|
kuyu
-
Su katmanına varıncaya kadar derinliğine kazılan, genellikle silindir biçiminde, çevresine duvar örülen, suyundan yararlanılan çukur
Örnek:
Kahveci Salih eğilmiş, az evvel sarkıttığı gazozları kuyudan çıkarıyordu. H. Taner
-
Toprağa kazılan derince çukur.
-
İçinden çıkılamayan durum veya yer.
-
Yer altındaki iş yerlerine ulaşmak için açılmış ve kesit boyutları derinliğine oranla sınırlı, düşey veya düşeye yakın bağlantı yolu.
-
Yeraltı suyundan yararlanmak üzere insan eliyle açılmış, genellikle çember biçiminde, az çok derin çukur.
-
Well. pit. shaft. bore. coalpit. draw well.
-
Well. oil well. shaft.
-
Well. pit. deep hole. shaft. wellhole.
-
well
-
puit
-
Ölçüsünde, derecesinde
Örnek:
Balıkçılıkta para vardır, ama dalgıçlık kadar da genç işidir. S. F. Abasıyanık
-
Büyüklüğünde, genişliğinde.
-
Dek, değin
-
Gibi
-
Denli
-
Süre belirten bir söz
-
Miktarda, derecede
-
Gösterme sıfatlarından biriyle bir sayıdan sonra geldiğinde kesinlikle belli olmayan bir niceliği belirten bir söz
-
As. as much as. as far as. so. as much as. up to. until. till. inasmuch as. so long as. until. till. pending.
-
As. as. as big as. as much as. until. till. by. up to. to. as far as. about. or so. something like. amount. degre.
-
As much as. as many as. up to. by. so.
-
Prep. by
-
Derin olarak, derinlemesine.
-
Deeply, profoundly; intensely, extremely
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|