|
kelime hazinesi
-
Söz varlığı.
-
Bir dilin bütün kelimeleri; bir kişinin veya bir topluluğun söz dağarcığında yer alan kelimeler toplamı: İngilizceninkelime hazinesi, üniversite öğrencilerininkelime hazinesi, aydınlar kesimininkelime hazinesi vb.
-
thesaurus.
-
Word power.
-
vocabulary
-
vocabulaire
-
Anlamlı ses veya ses birliği, söz, sözcük
Örnek:
Tayyare kelimesine alışan millet, uçak kelimesine de alışır. O. V. Kanık
-
Wordy. word. vocable.
-
Word. vocable.
-
Altın, gümüş, mücevher vb. değerli eşya yığını, büyük servet
Örnek:
Dünyanın hazinelerine başını çevirip bakmazdı. R. H. Karay
-
Değerli şeylerin saklandığı yer.
-
Gömülü veya saklıyken bulunan değerli şeylerin bütünü.
-
Kaynak
Örnek:
Ağaç, rutubetin hazinesidir. F. R. Atay
-
Devlet malı veya parası.
-
Devlet malının veya parasının saklandığı yer.
-
Devletin altın, döviz, bono ve nakit işlemlerini maliye ile birlikte düzenleme görevini üstlenen makam.
-
Büyük bağlılık duyulan, değer verilen şey veya kimse.
-
Devlet gelirlerinin toplandığı ve giderlerinin yapıldığı kurum.
-
Altın, gümüş, mücevher vb. değerli eşya yığını.
-
Altın, gümüş, mücevher gibi değerli eşya, servet.
-
Büyük bağlılık duyulan, değer verilen kimse.
-
Coffers. treasure. exchequer. stores. riches. coffer. repertory. store. storehouse. thesaurus. treasure house. trove.
-
Exchequer. treasure. treasury. strong room. treasure trove. national treasury. source. public treasury. excgequer.
-
Treasury. exchequer. purse. strongroom. treasure-trove. national treasury. a treasure. a much-valued person / thing. storage place. depot. treasury department / house. repertory. safe deposit. coffers. gazophylacium. jewel house. repository. storeroom. th.
-
treasury
-
Treasury, revenue
-
Bir dildeki sözlerin bütünü, söz hazinesi, söz dağarcığı, sözcük hazinesi, vokabüler, kelime hazinesi.
-
Bk. kelime hazinesi.
-
İng.: vocabulary
-
Bir düşünceyi eksiksiz olarak anlatan kelime dizisi, lakırtı, kelam, laf, kavil
Örnek:
Söz var, iş bitirir; söz var, baş yitirir. Atasözü
-
Bir veya birkaç heceden oluşan ve anlamı olan ses birliği, kelime, sözcük.
-
Bir konuyu yazılı veya sözlü olarak açıklamaya yarayan kelime dizisi
Örnek:
Yer yer birçok türküde rastladığımız beylik sözler de vardı içinde. B. R. Eyuboğlu
-
Kesinlik kazanmayan haber, söylenti.
-
Bir işi yapacağını kesin olarak vadetme.
-
Müzik parçalarının yazılı metni, güfte.
-
Wordy. word. say. saying. expression. talk. term. verbalism. promise. faith. commitment. committal. statement. assurance. engagement. pledge. plight. sentence. spiel. vocable. voice.
-
Wordy. word. say. saying. expression. talk. term. verbalism. promise. faith. commitment. committal. statement. assurance. engagement. pledge. plight. sentence. spiel. vocable. voice. foregoing. parole. remark. undertaking.
-
Allegation. expression. promise. remark. word. utterance. statement. asseveration. assurance. covenant. expletive. hearsay. observation. pledge. profession. saying. speech. talk. tongue. undertaking. verbalism. vocable. voice.
bütün(nedir ne demek)
-
Eksiksiz, tam
Örnek:
Güller bütün güller bu sabah / Bir ağızdan şarkı söyler gibi açıyor her bahçede. N. Cumalı
-
Çok sayıdaki varlık ve nesnelerin hepsi
Örnek:
Bütün civar köylerde onu sevmeyen yoktu. Y. K. Karaosmanoğlu
-
Bozuk olmayan (para).
-
Parçalanmamış.
-
Birlik, tamlık
Örnek:
Şiirde bir bütünün lüzumuna inananlar bile mısralar arasında birtakım aralıklar kabul eder. O. V. Kanık
-
Tümel niceleyicinin Türkçe'deki bir karşılığı.
-
Eksiksiz, tüm.
-
İng.: whole
-
Whole. entire. complete. total. all. every. solid. undivided. gross. all-out. aggregate. clear. continuum. out-and-out. round. sheer. unbroken. utter. one and only. the whole. the total. entire. gross. totality. complement. holo-. omni-. pan-. all ov.
-
Aggregate. all. entire. entirety. grand. intact. total. whole.
-
Whole.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|