Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > kendinden emin olmak nedir, kendinden emin olmak ne demek (kendinden emin olmak nnd)

kendinden emin olmak nedir, kendinden emin olmak ne demek?

kendinden emin olmak

  1. (en) Be sure of o.s.

kendinden (nedir ne demek)

  1. Kendi aklından, kendi kendine
    Örnek: Biliyor da mı söylüyor, yoksa kendinden mi uyduruyor? M. Ş. Esendal
  2. (en) Self.

emin (nedir ne demek)

  1. Güvenli
    Örnek: Gizli kitapları ve notları yok etmemiş yahut daha emin bir yere kaldırmamıştım. R. N. Güntekin
  2. Sakıncasız, emniyetli, tehlikesiz
    Örnek: Dağlar hiçbir zaman emin değildir. Y. K. Karaosmanoğlu
  3. Şüphesi olmayan
    Örnek: Pek büyük bir serveti olduğundan emin idiler. H. Z. Uşaklıgil
  4. Osmanlı imparatorluğunda bazı devlet görevlerindeki sorumlu kişi.
  5. İnanılır, güvenilir.
  6. Sakıncasız, tehlikesiz.
  7. Kuşkusu olmayan.
  8. Kalbinde korku ve endişesi olmayıp rahatta olan. Korkusuz.
  9. (en) Sure.
  10. (en) Confident.
  11. (en) Certain.
  12. (en) Positive.
  13. (en) Safe.
  14. (en) Secure.
  15. (en) Trustworthy.
  16. (en) Reliable.
  17. (en) Proof.
  18. (en) Assured.
  19. (en) İn the bag.
  20. (en) Clear.
  21. (en) Cocksure.
  22. (en) Confidential.
  23. (en) Deliberate.
  24. (en) Firm.
  25. (en) Good.
  26. (en) Responsible.
  27. (en) Sound.
  28. (en) Stanch.
  29. (en) Staunch.
  30. (en) Trusty.
  31. (en) Unfaltering.
  32. (en) Bailee.
  33. (en) Fiduciary.
  34. (en) Strong.
  35. (en) Free from doubt.
  36. (en) Trustable.
  37. (en) To be in the bag.
  38. (en) Unerring.

olmak (nedir ne demek)

  1. Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak
    Örnek: En şiddetli münakaşa, kumpanyanın ismi için oldu. S. F. Abasıyanık
  2. Gerçekleşmek veya yapılmak.
  3. Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak
    Örnek: Okumak, eczacı olmak bu sayılı inatlarından biri ve ilkidir. T. Buğra
  4. Bir şeyi elde etmek, edinmek
    Örnek: Nihayet ben mal sahibi olacağıma göre rahattım. S. F. Abasıyanık
  5. Bir durumdan başka bir duruma geçmek.
  6. Herhangi bir durumda bulunmak.
  7. Uygun düşmek, yerinde görülmek.
  8. Yetişmek, olgunlaşmak.
  9. (en) Be situated.
  10. (en) Happen.
  11. (en) Become.
  12. (en) Exist.
  13. (en) Occur.
  14. (en) Take place.
  15. (en) Have.
  16. (en) Mature.
  17. (en) Befall.
  18. (en) Come about.
  19. (en) Come off.
  20. (en) Come over.
  21. (en) Eventuate.
  22. (en) Fare.
  23. (en) Go on.
  24. (en) Hatch.
  25. (en) Turn.
  26. (en) Come.
  27. (en) Form.
  28. (en) Grow.
  29. (en) Reign.
  30. (en) Transpire.
  31. (en) To be.
  32. (en) To become.
  33. (en) To exist.
  34. (en) To happen.
  35. (en) To occur.
  36. (en) To take place.
  37. (en) To go no.
  38. (en) To come about.
  39. (en) To transpire.
  40. (en) To get.
  41. (en) To fit.
  42. (en) To be suitable for.
  43. (en) To be present.
  44. (en) To ripen.
  45. (en) To mature.
  46. (en) To catch.
  47. (en) To have.
  48. (en) To undergo.
  49. (en) To be ready/prepared/cooked.
  50. (en) To be done out of sth.
  51. (en) Catch.
  52. (en) To be completed.
  53. (en) To be cooked.
  54. (en) To come into being.
  55. (en) Fall out.
  56. (en) Make.
  57. (en) Originate.
  58. (en) Prove.
  59. (en) Stand.
  60. (en) To go under the styles of.
  61. (en) To go through accounts.
  62. (en) Turn out.

be sure   US UK (nedir ne demek)

  1. Emin olmak

sure   US UK (nedir ne demek)

  1. Kur'an'ın yüz on dört bölümünden her biri
  2. Kur'an-I Kerim'in 114 bölümünden her biri.
  3. (en) In a sure manner; safely; certainly.
  4. (en) Sura.
  5. (en) Certainly knowing and believing; confident beyond doubt; implicity trusting; unquestioning; positive.
  6. (en) Certain to find or retain; as, to be sure of game; to be sure of success; to be sure of life or health.
  7. (en) Fit or worthy to be depended on; certain not to fail or disappoint expectation; unfailing; strong; permanent; enduring.
  8. (en) Betrothed; engaged to marry.
  9. (en) Free from danger; safe; secure.
  10. (en) Definitely or positively ; 'the results are surely encouraging'; 'she certainly is a hard worker'; 'it's going to be a good day for sure'; 'they are coming, for certain'; 'they thought he had been killed sure enough'; 'he'll win sure as shooting'; 'they sure smell good'; 'sure he'll come'.
  11. (en) Physically secure or dependable; 'a sure footing'; 'was on sure ground' certain not to fail; 'a sure hand on the throttle' infallible or unfailing; 'a sure sign of one's commitment' worthy of trust or confidence; 'a sure friend'.
  12. (en) Having or feeling no doubt or uncertainty; confident and assured; 'felt certain of success'; 'was sure she had seen it'; 'was very sure in his beliefs'; 'sure of her friends'.
  13. (en) Exercising or taking care great enough to bring assurance; 'be certain to disconnect the iron when you are through'; 'be sure to lock the doors'.
  14. (en) Certain to occur; destined or inevitable; 'he was certain to fail'; 'his fate is certain'; 'In this life nothing is certain but death and taxes'- Benjamin Franklin; 'he faced certain death'; 'sudden but sure regret'; 'he is sure to win'.
  15. (en) Physically secure or dependable; 'a sure footing'; 'was on sure ground'.
  16. (en) Capable of being depended on; 'a quick and certain remedy'; 'a sure way to distinguish the two'; 'wood dust is a sure sign of termites'.
  17. (en) Worthy of trust or confidence; 'a sure friend'.
  18. (en) İnfallible or unfailing; 'a sure sign of one's commitment'.
  19. (en) Certain not to fail; 'a sure hand on the throttle'.
  20. (en) İmpossible to doubt or dispute; 'indisputable proof'.
  21. Muhakkak, şüphesiz
  22. Olumlu, müspet
  23. Kesin, kati
  24. Emin, sağlam, güvenilir
  25. Sabit, metin
  26. Nad
  27. Kesinlikle, tabii

kendi (nedir ne demek)

  1. İyelik ekleri alarak kişilerin öz varlığını anlatmaya yarayan dönüşlülük zamiri, zat
    Örnek: Kendi ülkemizde kendimizi yok edeceklerdi. R. E. Ünaydın
  2. Kişiler üzerinde direnilerek durulduğunu anlatan bir söz.
  3. Bir işte başkalarının etkisi bulunmadığını belirten bir söz
  4. "Kendisi, kendileri" biçiminde bazen saygı duygusuyla veya söz konusu olanları amaçlayarak o ve onlar yerine kullanılan bir söz.
  5. (en) Of one's own.
  6. (en) Personally.
  7. (en) Several.
  8. (en) Self.
  9. (en) Auto-.
  10. (en) Respective.
  11. (en) Herself.
  12. (en) Himself.
  13. (en) İtself.
  14. (en) Oneself.
  15. (en) İn person.
  16. (en) Number one.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.014