|
kuruntu
-
Yanlış ve yersiz düşünce, evham
Örnek:
Evlenmek kuruntusu ile satılmaya giden iki mahalle kızı sol tarafta. A. Gündüz
-
Bir konuyla ilgili kötü ihtimalleri akla getirip tasalanma, işkil, evham, vesvese
-
Olmayacak bir şeyin olacağını sanma, vehim
-
Temelsiz sanı. (Ör. İnsanın kendisi ve kendi değeri üzerine olan boş kanısı.)
-
vagary.
-
Apprehension. delusion. fancy. illusion. imagination. qualm. vision. strange fancy. imagination evham. vesvese.
-
Apprehension. worry. anxiety. groundless fear. delusion. fancy. fantasy. hallucination. illusion. imagination. phantasm. stew. vision.
-
delusion
-
Bir kurala, bir ilkeye, bir gerçeğe uymama durumu, yanılgı, hata.
-
Bir kurala, bir ilkeye, bir gerçeğe uymayan, aykırı olan, hatalı
Örnek:
Yanlış ve mantıksız hareketim bu suretle cezalanmalı. A. Gündüz
-
Bir biçimde, yanlış olarak, hatalı olarak
Örnek:
Evime gitmek için yanlış söyledim, gitmemek için vapurun kaçmasını bekliyordum. S. F. Abasıyanık
-
Biçimsel düşünme yasalarına uymayan, düşünülen şeyle uyuşmayan.
-
Yanlış bir biçimde, yanlış olarak, hatalı olarak
-
1- Doğru olmayan, biçimsel düşünme yasalarına uymayan. 2- Düşünülen şeyle uyuşmayan. Karşıtı bk. doğru 1,2
-
Sözeden dildeki 'yanlıştır' birli yükleminin içlemi olanyanlış olma özelliği. || Doğruluk çizelgelerinde geçen 'Y' yada '0' simgesi bu özelliğin sözeden dildeki adıdır. || Krş.. doğruluk değeri, doğru.
-
İng.: bug
-
Amiss. errant. erroneous. false. improper. inaccurate. inadvisable. incorrect. inexact. mistaken. untrue. wrong. wry. amiss. wrong. wrongly. corrigendum. error. fallacy. fault. inaccuracy. lapse. miscue. mistake. mis-.
-
Amiss. corrupt. errant. error. fallacious. false. garbled. improper. inaccurate. incorrect. inexact. lapse. misguided. mistake. mistaken. nice. trouble. uncalled-for. wrong.
-
Bug. erroneous. error. incorrect. wrong. blunder. mistake. misstep. wrongly. incorrectly. erroneously. amiss. errant. false. faulty. improper. inaccurate. inexact. off. off the beam. out. oversight. trip. unfaithful. wry.
-
wrong
-
False, falsity
-
faux
-
Faux, le faux
-
falsus
-
Barınacak yeri olmayan.
-
Yerinde olmayan, uygunsuz, anlamsız, manasız
Örnek:
Hepsini birden istemek / Yersiz / Zamanı var / Biz zengin değiliz. B. Necatigil
-
undue.
-
İmproper. indecent. inept. inopportune. mistaken. uncalled-for. undue. unearthly. unfortunate. unfounded. unhappy. untimely. untoward. unwarranted. homeless. out of place. ill-timed. out of turn. gratuitous. groundless. unfit. extraneous.
-
Baseless. groundless. inappropriate. incongruous. irrelevant. malapropos. misplaced. out- of-place. beside the point. ill timed. undue. unhappy.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|