Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > konu kaynak dizimi nedir, konu kaynak dizimi ne demek, konu kaynak dizimiin anlamı, ingilizcesi (konu kaynak dizimi nnd)

konu kaynak dizimi nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






konu kaynak dizimi

  1. Belli bir konu yönteminden çokça ayrılmak gerektiğinde, konularda uyuşma sağlamak amacıyle hazırlanan ve salt konu başlığı, vurgu sözcük, yada anahtar sözcüğün sıralanmasından oluşan dizim.
  2. (en) Subject authority file

konu (nedir ne demek)

  1. Konuşmada, yazıda, eserde ele alınan düşünce, olay veya durum, mevzu
    Örnek: Öğretmenimizin verdiği konuları manzum yazardım. Y. Z. Ortaç
  2. Üzerinde konuşulan şey, bahis
  3. Bir işlevin bir kesimin oluşturan bağımsız değişken; özellikle üçgenölçüsel işlevlerin açı cinsinden bağımsız değişkenleri.
  4. Sinema ve televizyon alıcısının, fotoğraf aygıtının merceğinin, üzerine yöneltildiği ve görüntüsünü saptamayı amaçladığı temel varlık, nesne, görünüm
  5. Bu yolda saptanmış olan nesne
  6. Öykülü bir filmin ya da televizyon oyununun en kısa biçimde anlatılabilecek olgusu.
  7. Ele alınan, üzerindekonuşulan ya da yazı yazılan düşünce, sorun, durum ya da olay.
  8. Herhangi bir ders kapsamının, belli bir sürede öğretilecek bölümlerinden her biri.
  9. (en) 1-2. object, 3. story, subject, action theme
  10. (en) Subject. matter. point. issue. theme. topic. affair. argument. business. head. heading. res. shebang. subject matter. text. thing.
  11. (en) Business. matter. object. question. scope. subject. text. theme. topic.
  12. (en) Subject. topic. matter. subject matter. case. change of design. head. heading. point. purview. question. res. shebang. text. theme.
  13. (en) Subject, subject matter
  14. (en) argument
  15. (en) subject
  16. (al) 1-2. Objekt, Aufnahmeobjekt, 3. Sujet, Filmsujet, Inhaltsangabe, Stoff
  17. (fr) 1-2. objet, 3. sujet, récit
  18. (fr) argument

kon (nedir ne demek)

  1. Bir dizgenin durum,konum ya da etkileşimini, koşulların nicel değerlerine göre belirleyebilmek için kurulan matematiksel düzenleme.
  2. (en) [Kon] v. could

kaynak (nedir ne demek)

  1. Bir suyun çıktığı yer, kaynarca, pınar, memba, göz
    Örnek: Sonra yavaşça kaynağa doğru eğildi. Y. K. Karaosmanoğlu
  2. Bir şeyin çıktığı yer, menşe.
  3. Bir haberin çıktığı yer.
  4. Gelir, kazanç, sağlık vb.ni sağlayıcı öge
  5. Araştırma ve incelemede yararlanılan belge.
  6. İki metal veya yapay parçayı ısıl yolla birleştirme yöntemi, kaynaştırıp yapıştırma işi.
  7. Sırayı beklemeden başkalarının hakkını alarak mevcut sıranın ön taraflarına girme işi.
  8. Herhangi bir enerjinin oluşup çevreye yayıldığı yer.
  9. Yeraltı sularının kendiliğinden yeryüzüne çıktığı yer.
  10. Üretim-Fayda yaratma etkinliğinde kullanılan her türlü unsur.
  11. Bir suyun çıktığı yer.
  12. Neşe, sevinç.
  13. Eğlendirici, neşeli kimse.
  14. (en) Parent. source. spring. welding. roots. spring. fountain. seeds. grass roots. source. bottom. inquiries. basis. origin. welding. weld. authorship. beginning. birth. chapter and verse. context. font. fount. fund. genesis. headspring. paternity. princi.
  15. (en) Fountain. mother. origin. resource. root. seed. source. weld. well. spring. fountain memba. origin menşe.
  16. (en) Source. resource. resource, source. fountainhead. weld. welded place. patch. patched place. welding. patching. basis. beginning. bottom. breeding-ground. cradle. derivation. fount. fountain. fountain head. growth. ham. origin. parent. pr.
  17. (en) spring
  18. (en) resource
  19. (en) quarter
  20. (fr) source

dizim (nedir ne demek)

