|
kesici alet
-
hack
-
Kesme işini yapan kimse.
-
Kasaplık hayvanları kesen kimse.
-
Kesme işinde kullanılan araç.
-
Yeğinliği güvenlik sınırını aşacak ölçüde yükselince çevrimdeki akımı kesen akımmıknatıssal ya da ısıl aygıt.
-
Yeğinliği güvenlik sınırını aşacak ölçüde yükselince çevrimdeki akımı kesen akımmıknatıssal ya da ısıl aygıt.
-
Filmin kurgusuna hazırlık olarak kesim işini yapan, kaba kurguyu hazırlayan kimse. Kurgucunun yardımcısı.
-
Dağıtım dingili yardımı ile birincil ateşleme çevrimini keserek, ateşleme sargısında çekimsel alanın birden değişmesine neden olan çevirgeç.
-
Editor, (ABD) cutter, assistant editor (film editor), joiner, splicing girl, negative cutter, neg cutter (a.)
-
Cutter. cutting. incisive. slaughterman.
-
Cutting. incisory. sharp. cutter. clipper.
-
cutout
-
Contact breaker, interruptor
-
Cutterasistent, Kleber(-in), Filmkleber(-in), Schnitter(-in)
-
Unterbrecher
-
Ausschalter
-
Asistant monteur, monteur-adjoint, aide-monteur(-euse)
-
coupe-circuit
-
interrupteur
-
Bir el işini veya mekanik bir işi gerçekleştirmek için özel olarak yapılmış nesne
Örnek:
Alet işler, el övünür. Atasözü
-
Bir sanatı yapmaya, uygulamaya yarayan özel araç, aygıt
Örnek:
Hafif sesli bütün aletleri susturup davulu sabaha kadar vurdurmak istiyorum. F. R. Atay
-
Bir makineyi oluşturan ve işlemesine yardım eden parçalardan her biri.
-
Hoş görülmeyen bir işe yardımcı veya aracı olmayı kabul eden kimse, maşa
Örnek:
Birtakım teşebbüslerini gerçekleştirmesi yolunda onu bir alet gibi kullanıyor. Y. K. Karaosmanoğlu
-
Bk. araç
-
İnstrumental. gadgety. tool. appliance. instrument. device. aid. apparatus. implement. jigger. job. organ. vessel.
-
Apparatus. appliance. device. implement. instrument. organ. pawn. rig. tool. utensil. cock.
-
Tool. implement. device. apparatus. machine. instrument. means. appliance. appliance producer. engine. tool equipment. handle. organ. utensil. vessel.
-
Bir iş yapmakta veya sonuçlandırmakta, gücünden yararlanılan nesne.
-
Kişiler veya nesneler arasında bağlantı sağlayan şey, vasıta.
-
Bir şeye ulaşmak, bir şeyi elde etmek için yararlanılan kimse veya şey.
-
Taşıt
Örnek:
Taşıt araçlarına hiç binmez, yaz kış asker postalları ile kilometrelerce yolu yaya yürürdü. H. Taner
-
Bir sonuca ulaşmak için kullanılan şey.
-
Bir işin yapılmasında, bir makinenin, bir motorun sökülmesi, takılması, ayarı ya da işletilmesinde kullanılan aletlerden her biri.
-
Bir özdeği etkileyerek onda değişikliğe yol açan özdek ya da kuvvet.
-
Vehicular. vehicle. means. appliance. tool. instrument. facility. implement. medium. organ.
-
Appliance. medium. organ. transport. vehicle.
-
İnstrument. tool. vehicle. means. appliance. implement. medium. organ.
-
tool
-
Werkzeug
-
outil
-
Balık, peynir veya tuğla kurutmak için kullanılan ızgara.
-
), (f.) kira beygiri
-
İhtiyar at
-
Kiralık atlı araba
-
Ab,D, (k,dili.) taksi
-
Külüstür araba
-
Araba sürmek, taksi şoförlüğü yapmak
-
), (i.) çentmek, yarmak, yontmak, kıymak
-
Toprağı sürüp ekmek
-
Kuru kuru öksürmek
-
A,B,D, argo becermek
-
Slang çakmak
-
çentik
-
Çentmeye mahsus alet
-
kekeleme
-
Kuru öksürük
-
İncik kemigine atılan tekme.
-
), (f.), (s.) adi yazılar yazan kalitesiz yazar
-
Para için adi yazı yazmak
-
Adi yazıya ait
-
Doğramak, kıymak, kesmek, vurarak kesmek, yontmak, çentmek, kuru kuru öksürmek, tekme atmak [spor.], sert oynamak, atla gezmek, taksi tutmak, taksiye atlamak, taksi kullanmak, sipariş üzerine yazı yazmak
-
Kesmek işi.
-
Teneke, sac vb.ni kesmek için kullanılan makas.
-
Küp biçiminde veya köşeli olarak kesilmiş olan
Örnek:
Dört tarafı kesme billur kapaklı bir eski saat. R. H. Karay
-
Kesin, değişmez, maktu.
-
Kesme işareti.
-
Nazımda veya nesirde, bir cümleyi sonu anlaşılacak biçimde yarım bırakma sanatı, kat.
-
Kıyılarımızda yaygın olarak bulunan, yuvarlak tepeli, 5 m kadar boylu, her dem yeşil, yaprakları küçük ve kenarları testere dişli, çiçekleri yeşilimsi beyaz renkli olan bir süs ağacı, akçakesme (Phillyrea latifolia).
-
Çizgisel iki doğru parçası ve bir eğri yayı ile sınırlanan düzlem yüzeyi.
-
Klasik balede küçük ara adımı.
-
Alıcı yönetmenine, ses yönetmenine "kes!" komutu vererek çevirimi sona erdirme
-
İki çekimin kurguda birbirini izlemesinden doğan durum. TV
-
Televizyonda aynı sonucun, bir alıcıdan öbürüne geçme yoluyla sağlanması
-
Bir oluğun çıkışını birdenbire sona erdirme.
-
Bk. kesim
-
1. Emdirme materyali içerisinde yerleştirilip blok durumuna getirilen örneklerden mikrotomda usulüne uygun kesitler alınması. 2. Doğrama.
-
Cut (out), cutaway, straight cut, abrupt passage
-
Cutting. cut. stoppage. discontinuation. interception. shutoff. abscission. clip. curtailment. cutback. nip. scission. section. shearing. suppression.
-
Clip. incision. sector. shutoff. trim. cutting. shears. chop. cut. definite. fixed.
-
interrupt.
-
coupé
-
Sectioning, chopping
-
Scharfe Überblendung, harte Überblendung, direkte Übergang, Schnitt, "Cut"
-
Coupure (directe, franche), passage immédiat, changement simple de plan, "cut"
-
coupé
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|