Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > kemiğin şekil bozukluğundan kırılması nedir, kemiğin şekil bozukluğundan kırılması ne demek, kemiğin şekil bozukluğundan kırılmasıın anlamı (kemiğin şekil bozukluğundan kırılması nnd)

kemiğin şekil bozukluğundan kırılması nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






Bu kelime tam olarak bulunamadı, belki aşağıdaki(ler) işinize yarayabilir:

Bu kelimeyi ekleyerek katkıda bulunabilirsiniz.

kırılma

  1. Kırılmak işi.
  2. Yürürken salınma, nazlı yürüyüş.
  3. Saydam bir ortamdan başka bir saydam ortama geçen bir ışının doğrultusunu değiştirmesi.
  4. İng.: refraction
  5. Işının, yoğunlukları değişik iki ortamın birinden ötekine geçerken doğrultusunu değiştirmesi olgusu.
  6. Bir ışının, saydam bir ortamdan öbürüne eğik olarak geçerken doğrultusunun değişmesi.
  7. Belirli bir ışınımın, optik bakımdan bağdaşık olmayan bir ortamda yayılma hızı değişimleriyle ya da bir ortamdan başka bir ortama geçmeyle yayılma doğrultusunu değiştirmesi. Alm.: Brechung (Refraktion)
  8. Işık demetinin yönünün, içine girdiği ortam tarafından değiştirilmesi.İng.: refraction Fr.: r
  9. (en) refraction
  10. (en) Refracting. refractive. breaking. breakage. break. fracture. offence. offense. refraction. rupture. smash. split.
  11. (en) Break. breakage. clip. fracture. refraction. rupture. smash. breaking.
  12. (en) Breaking. break. refraction. hurt. offense. coquettish gestures. displeasure. pinch. rupture.
  13. (al) Refraktion, Brechung
  14. (al) Brechung (Refraktion)
  15. (fr) réfraction

kırılmak (nedir ne demek)

  1. Kırma işine konu olmak, bir veya birçok parçaya ayrılmak.
  2. Bükülerek kat yeri oluşturmak.
  3. Savaş, bulaşıcı hastalık sebebiyle çok sayıda insan ölmek.
  4. Birine karşı kırgın duruma gelmek, gücenmek, incinmek.
  5. Kırgınlık duymak
    Örnek: Bana ne oluyor bugün? Donuyorum, her tarafım kırılıyor. S. F. Abasıyanık
  6. Soğuk, rüzgâr vb. eski gücü kalmamak, azalmak, yatışmak.
  7. Cesaret, umut, onur azalmak, yok olmak
  8. Ağaç, dal üzerinde meyve, çiçek, yaprak çok olmak.
  9. (en) Be offended. be broken. break. fracture. go to pieces. offend. be hurt. break off. chip. crash. crush. explode. be piqued at. rive. shatter. sink. snap.
  10. (en) Break. fracture. resent. shatter. smart. smash. snap. yield.
  11. (en) To be broken. to be hurt. to be offended by sb. to be refracted. to die. to perish. to take sth amiss. crack. to be discounted. fall to pieces. fracture. shatter. shiver.

(nedir ne demek)

  1. Bir sonuç elde etmek, herhangi bir şey ortaya koymak için güç harcayarak yapılan etkinlik, çalışma
    Örnek: İş bittikten sonra denize karşı sigara içilir. S. F. Abasıyanık
  2. Bir değer yaratan emek.
  3. Birinden istenen hizmet veya birine verilen görev
  4. Sanayi, ticaret, tarım, maliye vb. alanlara ilişkin ekonomik etkinliklerin bütünü.
  5. Kamu yararına yapılan işler.
  6. Herhangi bir yere düzen verici, günlük yaşayışı sağlayıcı her türlü çalışma.
  7. Geçim sağlamak için herhangi bir alanda yapılan çalışma, meslek
  8. İş yeri
  9. Bir mal veya hizmet üretmek için harcanan emek.
  10. Tarım, sanayi ve hizmetler gibi çeşitli iktisadi alanlarda yürütülen etkinlikler.
  11. Geçim sağlamak için herhangi bir alanda yapılan çalışma, meslek.
  12. Birinden istenen hizmet veya ona verilen görev.
  13. Bir kuvvetin etki noktasını devindirmesi. İş, kuvvetin yol boyunca birleşeni ile alınan yolun çarpımına ya da 'kuvvet yönleci ile yol yönlecinin sayıl çarpımına eşittir.
  14. İng.: job
  15. (en) Job. working. occupational. regulation. biz. work. things to do. job. occupation. profession. business. trade. concern. affair. function. piece of work. works. working. activity. appointment. assignment. ball game. billet. calling. cause. commerce. d.
  16. (en) Act. action. affair. appointment. assignment. berth. business. commission. concern. deal. dealing. dealings. deed. duty. employment. field. function. handiwork. job. labour. matter. occupation. occupational. office. operation. position. post. profession. pursuit. service. show. situation. task. trade. transaction. undertaking. work. working. workpiece.
  17. (en) Act. business. work. job. action. affair. commerce. employment. matter. occupation. profession. service. task. trade. duty. mission. the chief problem. something worth doing. agency. term. avocation. billet. biz. boom. breeze. commercial operation. commis.
  18. (en) profession.
  19. (en) job
  20. (en) work.
  21. (en) Business, activity.
  22. (en) work
  23. (al) Arbeit
  24. (fr) travail

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük