. (en) To study.
  19. (en) To sing.
  20. (en) To say.
  21. (en) To decipher.
  22. (en) To understand.
  23. (en) Learn.
  24. (en) To chant.
  25. (en) Sing.
  26. (en) To recite.
  27. (en) To be read.
  28. (en) To be recited.
  29. (en) To be sang.

examine   US UK (nedir ne demek)

  1. Bakmak, dikkatle gözden geçirmek
  2. Muayene etmek
  3. Teftiş etmek
  4. Sınava tabi tutmak, imtihan etmek, yoklamak
  5. Sorguya çekmek

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.010