|
learn
-
(ed veya learnt) öğrenmek
-
işitmek
-
Haber almak
-
Öğrenmek, haber almak
-
Bilgi edinmek
Örnek:
Gerçi yeni nesil, eskiyi öğrenmekte bir fayda görmüyor ama, ben gene de yazayım. B. Felek
-
Bellemek.
-
Yetenek, beceri kazanmak
Örnek:
Her şeye dikkatli baktığı için öğrenmişti. R. H. Karay
-
Haber almak
Örnek:
Hüseyin, ayrılma kararını öğrenince tabancayı göğsüne dayamış, ateş etmiş. M. Ş. Esendal
-
Learn. study. get to know. come to know. master. wise up to. make oneself acquainted with. make acquainted with. ascertain. elicit. hear. imbibe. inform oneself of smth. school oneself to. get wise to. wit.
-
Hear. imbibe. learn. understand.
-
To learn. to learn / to hear of sth. get. get hold of. to come to know. to hear through side channels. understand.
işitmek(nedir ne demek)
-
Kulakla algılamak, duymak
Örnek:
Doktorun sesini işitince koştu, yanakları kırmızı, gözleri parlıyordu. H. E. Adıvar
-
Haber almak.
-
Kendisine söylenilmek
Örnek:
Gayet sert bir adam olan hesap hocasından boyuna azar işitiyordu. O. C. Kaygılı
-
Hear. understand.
-
To hear. to learn of. learn.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|