|
look for
-
Aramak, beklemek, bulmaya çalışmak, ummak
-
Bakmak, görünmek; ummak, ümit etmek; göstermek
-
Bakmak, nazar etmek, dikkatle bakmak, görmek
-
Düşünmek, mütalaa etmek
-
gözetmek
-
Yönelmiş olmak
-
Görünmek, gözükmek, benzemek
-
Bakış, nazar, bakma
-
Görünüş, ifade
-
Yüz ifadesi
-
Genellikle canlı hayvanlardan oluşan malların satıcı tarafından, alıcının belirlediği demiryolu istasyonunda teslim edilmesi yükümlülüğünü içeren bir teslim biçimi ve buna dayalı fiyat.
-
Free on rail
-
Foreign, forestry.
-
Edat bağlaç için, -e
-
uğruna
-
şerefine
-
-den dolayı sebebi ile, cihetten
-
-e mukabil, karşı
-
uygun
-
yerine
-
Hususunda, dair
-
göre
-
Baglaç çünkü, zira
-
İçin, göre, amacıyla, doğru, uygun, yönünde, yarayan, karşı, dolayı, sebebiyle
-
Birini veya bir şeyi bulmaya çalışmak
Örnek:
Dükkânın içinde gözleriyle bir şeyler aradı. S. F. Abasıyanık
-
Araştırmak, yoklamak.
-
Ziyarete, hatır sormaya gitmek
Örnek:
Bir kere düştün mü, ne arayan olur ne soran! B. Felek
-
Bir şeyin yokluğunu duyarak geri gelmesini istemek, özlemek
Örnek:
Seni çok arıyorum, Ziyacığım. C. S. Tarancı
-
Önem verip istemek.
-
Şart koşulmak.
-
Look for. search for. search. seek. try to find. seek for. hunt. miss. comb. comb out. gun for. hunt after. hunt for. hunt out. be on the look-out for. have a look-see. poke. quest. rout. rummage. scout about. scout around. seek after. be spoiling fo.
-
Look for. search for. search. seek. try to find. seek for. hunt. miss. comb. comb out. gun for. hunt after. hunt for. hunt out. be on the look-out for. have a look-see. poke. quest. rout. rummage. scout about. scout around. seek after. be spoiling fo. call. ransack. regret. scout.
-
Search. seek. to look for. to seek. to search. to miss. to ask for. to inquire after. to drop in on. court. feel. feel after. inquire. look up. nose. pursue. quest. regret. root about. want.
-
search
beklemek(nedir ne demek)
-
Bir iş oluncaya, biri gelinceye değin bir yerde kalmak, durmak
Örnek:
Arkadaki tramvaylar dizi olmuş, bekliyorlardı. H. Taner
-
Süre tanımak, acele etmemek
Örnek:
Demin orada oturdum, senin uyanma saatini bekledim. R. H. Karay
-
Bir şeyi, bir kimseyi gözetmek, korumak, muhafaza etmek.
-
Ummak
Örnek:
Nikâhtan bu kadar keramet bekleme! P. Safa
-
Karşılaşma ihtimali bulunmak
Örnek:
Sabri gittikten sonra Basire, ondan gebe kalmış olmaktan korkarak bekledi. M. Ş. Esendal
-
Aramak, istemek
Örnek:
Bu tecrübeli deniz kurdunun muhakkak bir beklediği var. F. F. Tülbentçi
-
Oyalanmak.
-
Mark time. wait. wait for. hope. expect. look forward to. watch. abide. anticipate. await. bargain for. bide. hang about. hang around. hold on. look for. have smth. in prospect. stand by. stay. tarry.
-
Anticipate. await. expect. guard. think. wait. watch. to wait. to await. to hang on. to hold on. to stick around. to expect. to anticipate. to guard. to watch.
-
Wait. to wait for. to expect. to expect from. to guard. to watch over. to attend. anticipate. await. bide. to keep guard. hang in. hope. look for. look forward to. stay. watch.
-
wait
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|