|
knock around
-
Kaba davranmak, sert davranmak, hırpalamak, dövmek, çıkmak, gezmek, göze çarpmamak
-
), (i.) vurmak, çarpmak
-
tokuşmak
-
At veya on ile çalmak, vurmak (kapı)
-
Vurmak (benzin)
-
çarpışmak
-
Abd, argo kusur bulmak, tenkit etmek, titizlik etmek
-
Vurma, vuruş, darbe
-
Kapı çalınması
-
Çalmak, vurmak, çarpmak, kapıyı çalmak, sertçe eleştirmek, devirmek, teklemek
-
Edat etrafına, etrafında, yakında, civarda
-
Edat etrafına, etrafında, dört bir yanına, dört bir yanında
-
Şuraya buraya
-
Şurada burada
-
Etrafına, etrafında, etrafta, çevrede, bu civarda; arada burada, oraya buraya
-
Give smb. gyp
-
Özensiz, gelişigüzel yapılmış, zevksiz, sakil, ince karşıtı
Örnek:
Cebinden kaba fil dişi saplı bir de çakı çıkardı. Ö. Seyfettin
-
Taneleri iri.
-
Terbiyesiz, görgüsü kıt, nezaketsiz (kimse)
Örnek:
Kaba, hantal, şivesiz, bir sürü adamlar kafesinin önüne toplanırlar. R. H. Karay
-
Hafif olduğu hâlde kalın veya hacimli
Örnek:
Kaba bir yün döşekle temiz bir şilte, yastık yorgan buldum. H. R. Gürpınar
-
Kuyruk sokumunun her iki yanındaki şişkin yer.
-
Terbiyeye, inceliğe aykırı, çirkin, kötü
Örnek:
Çocuklardan biri ağzından çok fena, çok kaba bir şey kaçırdı. O. C. Kaygılı
-
Rough. coarse. vulgar. crude. boorish. unmannerly. rude. harsh. common. puffy. abrupt. backwoods. barbarian. barbarous. base. bearish. brusque. brutal. brutish. churlish. clodhopping. coarse-grained. crass. discourteous. disobliging. disrespectful. f.
-
Abrasive. abrupt. audacious. barbarous. bestial. blatant. blunt. bold. brutish. bumptious. churlish. coarse. common. crass. crude. disrespectful. filthy. graceless. gross. gruff. harsh. horrid. ignorant. impertinent. impolite. indecent. indelicate. inelegant. inhumane. insolent. mean. off. offhand. provincial. raucous. ribald. rotten. rough. roughly. rowdy. rude. rugged. rustic. scurrilous. shirty. snooty. unceremonious. ungainly. ungracious. unkind. unpleasant. vulgar. brusque. not well finished.
-
Coarse. common. crude. impolite. rough. vulgar. boorish. puffy. puffed up. gross. unbleached. unpolished. rough-and-ready. stout. low. ragged. uneven. inflated. stiff. thick. abrupt. artless. barbarian. barbaric. bestial. billingsgate. blatant. broad / ad.
-
Doric
davranmak(nedir ne demek)
-
Bir kimseye veya bir şeye karşı belli tavır takınmak
Örnek:
Hiç gerekmezken dönüyor ve onu yeni görmüş gibi davranıyor. T. Buğra
-
Bir şeye el atmak, girişmek
Örnek:
Polisi görünce kaçmaya davrandılar. H. Taner
-
Bir işi yapmaya hazır olmak, hazırlanmak
Örnek:
Kalbine bu üzüntü düşünce duramadı, ayağa kalkıp gitmeye davrandı. R. H. Karay
-
Behave. act. treat. conduct oneself. proceed. bear oneself. comport oneself. cut up. demean oneself. deport oneself. do by. do to. use.
-
Behave. act. treat. conduct oneself. proceed. bear oneself. comport oneself. cut up. demean oneself. deport oneself. do by. do to. use. conduct. do.
-
To act. to behave. to treat. to behave toward. to get ready for action. comport. conduct. deal. spurt. use. walk.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|