Nedir ne demek sorularına kısa cevaplar

Ana Sayfa > keçe külah etmek nedir ne demek, keçe külah etmenin anlamı

keçe külah etmek nedir

nedir  -  ingilizce  -  fotoğraf  -  web araması  -  bulmaca  -  bis  -  matematik  -  sembol

keçe külah etmek

  1. Aldatmak, kandırmak.

keçe (nedir)

  1. Yapağı veya keçi kılının dokunmadan yalnızca dövülmesiyle elde edilen kaba kumaş
    Örnek: Belki on aile keçelerden, kilimlerden çergelerini meyve ağaçlarının altlarına kurdular. Ö. Seyfettin
  2. Bu kumaştan yapılmış olan
  3. Yere serilen halı, kilim vb. yünlü döşemelik.
  4. keçe ne demek (en) Felt. felt. felting. mat. pad. haircloth. (sadece ingilizce sonuçlar)
  5. keçe ne demek (en) Felt. mat. carpet.

külah (nedir)

  1. İçine bazı şeyler koymak için huni biçiminde bükülmüş kâğıt kap.
  2. Bu kabın alabileceği miktarda olan
    Örnek: Meydanda bekleyen mektep çocuklarına birer külah şeker dağıtıldı. Y. K. Beyatlı
  3. Oyun, hile.
  4. Esk. Erkeklerin giydiği genellikle keçeden, ucu sivri veya yüksek başlık
  5. (Mimarlık) Kule ve minare gibi yapıların üstlerini örten, iç çatısı ağaçtan, dışı kurşun kaplı, koni, ya da piramit biçimindeki çatı. a. bk. şerefe, petek, gövde, pabuç, kürsü.
  6. külah ne demek (en) Cone. conical hat. cone-shaped container. cornet. trick.
  7. külah ne demek (en) Conical hat. paper cone (used as a bag. coif. cone.
  8. külah ne demek (en) Arrow, spire
  9. külah ne demek (fr) Flèche

etmek (nedir)

  1. Bir durumu ortaya çıkarmak.
  2. Bir işi yapmak
    Örnek: Şemsi, sıra düştükçe emlak komisyonculuğu ediyordu. H. Taner
  3. "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak.
  4. Bulmak, erişmek
    Örnek: Hemşerileri gelir, kemençe gibi bir çalgıyla sabahı ederlerdi. R. H. Karay
  5. Birini bir şeyden yoksun bırakmak.
  6. Vermek.
  7. Eşit değer kazanmak.
  8. Herhangi bir değerde olmak
    Örnek: Kira dâhil olduğu hâlde aylık masrafımız tam beş lira ediyordu. Ö. Seyfettin
  9. etmek ne demek (en) Aggregate
  10. etmek ne demek (en) Do. make. get. add up to. cost. have. pay. practice. practise. render. send. subject. take. tender.
  11. etmek ne demek (en) Cost. do. misbehave. put. render. send. total. to do. to make. to render. to cost. to amount to. to total. to be worth. make.
  12. etmek ne demek (en) To do. to make. to amount to. to be worth. to deprive of. to soil or wet (with feces or urine. amount. execute. pay. ply. to cost roughly.
  13. etmek ne demek (en) Step
  14. etmek ne demek (en) Say
  15. etmek ne demek (en) Total

aldatmak (nedir)

  1. Beklenmedik bir davranışla yanıltmak
    Örnek: Genç kızı aldatmak için dil dökmeye başlamıştır. P. Safa
  2. Karşısındakinin dikkatsizliğinden, ilgisizliğinden yararlanarak onun üzerinden kazanç sağlamak
    Örnek: Üç defadır bu yezit beni aldatıyor. B. Felek
  3. Birine verilen sözü tutmamak, yalan söylemek.
  4. Bir şeyin görünürdeki durumu, o şeyin niteliği bakımından yanlış bir kanı vermek
    Örnek: Dekor, tarihî esvap gözleri aldatıyor. Y. K. Beyatlı
  5. Ayartmak, kötü yola sürüklemek, baştan çıkarmak, iğfal etmek.
  6. Karı ve kocadan biri eşine sadakatsizlik etmek, ihanet etmek.
  7. Oyalamak, avutmak.
  8. aldatmak ne demek (en) Sell smb. a packet. sell smb. a pup. take for a ride. cheat. delude. two-time. be unfaithful. deceive. defraud. fake. feint. bamboozle. bilk. cuckold. do down. double-cross. play smb. false. finagle. fox. gammon. gull. gyp. have. hocus. hoodwink. hor.
  9. aldatmak ne demek (en) Beguile. cheat. deceive. defraud. delude. dupe. fool. fox. hoodwink. kid. sell. to mislead. to cheat. to deceive. to fool. to swindle. to defraud. to delude. to trick. to hoodwink. to beguile. to fox. to dupe. to take sb in. to be unfaithful. to cuckold. to cheat on sb.
  10. aldatmak ne demek (en) To mislead. to cheat. to dupe. to deceive. to be unfaithful. bamboozle. beguile. burn. cajole. carve up. chisel. cozen. defraud. delude. diddle. double cross. fob off sb off. fool. fox. to lead sb up the garden path. have. have sb. hoax. hoodwink. humbug.

kandırmak (nedir)

  1. Kanmasını sağlamak, inandırmak, ikna etmek
    Örnek: Bu arkadaşları da ben kandırdım. S. F. Abasıyanık
  2. Aldatmak
  3. İçme, yeme isteğini karşılamak.
  4. kandırmak ne demek (en) Sell smb. a pup. argue. bait. bamboozle. befool. beguile. cheat. con. cozen. deceive. delude. diddle. dish. dissuade. dupe. entice. fast-talk. finagle. flimflam. fool. gammon. get round. gyp. hornswoggle. induce. intrigue. inveigle. jockey. jolly. ki.
  5. kandırmak ne demek (en) Beguile. cheat. delude. dupe. entice. fool. fox. hoodwink. hustle. induce. seduce. sell. trick. to persuade. to convince. to get round sb. to get around sb ikna etmek. to deceive. to fool. to cheat. to take sb in. to fox. to hoodwink. to cajole sb. to delude. to dupe. to trick. to beguile. to seduce. to entice. to satisfy.
  6. kandırmak ne demek (en) To deceive. to fool. to take in. to persuade. to convince. to quench sb's thirst. bilk. bring over. cozen. diddle. inveigle. manage. quiet. tempt. trick. pull the wool over someone's eyes.


BİS
Başında, içinde, sonunda "keçe külah etmek" geçen kayıtlar (hepsine bakın)




Hakkında  -  İletişim  -  Yasal Konular  -  Son Eklenenler  -  Araçlar

© Nedir Ne Demek, 3.0.455
Bunları kaçırmayın!