|
kesilmek
-
Kesme işi yapılmak.
-
Bitkin duruma gelmek, gücü, takati kalmamak, çok yorulmak
Örnek:
Sonunda elleri, ayakları yorgunluktan kesilerek uzanıyorlardı yattıkları hasırlara. N. Cumalı
-
Gibi olmak, benzemek, dönmek
-
Süt, ayran vb. bozulmak, ekşimek.
-
Dinmek
-
Sona ermek
-
Akmamak.
-
Akım gelmez olmak
-
Be cut. cease. stop. be interrupted. become. turn sour. go sour. close down. clot. curdle. die away. die down. drop. dry up. go down. go off. intermit. let up. shear. sour. surcease.
-
Curdle. cut. sever. sour. stop. to be cut. to be clipped. to be sheared. to be exhausted. to curdle. to cease. to stop. to be interrupted. to become. to present oneself as. to pretend to be. to go off. to go out. to fall for sb. to go for sb/sth.
-
To be cut. to be clipped. to be sheared. to be exhausted. to be tired out. suddenly to become. to curdle. to sour. to stop. to be cut off. to end. to be interrupted. to like. to be pleased by. to be attracted to. quit.
-
set
-
Kesmek iÅŸi.
-
Teneke, sac vb.ni kesmek için kullanılan makas.
-
Küp biçiminde veya köşeli olarak kesilmiş olan
Örnek:
Dört tarafı kesme billur kapaklı bir eski saat. R. H. Karay
-
Kesin, deÄŸiÅŸmez, maktu.
-
Kesme iÅŸareti.
-
Nazımda veya nesirde, bir cümleyi sonu anlaşılacak biçimde yarım bırakma sanatı, kat.
-
Kıyılarımızda yaygın olarak bulunan, yuvarlak tepeli, 5 m kadar boylu, her dem yeşil, yaprakları küçük ve kenarları testere dişli, çiçekleri yeşilimsi beyaz renkli olan bir süs ağacı, akçakesme (Phillyrea latifolia).
-
Çizgisel iki doğru parçası ve bir eğri yayı ile sınırlanan düzlem yüzeyi.
-
Klasik balede küçük ara adımı.
-
Alıcı yönetmenine, ses yönetmenine "kes!" komutu vererek çevirimi sona erdirme
-
İki çekimin kurguda birbirini izlemesinden doğan durum. TV
-
Televizyonda aynı sonucun, bir alıcıdan öbürüne geçme yoluyla sağlanması
-
Bir oluğun çıkışını birdenbire sona erdirme.
-
Bk. kesim
-
1. Emdirme materyali içerisinde yerleştirilip blok durumuna getirilen örneklerden mikrotomda usulüne uygun kesitler alınması. 2. Doğrama.
-
Cut (out), cutaway, straight cut, abrupt passage
-
Cutting. cut. stoppage. discontinuation. interception. shutoff. abscission. clip. curtailment. cutback. nip. scission. section. shearing. suppression.
-
Clip. incision. sector. shutoff. trim. cutting. shears. chop. cut. definite. fixed.
-
interrupt.
-
coupé
-
Sectioning, chopping
-
Scharfe Überblendung, harte Überblendung, direkte Übergang, Schnitt, "Cut"
-
Coupure (directe, franche), passage immédiat, changement simple de plan, "cut"
-
coupé
-
Bir sonuç elde etmek, herhangi bir şey ortaya koymak için güç harcayarak yapılan etkinlik, çalışma
Örnek:
İş bittikten sonra denize karşı sigara içilir. S. F. Abasıyanık
-
Bir deÄŸer yaratan emek.
-
Birinden istenen hizmet veya birine verilen görev
-
Sanayi, ticaret, tarım, maliye vb. alanlara ilişkin ekonomik etkinliklerin bütünü.
-
Kamu yararına yapılan işler.
-
Herhangi bir yere düzen verici, günlük yaşayışı sağlayıcı her türlü çalışma.
-
Geçim sağlamak için herhangi bir alanda yapılan çalışma, meslek
-
İş yeri
-
Bir mal veya hizmet üretmek için harcanan emek.
-
Tarım, sanayi ve hizmetler gibi çeşitli iktisadi alanlarda yürütülen etkinlikler.
-
Geçim sağlamak için herhangi bir alanda yapılan çalışma, meslek.
-
Birinden istenen hizmet veya ona verilen görev.
-
Bir kuvvetin etki noktasını devindirmesi. İş, kuvvetin yol boyunca birleşeni ile alınan yolun çarpımına ya da 'kuvvet yönleci ile yol yönlecinin sayıl çarpımına eşittir.
-
Job. working. occupational. regulation. biz. work. things to do. job. occupation. profession. business. trade. concern. affair. function. piece of work. works. working. activity. appointment. assignment. ball game. billet. calling. cause. commerce. d.
-
Act. action. affair. appointment. assignment. berth. business. commission. concern. deal. dealing. dealings. deed. duty. employment. field. function. handiwork. job. labour. matter. occupation. occupational. office. operation. position. post. profession. pursuit. service. show. situation. task. trade. transaction. undertaking. work. working. workpiece.
-
Act. business. work. job. action. affair. commerce. employment. matter. occupation. profession. service. task. trade. duty. mission. the chief problem. something worth doing. agency. term. avocation. billet. biz. boom. breeze. commercial operation. commis.
-
profession.
-
job
-
work.
-
Business, activity.
-
work
-
Arbeit
-
travail
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|