|
knock back
-
Devirmek, içmek, patlamak, mal olmak, şaşırtmak
-
), (i.) vurmak, çarpmak
-
tokuşmak
-
At veya on ile çalmak, vurmak (kapı)
-
Vurmak (benzin)
-
çarpışmak
-
Abd, argo kusur bulmak, tenkit etmek, titizlik etmek
-
Vurma, vuruş, darbe
-
Kapı çalınması
-
Çalmak, vurmak, çarpmak, kapıyı çalmak, sertçe eleştirmek, devirmek, teklemek
-
Tekne, küçük havuz.
-
Bir şeye destek olmak, arka olmak, yardım etmek
-
Tarafını tutmak, üzerine bahse girmek (atb.)
-
Geriye sürmek
-
Sırtına binmek
-
Güneşin aksi yönüne dönmek, dirise etmek back down back out caymak, sözünden dönmek
-
Arka, sırt, geri
-
belkemigi
-
Futbolda bek, müdafi
-
Geri, geriye
-
Yine, tekrar
-
Arkadaki, arkasında olan
-
Arkaya doğru olan, evvelki
-
eski
-
Kaplamak (kitap), astarlamak, kayırmak, sırtına binmek, arka çıkmak, destek olmak, geriye doğru sürmek, geri geri gitmek, takviye etmek, ciro etmek, üzerine bahse girmek
-
Ayakta veya dik duran bir şeyi düşürmek, yatay duruma getirmek.
-
Bir yönetim organının veya başkanının yönetim gücünü zorla elinden almak.
-
Bütünüyle içmek
Örnek:
Birinci, ikinci ve üçüncü bardaklarını hep bu birlik konusuyla devirdiler. N. Cumalı
-
Bir yana eğmek.
-
Bir kitabı başından sonuna kadar okuyup bitirmek
Örnek:
... zengin bir tasvir ve izah yapabilmek için evde kitaplar devirdi. M. Ş. Esendal
-
Floor. overset. overturn. roll. tip. topple. upset. to overturn. to turn upside down. to upset. to topple. to knock down. to floor. to tip. to tilt to one side. to cut sth down. to overthrow. to subvert. to bring sb down. to drink down. to toss off. to down. to knock sth back. to lay. to make.
-
To subvert. to overturn. to overthrow. to fell. to tilt. to knock down. to throw. to turn upside down. to upset. to finish reading. to tip over. to tilt over. to spill. to overset. knock over. to turn over. roll. topple.
-
shift
-
Bir sıvıyı ağza alıp yutmak
Örnek:
Bir oluktan buz gibi bir su içtik. S. F. Abasıyanık
-
Sigara, nargile vb.nin dumanını içe çekmek
Örnek:
Evinden pek seyrek zamanlarda içtiği nargilesini istedi. H. E. Adıvar
-
Bir şey, bir sıvıyı içine çekmek, emmek.
-
İçki kullanmak
Örnek:
O akşam saat ikiye kadar içtiler. Ö. Seyfettin
-
Hlk. Kuzu derisinden yapılmış kürk.
-
Drink. drinking. drink. imbibe. have a drink. slosh down. slosh. belt down. indulge. knock back. pull. swig.
-
Drink. have. imbibe. partake.
-
To drink. to smoke. to absorb. to imbibe. to drink. put away.
-
eat
-
propose
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|