|
Bu kelime tam olarak bulunamadı, belki aşağıdaki(ler) işinize yarayabilir:
Bu kelimeyi ekleyerek katkıda bulunabilirsiniz.
kendi
-
İyelik ekleri alarak kişilerin öz varlığını anlatmaya yarayan dönüşlülük zamiri, zat
Örnek:
Kendi ülkemizde kendimizi yok edeceklerdi. R. E. Ünaydın
-
Kişiler üzerinde direnilerek durulduğunu anlatan bir söz.
-
Bir işte başkalarının etkisi bulunmadığını belirten bir söz
-
"Kendisi, kendileri" biçiminde bazen saygı duygusuyla veya söz konusu olanları amaçlayarak o ve onlar yerine kullanılan bir söz.
-
Of one's own. self. auto-. self. own. self. respective. herself. him. himself. its. itself. oneself.
-
He. itself. own. personally. respective. self. several. in person.
-
Own. self. oneself. in person. ego. his. itself. number one.
-
Tutma işi yapılmak veya tutma işine konu olmak
Örnek:
Bir yazıhane kiralanmış, aylıkla bir otomobil tutulmuştu. E. E. Talu
-
Ay ve güneş tutulma olayına uğramak.
-
Ünlü olmak, meşhur olmak.
-
Tutuk duruma gelmek.
-
Bir organı işleyemez olmak
Örnek:
Konuşmak için dilim, yazmak için kalemim tutuldu. F. R. Atay
-
Birine tutkun olmak, sevmek.
-
Bir işe veya birine canı sıkılmak
Örnek:
Sen filozof geçinen ukala bir adama benzersin. Bak, ben böyle şeylere fena tutulurum. H. Taner
-
Yakalanmak
Örnek:
Hastalığa tutulduğu sıralarda bir sabun fabrikasında çalışıyordu. N. Cumalı
-
Oyuncunun söyleyeceklerini unutması.
-
Have a crush on smb. be held. be taken. be at a premium. be in a request. make a hit. attack. attaint. catch on. come in. come up. drop. be enamored of. be enamoured of. go into. incur. indulge. smite. be smitten with. stiffen. be stuck. be stuck on.
-
Click. to be caught. to be eclipsed. to have a cramp. to fall in love with. to be affected. to be held. to be eclipsed. to fall for. to fall/be in love with. to catch on. to click. to become stiff. to be stiff. to go down with sth.
-
To be held / caught. to catch on. to become popular. to get stiff. to become tongue-tied. to fall in love with. to get caught (in a storm. gone on. incur.
-
dry-up
-
Avoir un trou
-
Adın karşıladığı nesnenin bir şahsa veya nesneye ait olduğunu belirten çekim ekleri. Türkçeniniyelik ekleri şunlardır: || teklik 1. şahıs: +(I)m / +(U)m: iş+i+m, saz+ı+m, yol+u+m, yüz+ü+m || teklik 2. şahıs: +(I)n / +(U)n: iş+i+n, saz+ı+n, yol+u+n yüz+ü+n || teklik 3. şahıs: +I / +U, +sI / +sU: iş+i, saz+ı yol+u, yüz+ü, baba+sı, yolcu+su, görücü+sü || Çokluk 1. şahıs: +(I)m(I)z / +(U)muz: iş+i+miz, saz+ı+mız, yol+u+muz, yüz+ü+müz || Çokluk 2. şahıs: +(I)n(I)z / +(U)nuz: iş+i+niz, saz+ı+nız, yol+u+nuz, yüz+ü+nüz || Çokluk 3. şahıs: +lArI: iş+ler+i, saz+lar+ı, yol+lar+ı, yüz+ler+i vb.
-
Possessive suffix
-
Suffixe possessif
-
Kendisinin olan bir şeyi yasa çerçevesi içinde istediği gibi kullanabilme hakkını taşıma durumu, sahiplik, mülkiyet.
-
Bk. mülkiyet
-
Bir taşınmazın iyesi olmayı, onu kullanmayı, tutuya koymayı ve satabilmeyi sağlayan bireysel hak.
-
İng.: ownership
-
Possession. ownership.
-
besitz.
-
ownership
-
propriété
ek(nedir ne demek)
-
Bir şeyin eksiğini tamamlamak için ona katılan parça.
-
Bir gazete veya derginin günlük yayımından ayrı ve ücretsiz olarak verdiği parça, ilave.
-
Sonradan katılan, dikilen, yapıştırılan parçanın belli olan yeri.
-
İki borunun birbirine birleştirildiği yer.
-
Kelime türetmek veya kelimenin görevini belirtmek için kullanılan şekil verici ses veya sesler, lahika.
-
Eklenmiş, katılmış
-
Sözcük türetmek veya sözcüğün görevini belirtmek için kullanılan biçim verici ses ya da sesler: Evci (ev-ci) , evcil (ev-cil) , evli (ev-li) , ev-lenmek (ev-le-n-mek) eve (ev-e) , evden fev-den) , evde (ev-de) , evim (ev-im) vb.
-
Elektronik postanın sonuna eklenerek yollanan dosya/dosyalar.
-
Bk. ek yeri
-
1- Bir yapıttaki bilgiyi tamamlamak, dahaeksiksiz olmasını sağlamak amacıyle sonradan çıkarılan kitap. 2- Metin içinde verilmesi yersiz görülen tablo, çizim, sayılama vb. bilgiyi metnin ya da yapıtın arkasında ayrıca gösteren bölüm.
-
İng.: appendix
-
Additional. extra. supplemental. supplementary. further. addition. supplement. extension. extra. annex. appendix. appendage. addendum. adjunct. appurtenance. formative. insertion. inset. postscript. schedule. supplementation. by-. bye-. super-.
-
Accession. additional. adjunct. annexe. appendage. appendix. collateral. excess. extension. extra. inclusion. special. subsidiary. supplement. supplementary. addition. addendum. joint. patch. affix.
-
Appendix. attachment. addendum. additional. annex. coupling. supplement. supplementary. joint. joining. easement. tailpiece. fastening. patching. splice. bond. link. extra. insert. appurtenance. enclosure. annexed. pull-out. addition. adjunct.
-
Affix
-
Supplement, appendix
-
affixe
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|