|
kurum
-
Ocak bacalarında biriken veya çevrede savrulan kalın is
Örnek:
Vapur dumanı ve baca kurumuyla kapkara olan saçlarımla yastığı kirletmek istemiyordum. Halikarnas Balıkçısı
-
Kuruluş, müessese, tesis.
-
Evlilik, aile, ortaklık, mülkiyet gibi insanlar tarafından oluşturulan şey, müessese.
-
Kendini büyük ve önemli gösterme davranışı, büyüklenme, gösteriş, azamet, tekebbür
-
Belirli bir amacı gerçekleştirmek üzere kurulan özel veya kamu örgütü.
-
Belirli düşüncelerin, davranış kalıplarının, bireyler arasındaki ilişkilerin ve karşılıklı görevlerin oluşturduğu, kökü birtakım törelere dayalı toplumsal örgenleşme (örneğin: din, aile vb.).
-
Foundation. establishment. corporation. institution. institute. airs. vanity. pose. conceit. haughtiness. shop. smut. soot. swagger.
-
Arrogance. association. conceit. corporation. establishment. institute. institution. smut. society. soot. pose. self-importance.
-
Association. corporation. foundation. soot. institution. enterprise. establishment. fellowship. incorporated body. organization. party. society.
-
Institution
-
Establishment
-
Institution
-
Ateş yakmaya yarayan, pişirme, ısıtma, ısınma vb. amaçlarla kullanılan yer
Örnek:
Üç balıkçı güneş batarken kumların üzerine iki taştan bir ocak yaptılar ve ateş yaktılar. Halikarnas Balıkçısı
-
Şömine
Örnek:
Ocağın önünde oturup acayip bir dikkatle odunların yanışına bakar. Y. K. Karaosmanoğlu
-
Isı vererek üzerine veya içine konulan maddeleri ısıtan, pişiren, kaynatan, eriten araç veya alet
Örnek:
Anlaşılan çamaşırcı giderken ocağı tam söndürmemiş olacak. H. Taner
-
Kahvelerde, kuruluşlarda çay, kahve vb.nin yapıldığı yer
Örnek:
Konuşmalar iyice kızışmaya başladığı vakit kahve ocağının önünde görünür. S. Birsel
-
Yer üstünde veya yer altında cevher çıkarılan yer.
-
Bahçelerde ve bostanlarda her tür meyve ve sebze ekimine ayrılmış, çevresinden biraz yükseltilmiş toprak parçası
Örnek:
Mustafa, arkasına güçlü kuvvetli bir kadın takmış, üç evleğine çizgiler, ocaklar açıyordu. S. F. Abasıyanık
-
Aynı amaç ve düşünceyi paylaşanların kurdukları kuruluş veya toplandıkları, görev yaptıkları yer
Örnek:
Başlangıçtan beri burası bir vatansever ocağı idi. F. R. Atay
-
Ev, aile, soy
Örnek:
Henüz temelleri atılmayan kendi ocağım kurulmadan yıkılmıştı. A. Gündüz
-
Bir takımyıldızın adı.
-
1. Ateş yakmaya yarayan, pişirme, ısıtma, ısınma gibi amaçlarla Kullanılan yer. 2. Ev, aile, soy.
-
Seedbed, seed plot
-
Jan. january. stove. oven. fireplace. cooker. fire. furnace. range. grate. hearth. seedbed.
-
Cooker. fender. fireplace. furnace. hearth. kiln. stove. oven. stone quarry. minejanuary. january.
-
Cookstone. range. kiln. blast furnace. forge. quarry. mine. den. meeting place. association. society. organization. family. household. oven. crucible. cookhouse. incinerator. pit. chimney. chimey casing. retort. uptake. hole. coal pit. coal mine. residenc.
-
Fornax, For, Fornacis
-
Fourneau, Fourneau Chimique
-
Bir şeyin yakını, dolayı, etraf
Örnek:
Büyük kentlerin çevreleri gecekondularla sarılmıştır. O. Rifat
-
Kişinin içinde bulunduğu toplumu oluşturan ortam
Örnek:
Her girdiği çevreye kişiliği ile birlikte olgun ve asil bir huzur havası getirirdi. H. Taner
-
Sırma işlemeli mendil
Örnek:
Geçen gün sandığı karıştırırken elime işlemeli çevreler geçti. M. Yesarî
-
Aynı konu ile ilgisi bulunan kimselerin tümü, muhit.
-
Bir kimse ile ilişkisi bulunanlar, muhit
Örnek:
Babanın ve çevresinin var güçleri ile destekledikleri düşünülebilir. H. Taner
-
Bir birimden önce veya sonra gelen aynı türden birimlerin tümü, bunların oluşturduğu küçük grup, kontekst.
-
Düzlem üzerindeki bir şekli sınırlayan çizgi.
-
Hayatın gelişmesinde etkili olan doğal, toplumsal, kültürel dış faktörlerin bütünlüğü.
-
Bk.çevre ülkeleri
-
Bir organizmanın ya da bir parçasının üzerinde etki yapan dış etkenler topluluğu.
-
Radius
-
Environmental. ecological. ambient. contour. surroundings. environment. premises. adjacencies. ambiance. ambience. purlieus. neighborhood. neighbourhood. vicinity. circumference. perimeter. atmosphere. ambit. circle. climate. compass. domain. entoura.
-
Ambience. atmosphere. circle. circuit. circumference. environment. medium. milieu. neighbourhood. perimeter. periphery. sphere. surroundings. vicinity.
-
Environment.
-
Environment
-
Milieu environnant, environnement
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|