|
law and order
-
Kanun, yasa, nizam, kaide, kural, düstur
-
adalet
-
hukuk
-
Tabiat kanunu
-
Usul, töre, âdet
-
Hukuk, yasa, kanun, kural, ilke, dava, yasal çözüm
-
Yemîn. ~ içmek: yemîn etmek.
-
Bağlaç ve, de, ile And howl dili
-
Ve, ile, de
-
Düzen.
-
order
-
Emir vermek, emretmek, buyurmak
-
Ismarlamak, sipariş etmek
-
Düzenlemek, sıraya koymak, tertip etmek
-
Düzen, nizam, sıra: dizi
-
Usul, yol, kural
-
Emir, yönerme, buyrultu
-
Ismarlama, sipariş
-
havale
-
Tarikat, mezhep fırkası
-
Şeref rütbesi
-
Cins, çeşit
-
Mimari tarz
-
biyol
-
Emir vermek, emretmek, buyurmak, söylemek, tavsiye etmek (doktor), sipariş vermek, ısmarlamak, düzenlemek, sıraya koymak
-
Yılın ilk (kânunuevvel) ve son (kânunusani) ayı.
-
Yasa.
-
Geçerli olan kural
Örnek:
Dünyanın en büyük kanunu, nefsini müdafaa ve muhafaza etmek için karnını doyurmaktır. A. Ş. Hisar
-
Dikdörtgen biçiminde, bir köşesi kesik, yassı bir sandık üzerine gerilmiş tellerden oluşan, tırnak adı verilen çalgıçlarla çalınan ince saz çalgısı.
-
Eski takvimde yer alan kânunusani, kânunuevvel ay adlarında geçen "ateş ocağı" anlamındaki söz
-
Doğa olaylarının oluş nedenlerini ortaya koyan ve gelecekteki olayları önceden kestirme olanağı veren bağıntı; Newtonkanunu, Keplerkanunları.
-
Bk. kanon
-
Bk. yasa
-
Olayların gidişinde olağandışına yer vermeyen, değişmezlik ve zorunluluk gösteren kura
-
Devletlerin yasama gücü tarafından konulan, herkesin uyması zorunlu olan yaptırıma bağlı kuralların her biri.
-
Law. act. code. canon. enaction. rule. statute.
-
Act. law. zither. rule.
-
Act. act of parliament. code. enactment. law. rule. statute. principle. scientific law. law of nature. canon. legislative act. measure. ordinance. prescript. regulation.
-
law
-
[Kanuni i Lekë Dukagjinit] n. law, act, code, canon, enaction, rule, statute, act of congress, act of parliament
-
loi
düzen(nedir ne demek)
-
Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum, uyum, nizam, sistem
Örnek:
Evin en bozuk düzeninde bile hastalığa mahsus birtakım aletler vardır. R. N. Güntekin
-
Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanması.
-
Yerleştirme, tertip.
-
Bir devletin belli başlı ilkeleri bakımından yönetimde tuttuğu yol, yönetim biçimi, rejim.
-
Dolap, hile
Örnek:
Hile, düzen dağarcığından elbette yeni bir şey bulup çıkaracak. E. E. Talu
-
Müzik aletlerinde ses ayarı, akort.
-
Toplumsal bir yapı içinde ögelerin bütüne, bütünün ögelere ve ögelerin birbirlerine göre ilişkileri.
-
Alet edevat takımı.
-
Order. regularity. regulation. formation. arrangement. coordination. harmony. system. orderliness. array. contexture. convention. cosmos. disposal. disposition. get-up. layout. make-up. method. regime. right. scheme. trim.
-
Arrangement. method. order. regularity. sequence. setup. trick. trickery. trim.
-
Arrangement. device. formation. installation. order. organization. system. trim. orderliness. the social order. the system. mechanism. linkage. set-up. contrivance. accord. harmony. gadget. gear. plan. plant. train. tree. program (me. tool. machine. gin.
-
disposition
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|