|
kurum fırçası
-
Kazanın duman borularını temizlemekte kullanılan tel fırça.
-
Ocak bacalarında biriken veya çevrede savrulan kalın is
Örnek:
Vapur dumanı ve baca kurumuyla kapkara olan saçlarımla yastığı kirletmek istemiyordum. Halikarnas Balıkçısı
-
Kuruluş, müessese, tesis.
-
Evlilik, aile, ortaklık, mülkiyet gibi insanlar tarafından oluşturulan şey, müessese.
-
Kendini büyük ve önemli gösterme davranışı, büyüklenme, gösteriş, azamet, tekebbür
-
Belirli bir amacı gerçekleştirmek üzere kurulan özel veya kamu örgütü.
-
Odun veya reçineli maddelerin tam olmayan yanmasından elde edilen, yağımsı maddeler içeren karbon siyahı
-
Belirli düşüncelerin, davranış kalıplarının, bireyler arasındaki ilişkilerin ve karşılıklı görevlerin oluşturduğu, kökü birtakım törelere dayalı toplumsal örgenleşme (örneğin: din, aile vb.).
-
Foundation. establishment. corporation. institution. institute. airs. vanity. pose. conceit. haughtiness. shop. smut. soot. swagger.
-
Arrogance. association. conceit. corporation. establishment. institute. institution. smut. society. soot. pose. self-importance.
-
Association. corporation. foundation. soot. institution. enterprise. establishment. fellowship. incorporated body. organization. party. society.
-
Institution
-
establishment
-
soot
-
Ru
-
Institution
-
suie
-
Bir şeyin tozunu, kirini gidermekte veya bir şeye boya, cila sürmekte kullanılan, bir araya getirilerek bağlanmış kıl vb.nden yapılan araç
Örnek:
Yer yer kireç artıkları ve fırça çizgileri duruyor. R. H. Karay
-
Resim yapma sanatı ve biçimi.
-
Çökmeyi engelleyen bağların oynamasını veya kaymasını önlemek için aralara yerleştirilen direk parçası.
-
Dekor boyamada kullanılan at kılından yapılmış araç.
-
Laboratuvarda tüp ve diğer cam malzemelerin mekanik temizliği için kullanılan malzeme.
-
Bk. kurum fırçası
-
Brush. whisk. scrub. tongue-lashing. rating. scolding.
-
brush.
-
paintbrush
-
brush
-
pinceau
-
Can veya mal kaybına, zararına sebep olan kötü olay.
-
İlçe, kaymakamlık
Örnek:
Kazada mektepli dişçi olmadığı için onu vilayete götürdüm. R. N. Güntekin
-
Vaktinde kılınmayan namazı veya tutulmayan orucu sonradan dinî kurallara uygun olarak yerine getirme.
-
Yargı.
-
Kadılık görevi.
-
Bk. ilçe
-
Bk. yargı (1)
-
Crack-Up. accident. mishap. misfortune. misadventure. borough. casualty. crash. district. fatality. incident. smash. smash-up. township. wreck.
-
Accident. evil. misadventure. misfortune. mishap. smash. smazh. smazsh-up. crash.
-
County. accident. subdivision of a province. administration of justice. adjudication. body of a county. borough. casualty. casus. community. crash. district. misadventure. mischance. misfortune. mishap.
duman(nedir ne demek)
-
Bir maddenin yanması ile çıkan ve içinde katı zerrelerle buğu bulunan kara veya esmer renkli gaz
Örnek:
Emin ol ki her sigara yakışta / Daha duman tüter tütmez ordayım. B. S. Erdoğan
-
Havalanan tozların veya sisin oluşturduğu bulanıklık
Örnek:
Köyünün üstüne boz bir duman çökmüştü. Y. Kemal
-
Kötü, yaman.
-
Esrar.
-
Bir uçun için de asılı küçük (0,1 -1 mikronluk) katı ya da sıvı taneciklerin oluşturduğu karışım.
-
Yerçekimi etkisiyle yavaşça çöken, boyutları 0,1-5 mm çapındaki katı taneciklerin gaz evresinde dağılmalarından oluşan asıltı. '
-
Yerçekimi etkisiyle yavaşça çöken, boyutları 0,1-5 mm çapındaki katı taneciklerin gaz evresinde dağılmalarından oluşan asıltı. '
-
Bir maddenin yanmasıyla çıkan kara ve esmer renkli gaz.
-
Smoke. mist. fume. fog.
-
Fume. haze. mist. smoke. hash. hashish.
-
Smoke. fumes. vapour. steam. smother. gas. mist. haze. reek. cloud. flue gas. bloom. film colour. aerosol. dispersoid. fume.
-
Fume, smoke
-
fume
-
fum
-
Dunst, Dampf
-
Rauch
-
fumée
-
fum
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|