|
lamba
-
Petrol gibi yanıcı bir madde yakarak veya elektrik akımıyla içindeki teller akkor durumuna geçerek ışık veren alet
Örnek:
Bir gaz lambasının ışığında önüme serdiğim haritayı tetkik ediyordum. Y. K. Karaosmanoğlu
-
Radyo ve televizyonlarda kullanılan, havası boşaltılmış veya içine düşük basınçlı bir gaz doldurulmuş cam, seramik veya çelikten ampul.
-
Kapı, pencere kenarlarına açılan, genellikle dik açılı girinti.
-
Bk. boru
-
Bk. ışıtaç
-
Işık üretmek için yapılmış yapay kaynak.
-
Kapı, pencere ya da kapak kenarlarına açılan, genellikle dikaçılı girinti.
-
Bk. lamba
-
Lamp. bulb. light. illuminant. glim.
-
Lamp. fixture. head lamp.
-
lamp
-
Lampe
-
Falz
-
Lampe
-
jointure
-
Bir yerden başka bir yere sıvı, gaz vb. aktarmaya yarayan, içi boş, uçları açık, uzun ve dar silindir
Örnek:
Soba borusu kazanın içinden geçerdi. N. Cumalı
-
Borazan
-
Kullanım yerine göre çapı değişebilen genellikle camdan yapılmış içinde üşekler bulunan, havası alınmış ya da amaca uygun uçunlarla doldurulmuş yuvak biçimli kapalı gereç. Temel parçacıkları algılayan Geigerborulanndan televizyon görüntüborusuna ve eksicikborularına değin değişik kullanım yerleri vardır.
-
Pipe. tube. trumpet. horn. clarion. conduit. drain. duct. trump.
-
Bore. clarion. duct. flue. horn. pipe. trumpet. tube. tubing. bugle.
-
Conduit. horn. pipe. trumpet. tube. bugle. cane. spout. orifice. flue. duct. beak. cornet. nose. nozzle. penstock. blare. funnel. trump.
-
tube
-
Röhre
-
Tube, lampe
-
Yoğunluğu 0,8-0,95 arasında olabilen, hidrokarbürlerden oluşmuş, kendisine özgü kokusu olan, koyu renkli, arıtılmamış, doğal yanıcı mineral yağ, yer yağı
Örnek:
Kamyonlar yarı benzin, yarı petrolle çalışmaya uğraşıyor. A. Gündüz
-
Bk. yeryağı
-
Oilbearing. oil. petroleum. rock oil. fossil oil.
-
Oil. petroleum. prospector.
-
Petroleum.
-
Oil. petroleum. crude oil. well / gas / coal / rock / stone / case oil. kerosine. parafine. rock tar. naphta. gas oil. juice. mineral oil.
-
Brit Gasoline.
-
Uk term for gasoline, either lamp fuel or automobile fuel.
-
British/Australasian term for gasoline. see: gasoline.
-
In this type of engine, air and petrol are mixed together, then sent to each cylinder, where an electric spark from a spark plug causes the mixture to ignite and explode This drives the piston downward, rotating the crankshaft, which in turn rotates the wheels of the vehicle.
-
Commonly known as gasoline.
-
Gas/Fuel. a volatile flammable mixture of hydrocarbons derived from petroleum; used mainly as a fuel in internal-combustion engines.
-
Eski petrol.
-
benzin
-
Çivi, pin, saplama
-
Erkek kedi.
-
Çivi, cıvata, pim
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|