|
lipofuskin
-
Sinir hücrelerinin hücre gövdesindeki (perikaryon) sitoplâzmasında bulunan, lizozomlar tarafından sindirilemeyen madde kalıntılarından oluşan, yaşlanmayla sayıları artan, sarı kahverengi pigment. Yaşlanma pigmenti.
-
Yaşlanma pigmenti.
-
lipofuscin
-
lipofuscin
-
Duyu ve hareket uyarılarını beyinden organlara, organlardan beyne ileten beyazımsı teller ve bu tellerin oluşturduğu demet
Örnek:
Koket ruhu artık yüzünün sinirlerini idare etmiyordu. R. N. Güntekin
-
Rahatsız edici, hastalık derecesine varan özellik.
-
Herhangi bir şey, bir olay karşısında tepki gösterme duyarlığı ve kişinin ruhsal niteliği
-
Hoşa gitmeyen, can sıkan.
-
Kas kirişi ve zarı.
-
Birçoksinir telinin bir araya gelmesi ile oluşan yapı.
-
Arse. bugger. nerve. sinew. string. fibre. anger. irritation. emotional balance. equanimity. crabby. irritating. irksome. annoying. fiber. rib. vein. nervous. habit.
-
nerve
-
nerf
-
İnce bir zar içindeki protoplazma ve çekirdekten oluşmuş, bir organizmanın yapı ve görev bakımlarından en küçük birliği, göze.
-
Küçük oda
Örnek:
Üzerine ot bir yatakla bir battaniye atılmış, demir bir somyadan başka içinde bir şey olmayan çıplak bir hücrede bulunduğunu anladı. A. İlhan
-
Tutukluların veya hükümlülerin yalnız olarak kapatıldıkları küçük oda
Örnek:
Sonunda hücresine götürdüler de boylu boyunca uzanabildi. S. F. Abasıyanık
-
Siyasi bir inançla gizli olarak çalışan bir örgütün genellikle aynı yerde çalışanlarının oluşturduğu topluluk.
-
Genellikle gözle görülemeyecek kadar küçük, yarı geçirgen bir zar ile çevrili sitoplâzma kitlesinden oluşan, sitoplâzma içinde çeşitli hayalî olayları yürüten çekirdek, endoplâzmik retikulum, mitokondri, sentriol, lizozom, ribozom, gibi organeller ile mikrofilâmentler, mikrotüpçükler vb. yapılar bulunan, genetik materyali ya bir zar ile çevrili (ökaryot) ya da sitoplâzma içinde zarsız olarak yer alan (prokaryot) bir organizmanın yapı ve görev bakımından en küçük birliği.
-
Bk. odacık
-
Organizmanın canlılığını kendi başına sürdürebilen, bölünüp çoğalabilen ve dışarıdan aldığı maddeleri özümleyebilen en küçük birimi. Çekirdek ve sitoplazmadan oluşan hücre içerisinde canlılığını sürdürebilen organeller bulunurlarsa da bunların yaşaması hücrelerin canlılığını devam ettirmesine bağlıdır.
-
Cellular. cell. cubicle. cabin. hole.
-
Cell. cell göze. alcove. niche. room. chamber.
-
Cell. room. chamber. alcove. niche. closet. cooler. cubby hole. cubicle.
-
cell
-
cellula
-
cellule
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|