|
law
-
I. hukuk, yasa, kanun, kural, ilke, dava, yasal çözüm
-
(i.) kanun, yasa, nizam, kaide, kural, düstur; adalet; hukuk; tabiat kanunu; usul, töre, âdet. the law hâkim veya avukatlar sınıfı; polis law and order küçük suçlara karsı şiddet; sokaklarda emniyet. law court mahkeme. law merchant ticaret kanunu. law of nations devletler hukuku. law school hukuk fakültesi. law term hukuk deyimi veya dili; adliye mahkemelerinin toplanma zamanı. administrative law idare hukuku. canon law şeriat; kilisenin koyduğu yasaklar. civil law medeni hukuk. commercial law ticaret hukuku. common law örf ve âdet hukuku. international law milletlerarası hukuk, devletler hukuku. martial law örfi idare, sıkıyönetim. go to law mahkemeye müracaat etmek, dava etmek. lay down the law diktatörlük etmek. take the law into one's own hands hakkını kendi eli ile almak, intikamını almak.
-
I. hukuk, yasa, kanun, kural, ilke, dava, yasal çözüm
-
Toplumu düzenleyen ve devletin yaptırım gücünü belirleyen yasaların bütünü, tüze
Örnek:
Hukuk daima âdetlerin peşinden gider, önüne geçmez. P. Safa
-
Bu yasaları konu alan bilim
Örnek:
Kaldı ki, böyle bir hareket, milletlerarası hukuka taban tabana zıttı. Y. K. Karaosmanoğlu
-
Yasaların ceza ile ilgili olmayıp alacak verecek vb. davaları ilgilendiren bölümü.
-
Haklar.
-
Ahbaplık, dostluk.
-
Legal. juristic. juristical. law. jus.
-
Jurisprudence. law. law tüze. rights haklar. friendship ahbaplık. dostluk.
-
Law. jurisprudence. jus.
-
Olayların gidişinde olağan dışına yer vermeyen, değişmezlik ve mecburiyet gösteren kural.
-
Devletin yasama organları tarafından konulan ve uyulması gereken kurallar bütünü, kanun.
-
Bilimde çok sayıda deney ve gözlemden sonra, aynı şartlarda aynı sonuçları verdiği kesin olarak belirlenen durum.
-
Toplumsal hayat içinde kendiliğinden oluşan ve uyulması toplum içinde yaşamanın bir mecburiyeti olan alışkıların bütünü.
-
Düşüncenin mantıksal bir değeri olması için uyulması şart olan temel.
-
1- Olaylar arasında düzenli bir bağıntıyı saptayan ve bir şeyin zorunlu olduğunu dile getiren genel önerme. Olayların gidişinde olağandışına yer vermeyen, değişmezlik ve zorunluluk gösteren kural (doğayasası). 2- Değişmezlik ve zorunluluk niteliği taşımayan, ancak bir yükümlülüğü içeren, özgür bir istence dayalı kural (gereklilikyasası). .// Bu türyasa: a- Hukukta: Toplumda bireyler arası ilişkileri düzenlemek amacıyle devletçe konmuş yönerge ve kurallar, b- Ahlâkta: Törelerle ilgili davranışları düzenleyici buyruklar ve yönergeler; bir davranışın nasıl olması gerektiğini, ne yapmak gerektiğini gösteren kurallar. 3-Düşüncenin mantıksal bir değeri olması için uyulması zorunlu olan temel -> belitler; mantık kuralları (düşünmeyasaları).
-
Kanun; düzen; töre.
-
Act. act of congress. code. enaction. law. regulation. statute.
-
Act. law. ordinance. statute. act kanun. code of laws.
-
Act of parliament. law. code of laws. law code. act. statute.
-
Law
-
Loi
-
Lex
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|