|
land forces
-
Karaya çıkarmak
-
Tutup karaya getirmek (balık)
-
Durdurmak, yere indirmek
-
İsabet ettirmek, aşketmek, indirmek
-
Elde etmek, kazanmak
-
Karaya çıkmak, durmak, yere inmek
-
İsabet etmek, düşmek
-
Kara, arz
-
Toprak, yer, arsa
-
Memleket, diyar
-
Emlâk, arazi
-
Karaya çıkmak, yere inmek, düşmek, karaya ayak basmak, yenmek, kazanmak, indirmek, karaya çıkartmak, sokmak, çakmak, vurmak, yapmak
-
Güç, kuvvet, kudret
-
Zor, cebir şiddet, baskı, tazyik
-
Hüküm, tesir
-
Güç, kuvvet
-
Zorlamak, icbar etmek, mecbur etmek
-
Tazyik etmek, sıkıstırmak
-
Zorla almak
-
Irzına geçmek
-
Suni usullerle turfanda meyva, sebze ve çiçek yetiştirmek
-
Zorlamak, mecbur etmek, sıkıştırmak, baskı yapmak, yükseltmek (fiyat), çabuklaştırmak, ırzına geçmek, serada yetiştirmek
-
Bir ülkeyi karadan gelecek saldırı ve tehlikeye karşı korumak amacı ile kurulan askerî teşkilat.
-
Silahlı kuvvetler içinde yer alan kara ordularının tümü.
-
Continental power. land forces.
-
Yeryüzünün denizle örtülü olmayan bölümü, toprak
Örnek:
Havamız da, karamız da, denizlerimiz de kirli olduğuna göre... H. Taner
-
En koyu renk, siyah, ak, beyaz karşıtı.
-
Bu renkte olan
-
Esmer.
-
Kötü, uğursuz, sıkıntılı
-
Yüz kızartıcı durum, leke.
-
İftira.
-
Kara renk; üzerine düşen bütün ışığı soğuran cisimlerin rengi.
-
En koyu renk, siyah.
-
Zenci, esmer.
-
Black. dark. overland. sable. territorial. sooty. earth. ground. ivory-black. land. sable. shore. smut. terra firma. nigr-.
-
Black. blot. mainland. shore. land. territorial. terrestrial.
-
Black and dry land. shore continent. biosphere. black. earth.
-
Iron Bracelet. -working; -producing; -energetic.
-
S steel bangle worn on the right wrist by Sikhs. 'China'. empty of China.
-
Empty.
-
black
-
noir
kuvvet(nedir ne demek)
-
Fiziksel güç, takat
Örnek:
Bu kadar cesur bir hamleye yetecek kuvvetim yok. Y. Z. Ortaç
-
Güç
-
Şiddet, zor, cebir.
-
Yetke, erk, nüfuz.
-
Dayanıklı olma durumu, tahammül, mukavemet.
-
Bir ülkenin savaşçı silahlı kuruluşları veya gücü
-
Durgunluğu harekete veya hareketi durgun bir duruma çeviren etken, direnci kıran veya direnç doğuran özellik.
-
Bir niceliğin kendisi ile çarpılarak yükseltildiği derecelerden her biri: 2x2x2=23 denkleminde, 3 sayısı 2'nin kuvvetini gösterir.
-
Bir cismin durgunluk ya da devinim durumunu değiştirebilen yönleçsel nitelikli etki. anlamdaş gürelik.
-
Bir cismin durgunluk ya da devinim durumunu değiştirebilen yönleçsel nitelikli etki. anlamdaş gürelik.
-
Bk. güç
-
Bir cismin durma ya da devinim durumunu değiştiren dış etken. (SI birimi newton'dur).
-
force
-
Power. force. strength. energy. vigor. vigour. potency. might. beef. command. dint. lustiness. main. pith. punch. robustness. sinew. stamina. vinegar. vis. zing. thews.
-
Action. force. might. muscle. pep. power. steam. strength. vigour. might güç.
-
Force. power. strength. vigor. power. action. command. drive. emphasis. energy. fibre. function. go. heart. imperium. iron. might. nerve. pep. potency. punch. snap. stamina. steam. substance. vigour. vim. virtue. zap.
-
Kraft
-
force
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|