|
live
-
Yaşamak, sağ olmak, hayatta olmak
-
beslenmek
-
Geçinmek, ömür sürmek
-
Oturmak, eğleşmek, ikamet etmek
-
Geçirmek, sürmek live a double life iki yüzlü hayat yaşamak
-
Canlı, diri, zinde, hayat dolu
-
Hayata ait, yaşayanlara ait
-
yanan
-
Elektrikle dolu (tel)
-
Parlak (renk)
-
Asıl yerinde bulunan (kaya)
-
matb
-
Yaşamak, hayatta kalmak; oturmak; hayatın tadını çıkarmak
-
Canlılığını, hayatını sürdürmek
Örnek:
Hiçbir şey yaşarken daha önemli değildir. A. İlhan
-
Sağ olmak.
-
Varlığını sürdürmek.
-
Oturmak, eğleşmek.
-
Geçinmek.
-
Herhangi bir durumda bulunmak veya olmak.
-
Görüp geçirmek, başından geçmek
-
Sürmek, devam etmek.
-
Dwell. exist. experience. live. subsist. taste.
-
Dwell. exist. experience. know. live. shift. subsist.
-
To live. to inhabit. to experience. to dwell. to survive.
-
Vücutta kalbin bulunduğu tarafın karşısında olan, sol karşıtı
Örnek:
Sağ cebinde kocaman bir gazete tomarı görünüyordu. Ö. Seyfettin
-
Bu taraftaki yön.
-
Ekonomi ve siyasette gelenekçi (görüş).
-
Boksta sağ yumrukla vuruş.
-
Katkısız.
-
Yaşamakta olan
Örnek:
Aliş sağ mı, yoksa boğuldu mu? Halikarnas Balıkçısı
-
Sağlam, esen.
-
Right. right-wing. right-hand. dexter. offside. alive. living. right.
-
Living. right.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|