  1. Dizilme işi, dizme.
  2. Söz zincirinde birbirini izleyen ve belli bir birim oluşturan ögeler birleşimi, sentagma.
  3. Fişlerin, kartların vb. bilgi gereçlerinin belli bir kural gereğince sıralanmalarından oluşan bütün.
  4. Bk. dizi
  5. (en) [diz] n. knee
  6. (en) file
  7. (en) sequence

dizi (nedir ne demek)

  1. Bir iplik veya tel üzerine dizilmiş inci, boncuk vb.nin oluşturduğu bütün, sıra.
  2. Herhangi bir bakımdan bir bütün oluşturan şeylerin tümü, seri
    Örnek: İşte bütün eserlerini bir araya toplayacak olan bu dizinin başına yazılacak ön söz. A. Ş. Hisar
  3. Yan yana, art arda veya zaman sırasına göre sıralanmış birbiriyle ilişkili nesne veya olayların oluşturduğu bütün sıra.
  4. Aynı söz dizimsel bağlam içinde birbirinin yerini alabilecek olan ve güçlü bir karşıtlık bağlantısı kuran ögelerin oluşturduğu bütün, paradigma.
  5. Saf durumundaki bir kıtada, birbiri arkasında duran erler.
  6. Değerleri artarak veya eksilerek art arda gelen terimler takımı.
  7. Bir oktavın içinde sıralanan sekiz sesin bütünü.
  8. film.
  9. Dizi film.
  10. Oturma yeridizisi.
  11. Adenin(A), Adenin(A), Adenin(A), Guanin(G), Sitozin(C) ve Timin(T) nükleotid bazlarının belirli bir düzene göre dizilmesi sonucu oluşan polinükleotid zinciri, sekans.
  12. Konu, tutum, deyiş yönünden birbirine bağlı olan; aynı oyuncular, aynı çevirim takımıyla gerçekleştirilen filmler. TV
  13. Birbirinin devamı olan, aynı takım ve genellikle aynı oyuncular tarafından gerçekleştirilen televizyon izlenceleri
  14. Konusu kendi içinde bir izlence dolduracak biçimde parçalara ayrılmış, her biri öbürünün devamı olarak belirli aralıklarla yayınlanan televizyon izlencesi.
  15. Genel olarak aynı kişi ya da kuruluşça yayımlanan, ortak bir konuyu değişik açılardan ya da değişik bölümleriyle inceleyen yapıtların oluşturduğu bütün.
  16. (en) Series, 2-
  17. (en) serial
  18. (en) Batch. battery. course. line. range. rank. row. sequence. series. string. succession. tier. serial. paradigm. scale. progression. file.
  19. (en) array.
  20. (en) Series. file. range. rank. row. series. string. line. scale. progression. train. linkage. configuration. tier. bank. gear. layer. queue. form. formation. lineup. catena. tail. strand. skein. ordinal. course. alignment. strung.
  21. (en) row
  22. (en) series
  23. (en) array
  24. <(al) Serie, Filmserie,
  25. <(al) Reihe, Fortsetzungsreihe, Fortsetzungserie,
  26. <(al) Sendefolge, Sendereihe, Fernsehserie
  27. (fr) 1-2. série, 3. feuilleton (télévisé)
  28. (fr) rang

bel  US UK (nedir ne demek)

