Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > kumar oynamak nedir, kumar oynamak ne demek, kumar oynamakın anlamı, ingilizcesi (kumar oynamak nnd)

kumar oynamak nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






kumar oynamak

  1. Ortaya para koyarak talih oyunu oynamak.
  2. 1) ortaya para koyarak talih oyunu oynamak: “Kazanacağından emin olmadıkça kumar oynamak deliliktir.” -A. İlhan. 2) mec. olumlu sonuçlanması şüpheli olan bir işe bile bile girişmek.
  3. (en) gamble.
  4. (en) To gamble. to play.

kumar (nedir ne demek)

  1. Ortaya para koyarak oynanan talih oyunu
    Örnek: Ağır bir kumar borcunu ödemek zorunda kalan soylular gibiydi. N. Cumalı
  2. (en) Gamble. gambling. play. gaming. hazard. game of hazard.
  3. (en) Gamble. play. gambling.
  4. (en) Gambling. gaming. speculation.

oynamak (nedir ne demek)

  1. Vakit geçirme, eğlenme, oyalanma vb. amaçlarla bir şeyle uğraşmak
    Örnek: Çimenler üzerinde çocuklar oynuyor, kuzular otluyor. H. R. Gürpınar
  2. Herhangi bir tutku, ilgi vb. sebeple bir şeye kendini vermek
    Örnek: Babalar çocuklarının yanında rakı içer, kumar oynarsa, çocuklar da ayyaş ... olurlar. B. Felek
  3. Kımıldamak, hareket etmek.
  4. Bir şeyi sürekli evirip çevirmek veya sürekli olarak ona dokunmak.
  5. Bir film, oyun vb.nde rol almak
    Örnek: Bütün rolleri, şahısların sesleri, tavırları, mimikleriyle tek başına oynamıştı. Y. Z. Ortaç
  6. Film gösterilmek.
  7. Tiyatro eseri sahneye konmak
    Örnek: Birisi dedi ki, bu iki perdelik bir oyun imiş, bitince ötekini oynayacaklarmış. M. Ş. Esendal
  8. Eşyanın herhangi bir parçası kımıldamak, hareket etmek
    Örnek: Birdenbire apartman kapısının oynadığını hissettim. P. Safa
  9. Oyuncunun gerekli ses uygulayımı ve gövde hareketleri ile bir oyun kişisini canlandırması ya da göstermesi.
  10. Oyunluktaki belirli bir kişiyi canlandırmak.
  11. O yer ıssız olmak: “Şimdi koca çiftliğin yirmi odasında cinler top oynuyor.” -S. F. Abasıyanık.
  12. (en) Play, act
  13. (en) Shake a leg. mess smth. about. play. move. dance. act. perform. play with. place one's bet. toy. budge. frisk. hop. interpret. jig. juggle. monkey. play around. play at. play on. play upon. playact. represent. work.
  14. (en) Frolic. juggle. perform. play. sport. tamper. tinker. to play. to dance. to frolic. to romp. to move. to budge. to fiddle with. to toy with. to tamper with. to tinker. to be on. to perform. to act. to enact. to portray. to dally with sb/sth. to risk. to back. skip and jump about. to vibrate.
  15. (en) To play. to amuse oneself. to fool around. to dance. to gamble. to frisk about. to move. to bulge. to stir. to become loose. to have play in it. to play (a game. to perform (a play. to risk. to play around with. to trifle with. to fluctuate. to move back.
  16. (en) Perform, portray, enact
  17. (al) Spielen, darsteilen
  18. (fr) Jouer, interpréter
  19. (fr) jouer

para  US UK (nedir ne demek)

  1. Devletçe bastırılan, üzerinde değeri yazılı kâğıt veya metalden ödeme aracı, nakit.
  2. Kazanç
    Örnek: Balıkçılıkta para vardır ama dalgıçlık kadar genç işidir. S. F. Abasıyanık
  3. Kuruşun kırkta biri.
  4. Yanında, yan. Örn. Para-aortik aortun yanında.
  5. Yunanca yanında anlamına gelen bir ön ek.
  6. 1. 1,4 durumunu gösteren ön ek. 2. Bir asit, tuz ya da esterin olağanüstü sayıda su molekülü ile birleştiğini gösterir ön ek. 3. Çift dönme nicem sayısı ve karşıt koşut çekirdek dönüsü koşulunu belirleyen ön ek.
  7. 1. Yan. 2. Yanında.Dgr.: anat. para
  8. (en) Money. monetary. pecuniary. coffers. money. cash. shekels. currency. shiners. coin. boodle. brass. bread. chink. chip. dough. ducat. dust. funds. green. jack. kale. lolly. lucre. filthy lucre. means. purse. rock. sugar. tin. wherewithal.
  9. (en) Bread. capital. cash. currency. dough. drain. fund. leeway. means. money. obverse. take. wealth.
  10. (en) A prefix signifying alongside of, beside, beyond, against, amiss; as parable, literally, a placing beside; paradox, that which is contrary to opinion; parachronism.
  11. (en) A prefix denoting: Likeness, similarity, or connection, or that the substance resembles, but is distinct from, that to the name of which it is prefixed; as paraldehyde, paraconine, etc.; also, an isomeric modification. Specifically: That two groups or radicals substituted in the benzene nucleus are opposite, or in the respective positions 1 and 4; 2 and 5; or 3 and 6, as paraxylene; paroxybenzoic acid.
  12. (en) Ortho-, and Meta-.
  13. (en) A piece of Turkish money, usually copper, the fortieth part of a piaster, or about one ninth of a cent. an estuary in northern Brazil into which the Tocantins River flows 100 para equal 1 dinar.
  14. (en) Money. brass. bread. cash. coffers. commodity money. currency. dibs. dimes. dough. face value. filthy lucre. funds. geets. gelt. investment. lolly. means. the necessary. net personality. pocket. to be pushed. rhino. riches. roll. shekels. shiners. spendol.
  15. (en) Having resemblance to certain features. prefix, beside, near. far from, away, out, different from.
  16. (en) A variety of forastero cacao bean cultivated in the Brazilian state of the same name. prefix meaning behind, e g , para-appendiceal.
  17. (en) A woman who has been delivered of a viable fetus. paragraph.
  18. (en) Refers to groups occupying 1,4 positions on a benzene ring.
  19. (en) Beside/Next to.
  20. (en) Paraplegic. the number of live-born children a woman has delivered; 'the parity of the mother must be considered'; 'a bipara is a woman who has given birth to two children'. 100 para equal 1 dinar. a soldier in the paratroops. an estuary in northern Brazil into which the Tocantins River flows. port city in northern Brazil in the Amazon delta; main port and commercial center for the Amazon River basin.
  21. (en) para-
  22. (en) para
  23. (al) para
  24. (fr) para
  25. yakın
  26. ötesinde
  27. İkinci derecede
  28. benzer.
  29. Paraşütçü asker, paragraf

talih(nedir ne demek)

  1. Şans
    Örnek: Bir talih eseri olarak ondan gelen cevap benim kendi bulduklarımı tuttu. R. N. Güntekin
  2. Şans, baht.
  3. (en) Chance. fortune. lot. luck. star. good fortune.
  4. (en) Chance. luck. fortune.
  5. (en) Luck, chance, fortune, fate, auspiciousness, karma

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük