Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > kendi ağzıyla tutulmak nedir, kendi ağzıyla tutulmak ne demek, kendi ağzıyla tutulmakın anlamı (kendi ağzıyla tutulmak nnd)

kendi ağzıyla tutulmak nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






Bu kelime tam olarak bulunamadı, belki aşağıdaki(ler) işinize yarayabilir:

Bu kelimeyi ekleyerek katkıda bulunabilirsiniz.

kendi

  1. İyelik ekleri alarak kişilerin öz varlığını anlatmaya yarayan dönüşlülük zamiri, zat
    Örnek: Kendi ülkemizde kendimizi yok edeceklerdi. R. E. Ünaydın
  2. Kişiler üzerinde direnilerek durulduğunu anlatan bir söz.
  3. Bir işte başkalarının etkisi bulunmadığını belirten bir söz
  4. "Kendisi, kendileri" biçiminde bazen saygı duygusuyla veya söz konusu olanları amaçlayarak o ve onlar yerine kullanılan bir söz.
  5. (en) Of one's own. self. auto-. self. own. self. respective. herself. him. himself. its. itself. oneself.
  6. (en) He. itself. own. personally. respective. self. several. in person.
  7. (en) Own. self. oneself. in person. ego. his. itself. number one.

tutulmak (nedir ne demek)

  1. Tutma işi yapılmak veya tutma işine konu olmak
    Örnek: Bir yazıhane kiralanmış, aylıkla bir otomobil tutulmuştu. E. E. Talu
  2. Ay ve güneş tutulma olayına uğramak.
  3. Ünlü olmak, meşhur olmak.
  4. Tutuk duruma gelmek.
  5. Bir organı işleyemez olmak
    Örnek: Konuşmak için dilim, yazmak için kalemim tutuldu. F. R. Atay
  6. Birine tutkun olmak, sevmek.
  7. Bir işe veya birine canı sıkılmak
    Örnek: Sen filozof geçinen ukala bir adama benzersin. Bak, ben böyle şeylere fena tutulurum. H. Taner
  8. Yakalanmak
    Örnek: Hastalığa tutulduğu sıralarda bir sabun fabrikasında çalışıyordu. N. Cumalı
  9. Oyuncunun söyleyeceklerini unutması.
  10. (en) Have a crush on smb. be held. be taken. be at a premium. be in a request. make a hit. attack. attaint. catch on. come in. come up. drop. be enamored of. be enamoured of. go into. incur. indulge. smite. be smitten with. stiffen. be stuck. be stuck on.
  11. (en) Click. to be caught. to be eclipsed. to have a cramp. to fall in love with. to be affected. to be held. to be eclipsed. to fall for. to fall/be in love with. to catch on. to click. to become stiff. to be stiff. to go down with sth.
  12. (en) To be held / caught. to catch on. to become popular. to get stiff. to become tongue-tied. to fall in love with. to get caught (in a storm. gone on. incur.
  13. (en) dry-up
  14. (fr) Avoir un trou

iyelik ekleri (nedir ne demek)

  1. Adın karşıladığı nesnenin bir şahsa veya nesneye ait olduğunu belirten çekim ekleri. Türkçeniniyelik ekleri şunlardır: || teklik 1. şahıs: +(I)m / +(U)m: iş+i+m, saz+ı+m, yol+u+m, yüz+ü+m || teklik 2. şahıs: +(I)n / +(U)n: iş+i+n, saz+ı+n, yol+u+n yüz+ü+n || teklik 3. şahıs: +I / +U, +sI / +sU: iş+i, saz+ı yol+u, yüz+ü, baba+sı, yolcu+su, görücü+sü || Çokluk 1. şahıs: +(I)m(I)z / +(U)muz: iş+i+miz, saz+ı+mız, yol+u+muz, yüz+ü+müz || Çokluk 2. şahıs: +(I)n(I)z / +(U)nuz: iş+i+niz, saz+ı+nız, yol+u+nuz, yüz+ü+nüz || Çokluk 3. şahıs: +lArI: iş+ler+i, saz+lar+ı, yol+lar+ı, yüz+ler+i vb.
  2. (en) Possessive suffix
  3. (fr) Suffixe possessif

iyelik (nedir ne demek)

  1. Kendisinin olan bir şeyi yasa çerçevesi içinde istediği gibi kullanabilme hakkını taşıma durumu, sahiplik, mülkiyet.
  2. Bk. mülkiyet
  3. Bir taşınmazın iyesi olmayı, onu kullanmayı, tutuya koymayı ve satabilmeyi sağlayan bireysel hak.
  4. İng.: ownership
  5. (en) Possession. ownership.
  6. (en) besitz.
  7. (en) ownership
  8. (fr) propriété

ek(nedir ne demek)

  1. Bir şeyin eksiğini tamamlamak için ona katılan parça.
  2. Bir gazete veya derginin günlük yayımından ayrı ve ücretsiz olarak verdiği parça, ilave.
  3. Sonradan katılan, dikilen, yapıştırılan parçanın belli olan yeri.
  4. İki borunun birbirine birleştirildiği yer.
  5. Kelime türetmek veya kelimenin görevini belirtmek için kullanılan şekil verici ses veya sesler, lahika.
  6. Eklenmiş, katılmış
  7. Sözcük türetmek veya sözcüğün görevini belirtmek için kullanılan biçim verici ses ya da sesler: Evci (ev-ci) , evcil (ev-cil) , evli (ev-li) , ev-lenmek (ev-le-n-mek) eve (ev-e) , evden fev-den) , evde (ev-de) , evim (ev-im) vb.
  8. Elektronik postanın sonuna eklenerek yollanan dosya/dosyalar.
  9. Bk. ek yeri
  10. 1- Bir yapıttaki bilgiyi tamamlamak, dahaeksiksiz olmasını sağlamak amacıyle sonradan çıkarılan kitap. 2- Metin içinde verilmesi yersiz görülen tablo, çizim, sayılama vb. bilgiyi metnin ya da yapıtın arkasında ayrıca gösteren bölüm.
  11. İng.: appendix
  12. (en) Additional. extra. supplemental. supplementary. further. addition. supplement. extension. extra. annex. appendix. appendage. addendum. adjunct. appurtenance. formative. insertion. inset. postscript. schedule. supplementation. by-. bye-. super-.
  13. (en) Accession. additional. adjunct. annexe. appendage. appendix. collateral. excess. extension. extra. inclusion. special. subsidiary. supplement. supplementary. addition. addendum. joint. patch. affix.
  14. (en) Appendix. attachment. addendum. additional. annex. coupling. supplement. supplementary. joint. joining. easement. tailpiece. fastening. patching. splice. bond. link. extra. insert. appurtenance. enclosure. annexed. pull-out. addition. adjunct.
  15. (en) Affix
  16. (en) Supplement, appendix
  17. (fr) affixe

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük