|
kusur bulmak
-
Bir şeyin özrünü ayrımsamak.
-
To find fault with sth.
-
Eksiklik, noksan, nakısa
Örnek:
Biz bu meslek kusurundan oldum olası kendimizi kurtaramamışız ve hâlâ kurtaramamaktayız. B. Felek
-
Özür.
-
Bilerek veya bilmeyerek bir işi gereği gibi yapmama.
-
Elverişsiz durum.
-
Bilerek savsama sonucu ya da bir önlemsizlik yüzünden ortaya çıkan yasanın korumadığı bir eylem, olay ya da işlem.
-
Bk. kusur
-
1. Hayvanın verim yeteneğinin zayıflaması veya yaşam gücünün azalması. 2. Genetik anormalliklere neden olan allel. 3. Ayıp.
-
Defect. fault. deficiency. vice. taint. failing. failure. blame. imperfection. infirmity. inaccuracy. blemish. cavil. culpability. defalcation. default. demerit. flaw. freckle. gaff. remissness. scar. shortcoming. stigma.
-
Blot. defect. deficiency. failing. fault. flaw. imperfection. offence. shortcoming. taint. blemish. offense. disadvantage.
-
Fault. defect. deficiency. drawback. flaw. imperfection. shortcoming. disadvantage. blame. blemish. blot. structural defect. delinquency. demerit. faux pas. gall. hole. inaccuracy. legal negligence. misdemeanour. oversight. sin. taint. weakness.
-
Fault, fault finding
-
Defect, shame
-
faute
-
Arayarak veya aramadan bir şeyle, bir kimse ile karşılaşmak
Örnek:
Kafam her an bir konu bulmak için bin bir çeşit şeye müracaat ediyor. H. E. Adıvar
-
Bir şeyi elde etmek.
-
Kaybedilen bir şeyi yeniden ele geçirmek.
-
Varlığı bilinmeyen bir şeyi ortaya çıkarmak, keşfetmek
Örnek:
Şu kuvvetin, cevherin sırrını bulmaya çalışıyorum. S. F. Abasıyanık
-
İlk kez yeni bir şey yaratmak, icat etmek.
-
İstenilen şeye kavuşmak, nail olmak
Örnek:
Kadınlık namına düşündüğüm şeylerin hiçbirini karımda bulamadım. Ö. Seyfettin
-
Bir yere, bir noktaya erişmek, ulaşmak
Örnek:
Böylece yılın ortasını bulduk. R. H. Karay
-
Herhangi bir görüşe, bir yargıya varmak
Örnek:
Ben de bunu akıllıca buldum. M. Ş. Esendal
-
Find. invent. discover. hit. reach. meet. obtain. ascertain. clear up. cogitate. contrive. devise. go for. happen on. happen upon. procure. provide with. reason. strike. strike out. study out. turn up.
-
Contrive. detect. devise. discover. find. invent. reach. suss. total. trace. to find. to detect. to determine. to find out. to discover. to invent. to devise. to amount to. to total.
-
To find. to discover. to invent. to amount to. to be punished. to recall. attain. detect. to make discovery. find out. mint. provide. rustle up. secure. spot. strike. turn up. work out at.
-
Bir şeyi anlamak, bir şeyi görmek, fark etmek.
-
To distinguish, to perceive, to realize
-
Bulmak, keşfetmek, rastlamak, sağlamak, geçindirmek, bakmak, karara varmak
-
Bulmak, keşfetmek
-
Anlamak, sezmek
-
Tedarik etmek
-
Arayıp bulmak
-
Ulaşmak, erişmek
-
Buluş, bulunmuş şey, bulgu, keşif
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|