  1. İşaret.
  2. İnsan bedeninde göğüsle karın, sırtla kalçalar arasında daralmış bölüm
    Örnek: Kolum, boynundan beline doğru kayıyor. Y. Z. Ortaç
  3. Bu bölümün, sırtın altına rastlayan bölgesi.
  4. Hayvanlarda omuz başı ile sağrı arası.
  5. Dağ sırtlarında geçit veren çukur yer.
  6. Geminin orta bölümü.
  7. Meni.
  8. Toprağı aktarmaya veya işlemeye yarayan, uzun saplı, ayakla basılacak yeri tahta, ucu sivri kürek veya çatal biçiminde bir tarım aracı.
  9. Ses şiddetiyle ilgili birim.
  10. Vücudun göğüs ile karın bölgeleri arasında kalan kuşak kısmı.
  11. (en) Waist. loins. middle of the back. loin. grubber. paddle. spade. come.
  12. (en) Waist. loins. middle of the back. loin. grubber. paddle. spade. come. middle. saddle. semen. spunk.
  13. (en) The Babylonian name of the god known among the Hebrews as Baal.
  14. (en) See Baal.
  15. (en) A thorny rutaceous tree of India, and its aromatic, orange-like fruit; called also Bengal quince, golden apple, wood apple.
  16. (en) The fruit is used medicinally, and the rind yields a perfume and a yellow dye.
  17. (en) Babylonian god of the earth; one of the supreme triad including Anu and Ea; earlier identified with En-lil a logarithmic unit of sound intensity equal to 10 decibels.
  18. (en) Waist. loins. the small of the back. sperm. spade.
  19. (en) A logarithmic unit of sound intensity equal to 10 decibels.
  20. (en) Babylonian god of the earth; one of the supreme triad including Anu and Ea; earlier identified with En-lil.
  21. (en) The base-10 logarithm of the ratio of two power values The basis for the more-common term decibel: One bel equals 10 decibels.
  22. (en) A unit that represents the logarithm of the ratio of two levels.
  23. (en) The fundamental division of a logarithmic scale for expressing the ratio of two amounts of power, the number of bels denoting such a ratio being the logarithm to the base 10 of this ratio.
  24. (en) A unit that represents the logarithm of the ratio of two levels The number of bels is equal to the logarithm 10 ; 2 logarithm 10 ; and 2 logarithm 10 See dB.
  25. (en) A unit that represents the logarithm of the ratio of two levels The number of bels is equal to the logarithm sub 10 of P sub 1/P sub 2):2 logarithm sub 10 ; and 2 logarithm sub 10 See dB.
  26. (en) A dimensionless unit for expressing the ratio of two values of power, being the logarithm to the base 10 of the power ratio , is 10 times the logarithm to the base 10 of the power ratio A bel is 10 decibel ).
  27. (en) Belarus ).
  28. (en) Equal to 10 decibels, see decibel.
  29. (en) Business Establishment Listing.
  30. (en) A measurement of sound intensity named in honor of Alexander Graham Bell First used to relate intensity to a level corresponding to hearing sensation.
  31. (en) A title meaning Lord The Babylonian God Marduk was refered to as Bel.
  32. (en) Named for Alexander Graham Bell, who did the original scientific investigations; Also see decibel.
  33. (en) A stylized creeper pattern.
  34. (en) The Babylonian-Assyrian version of Baal, a common name for Marduk, chief god of Babylon , sometimes called Merodach by the Jews.
  35. (en) waist
  36. (fr) ceinture
  37. Kls Belgium.
  38. Güç düzeyi farki birimi

çokça(nedir ne demek)

  1. Çok olarak
    Örnek: Benden utanırlar, odada çokça koca lakırtısı olsa, kalkar kaçarlar. M. Ş. Esendal
  2. Aşırı, fazla
    Örnek: Çokça alıngan olduğu için arkadaşları onunla sık sık bozuşuyor. S. Birsel
  3. (en) Greatly. much.
  4. (en) A good many.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük