|
Bu kelime tam olarak bulunamadı, belki aşağıdaki(ler) işinize yarayabilir:
Bu kelimeyi ekleyerek katkıda bulunabilirsiniz.
kuvvet
-
Fiziksel güç, takat
Örnek:
Bu kadar cesur bir hamleye yetecek kuvvetim yok. Y. Z. Ortaç
-
Güç
-
Şiddet, zor, cebir.
-
Yetke, erk, nüfuz.
-
Dayanıklı olma durumu, tahammül, mukavemet.
-
Bir ülkenin savaşçı silahlı kuruluşları veya gücü
-
Durgunluğu harekete veya hareketi durgun bir duruma çeviren etken, direnci kıran veya direnç doğuran özellik.
-
Bir niceliğin kendisi ile çarpılarak yükseltildiği derecelerden her biri: 2x2x2=23 denkleminde, 3 sayısı 2'nin kuvvetini gösterir.
-
Bir cismin durgunluk ya da devinim durumunu değiştirebilen yönleçsel nitelikli etki. anlamdaş gürelik.
-
Bir cismin durgunluk ya da devinim durumunu değiştirebilen yönleçsel nitelikli etki. anlamdaş gürelik.
-
Bk. güç
-
Bir cismin durma ya da devinim durumunu değiştiren dış etken. (SI birimi newton'dur).
-
force
-
Power. force. strength. energy. vigor. vigour. potency. might. beef. command. dint. lustiness. main. pith. punch. robustness. sinew. stamina. vinegar. vis. zing. thews.
-
Action. force. might. muscle. pep. power. steam. strength. vigour. might güç.
-
Force. power. strength. vigor. power. action. command. drive. emphasis. energy. fibre. function. go. heart. imperium. iron. might. nerve. pep. potency. punch. snap. stamina. steam. substance. vigour. vim. virtue. zap.
-
Kraft
-
force
-
Ağır ve yorucu emekle yapılan, müşkül.
-
Yapılması zor, çetin, kolay karşıtı
Örnek:
Değiştirmedim ben düşüncemi. Güçtür şiir söylemek, nesir yazmaktan çok güçtür. N. Ataç
-
Zorlukla
Örnek:
Kendini yatağa güç atmış ve sızıp kalmıştı. Y. K. Karaosmanoğlu
-
Fizik, düşünce ve ahlak yönünden bir etki yapabilme veya bir etkiye direnebilme yeteneği, kuvvet.
-
Bir olaya yol açan her türlü hareket, kuvvet, takat.
-
Sınırsız, mutlak nitelik.
-
Büyük etkinliği ve önemi olan nitelik.
-
Bir cihazın, bir mekanizmanın iş yapabilme niteliği.
-
Siyasi, ekonomik, askerî vb. bakımlardan etki ve önemi büyük olan devlet.
-
Bir ulus, bir ordu vb.nin ekonomik, endüstriyel ve askerî potansiyeli.
-
Bir toprağın verimlilik yeteneği.
-
1- İş yapma hızı; birim zamanda yapılan iş. 2- Görsel bir aygıtın ayrıntıları seçme yeteneği.
-
1-Fiziksel, düşüncel ve ahlaksal bir etki yapabilme ya da bir etkiye direnebilme yeteneği, a. Ağır bir cismi kımıldatabilme yeteneği: kas gücü. b. Etki vegüçlülük ilkesi: karakter gücü, direnme gücü, düşünce gücü, bir kanıtın gücü (idée force = kımıldatıcı, yöneticigüç). 2- Fizik-ötesi kavramı olarak: a. İtme ve çarpmada dıştan mekanik etki yapan şey; b. Bireylerde türlü biçimlerde ortaya çıkan itici, etki yapıcı ve biçimlendirici olan şey. (Leibniz'de temel etkinlik ilkesi; Herder ve Nietzsche'de de temel kavram.) 3- Bir şeyin yapılmasını tüzeyle, anlaşmayla değil de, baskı yoluyle sağlayan etkinlik. (Ör. Güce dayalı devlet.)
-
Birim zamana düşen iş birimleriyle ölçülen iş yapma oranı
-
Vatla ölçülen iş yapma oranı; elektrik gücü (1 vatlık birgüç, saniyede 1 jul iş yapar).
-
Birim zamanda yapılan işin niceliği ile ölçülen iş yapabilme yeteneği.
-
Bir iş veya enerjinin transfer edilme hızı, birimi J.s-1 (wat).
-
Yorucu, emekle yapılan.
-
Zor, çetin.
-
Şiddet.
-
İş, meşguliyet.
-
Kuvvet.
-
power,
-
Electric power
-
Difficult. hard. arduous. baffling. tricksy. strength. power. force. energy. ability. capability. capacity. arm. clout. clutch. command. control. dominance. forcefulness. intensity. iron. might. pep. pith. potency. potential. punch. rod. sinew. spiri.
-
Ability. arduous. arm. ascendance. austere. difficult. effort. energy. exacting. force. hard. heavy. impossible. laborious. might. muscle. onerous. pep. potency. potential. power. punch. push. rough. sap. sinew. stamina. steam. sticky. stiff. strength. strenuous. tough. troublesome. vigour. zip.
-
Power. impulse. proficiency. influence. rating. task. delivery job. heavy duty. ability. arduous. arm. capability. capacity. competence. difficult. effort. energy. faculty. force. hard. impetus. lift. might. painful. parlous. pith. potency. severe. solidi.
-
power
-
force
-
Leistung,
-
Kraftstrom
-
Leistung
-
puissance,
-
Puissance (électrique)
-
force
-
puissance
-
fortitudo
-
Physical force
-
Fizikle ilgili olan.
-
Genel olarak doğaya, maddeye, nesnelere ilişkin olan, fiziki.
-
Maddelerin enerji ilişkileri ile ilgili.
-
Physical. somatic.
-
physical.
-
Physical. sensual.
-
physical
takat(nedir ne demek)
-
Bir şeyi yapabilme, başarabilme gücü, güç, hâl, derman, kuvvet
Örnek:
Hareket edebilecek ne vasıtamız ne takatimiz vardı. A. Gündüz
-
Bk. güç
-
Strength. energy güç. hal. derman. power. capacity. potency. energy.
-
Power. strength. fund of strenght. energy. force. capacity. might. endurance.
-
power
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|