|
kuvve i mekniye
-
(Lat. potentia = güç, olanak, saklı güç) (Genel anlamda) Edim olarak değil de, güç olarak var olan, henüz gerçekleşmeyen, ama gerçekleşebilecek olan, olanak durumunda olan. Karşıtı bk. erke; edim. 1- (Aristoteles'te) Bir şeyi yapma, özellikle bir şeyi oluşturma olanağı; Yun. energeia = erke, gerçekleştirme gücü ve entelekheia = biçimleyici ilkenin karşıtı olarak salt olanak. (Ör. Bir mermer parçasında Apollon heykeli olmak üzere birgizilgüç vardır.) 2- Eylem yeteneği, atılıma zorlayan güç.
-
potentiality
-
potentiel
-
potentia
-
Düşünce, niyet.
-
Bir devletin silahlı kuvvetlerinin durumu veya gücü.
-
Yeti.
-
Bk. yeti
-
İntention; force, power; faculty
-
Tikel olumlu önermenin simgesi.
-
1.Optikçe inaktifliği göstermek için simge. 2.iso- için simge. 3.Van't Hoff faktörü. (II)
-
Ninth letter of the English alphabet
-
Fusel oil bazı içkiler yapı Iırken meydana gelen bir çeşit karışık ve za rarlı alkol
-
İyelik hali my benim
-
iodine.
-
İngiliz alfabesinin dokuzuncu harfi
-
I harfi şeklinde herhangi bir şey
-
Romen rakamlannda bir sayısı.
-
Bir (romen)
-
Düşünme sonucu varılan, düşünmenin ürünü olan görüş, mütalaa, fikir, mülahaza, ide
Örnek:
Anlaşmazlıklarda aracılığına, zor durumlarda düşüncesine başvurulur. T. Buğra
-
Dış dünyanın insan zihnine yansıması.
-
Niyet, tasarı.
-
Tasa, kaygı, sıkıntı.
-
İlke, yönetici sav.
-
1- Zihinde tasarlanan, canlandırılan şey. 2- Bir işin gerçekleşmesi ya da bir sorunun çözümü için zihince tasarlanan, aranıp bulunan yol. 3-düşünce sonucu bilincine varılan herhangi bir şey.
-
Thinking. reasoning. sentiments. thinking. thought. belief. idea. opinion. mind. consideration. judgement. apprehension. attitude. cogitation. conceit. counsel. fancy. remark. say-so. sense. voice. ideo-.
-
Argument. attitude. communion. conception. consideration. estimate. estimation. idea. judgment. mind. observation. opinion. remark. sense. sentiment. sight. thinking. thought. view. voice.
-
İdea. opinion. reflection. thought. thinking. observation. anxiety. worry. conception. consideration. counsel. estimate n. proselyte. sentiments.
-
İdea, thought, consideration
niyet(nedir ne demek)
-
Bir şeyi yapmayı önceden isteyip düşünme, maksat
Örnek:
Niyeti ilk önüne gelen telefonlu dükkâna dalmaktı. H. Taner
-
Fal gibi kullanılmak amacıyla içine mâni yazılıp katlanmış veya şekerlere sarılmış kâğıt parçası.
-
Namaz kılmaya, oruç tutmaya ve abdest almaya karar verip başlama.
-
Bir şeyi yapmayı önceden isteyip düşünme, maksat.
-
İntention. will. purpose. aim. resolve. design. idea. contemplation. counsel. determination. faith. intent. plan. pulse. resolution. scope. sense. thought.
-
Contemplation. intent. intention. plan. purport. purpose. resolve. thought. will.
-
İntent. intention. purpose. animo. animus. determination. disposition. end. game. mind. motive. plan. resolve. will.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|