Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > kaza nedir, kaza ne demek (kaza nnd)

kaza nedir, kaza ne demek?

kaza

  1. Can veya mal kaybına, zararına sebep olan kötü olay.
  2. İlçe, kaymakamlık
    Örnek: Kazada mektepli dişçi olmadığı için onu vilayete götürdüm. R. N. Güntekin
  3. Vaktinde kılınmayan namazı veya tutulmayan orucu sonradan dinî kurallara uygun olarak yerine getirme.
  4. Yargı.
  5. Kadılık görevi.
  6. Bk. ilçe
  7. Bk. yargı (1)
  8. hüküm karar verme, emir tesbit vs
  9. Birdenbire olan musibet. Beklenmedik bela.
  10. Çocukların başını traş edip, bazı yerlerinde kısım kısım saç bırakmak.
  11. (en) Crack-up.
  12. (en) Accident.
  13. (en) Mishap.
  14. (en) Misfortune.
  15. (en) Misadventure.
  16. (en) Borough.
  17. (en) Casualty.
  18. (en) Crash.
  19. (en) District.
  20. (en) Fatality.
  21. (en) İncident.
  22. (en) Smash.
  23. (en) Smash-up.
  24. (en) Township.
  25. (en) Wreck.
  26. (en) Evil.
  27. (en) Smazh.
  28. (en) Smazsh-up.
  29. (en) County.
  30. (en) Subdivision of a province.
  31. (en) Administration of justice.
  32. (en) Adjudication.
  33. (en) Body of a county.
  34. (en) Casus.
  35. (en) Community.
  36. (en) Mischance.

ilçe (nedir ne demek)

  1. Yönetim bakımından yurt bölümlemesinde ilden sonra gelen bölüm, kaymakamlık, kaza
  2. Ülkenin yönetim yönünden bölünmüş il ile bucak arasında yer alan parçası.
  3. T. İdari bakımdan vilayetten sonra gelen yer. Kaza. Kaymakamlık.
  4. (en) Borough.
  5. (en) District.
  6. (en) County.
  7. (en) Administrative districts.
  8. (en) Town.
  9. (en) Commune.
  10. (fr) Arrondissement, sous-préfecture

can   US UK (nedir ne demek)

  1. İnsan ve hayvanlarda yaşamayı sağlayan ve ölümle vücuttan ayrılan madde dışı varlık
    Örnek: Can çıkmayınca huy çıkmaz. Atasözü
  2. Yaşama, hayat
    Örnek: Bir kedi yavrusunu kurtarmak için ipe sarılıp kuyuya iner, canımı tehlikeye koyardım. R. N. Güntekin
  3. Güç, dirilik
    Örnek: Her şeyde bu mevsime mahsus bir can, bir dirilik kendini gösteriyordu. M. Ş. Esendal
  4. Kişi, birey
    Örnek: Benimle beraber dört canız . F. R. Atay
  5. İnsanın kendi varlığı, özü
    Örnek: Ne denir, canımız ne mertebe insan olsa mayamız, maddemiz hayvan... R. N. Güntekin
  6. Gönül
    Örnek: Çirkin bana kurban, ben de güzele / Can sever güzeli, maldan ziyade. Karacaoğlan
  7. Bektaşilik ve Mevlevilikte tarikat kardeşi.
  8. Çok içten, sevimli, sevilen, şirin
    Örnek: Alphonse Daudet ilk gençliğimin can yazarlarından biri idi. T. Buğra
  9. Ruh.
  10. Güç, dirilik.
  11. İnsanın kendi varlığı, özü.
  12. Gönü
  13. Çok içten, sevimli, şirin kimse.
  14. 1. can, ruh. hayat. 2. güç, kuvvet, hayatiyet, dirilik. 3. gönül, yakın dost, çok sevilen arkadaş. 4. mevlevi ve bektaşi tarikatlarında dervişlerin birbirlerine hitabı. 5. kişi, fert. 6. sevgili.
  15. Yaşayış. Diride olan kudret, kuvvet. Hayat cevheri. Madde ilimleri, maddenin; hayat ilimleri (biyolojik ilimler) hayatın ne olduğunu açıklıyamamışlardır. Aslında bunların konusu da madde, hayat ve ruhun kendisi değil, bunların tezahürleri yani olay haline gelen tesirleridir. Deney ilimlerinin vazifesi bu olaylar arasındaki ilişkinin değişmeyen tarafını bulmaktır. Bunun ötesinde ilmin söyleyeceği bir sözü yoktur. Buna rağmen bazı kendini bilmez cahiller, ilim adını kötüye kullanarak ilmin sustuğu yerde kendileri konuşuyor ve hayat ve ruhu madde ile açıklamaya kalkışıyorlar. Oysa maddenin de ne olduğunu biliyor değildirler. Biz müslümanlar madde gibi hayat ve ruhun da Allah'ın kudretinin eserleri olduğunu biliyor, birini diğerinin yerine koymuyoruz. Allah görünen ve görünmeyen alemler yaratmıştır. Onun kudretinin ve yaratmasının sınırı yoktur. Madde, yarattıklarının sadece bir çeşitidir. Varlığı maddeden ibaret sanmak aklı gözüne inmiş olan akılsızların batıl bir inancıdır.
  16. (en) Tin, aluminum container; (Slang) jail, prison; (Slang used in Canada and the USA) toilet, bathroom; dismissal, firing from a position (or job, etc.).
  17. Yapmak imkânı (nda) olmak: Can you do thiswork ? Bu işi yapabilir misin? I couldn't find my tie
  18. Canada, Canadian.
  19. (ed,-ning) konserve kutusu, teneke kutu
  20. Çöp tenekesi
  21. ABD, argo hapishane
  22. Argo yüznümara
  23. Argo kaba et
  24. Konserve yapmak
  25. Kutulara doldurmak
  26. ABD, argo kovmak, işine son vermek, slang sepetlemek
  27. Argo filime veya teybe almak
  28. Ebilmek, yapabilmek, edebilmek, olabilmek; konservesini yapmak, konservelemek; kasede kaydetmek, kayıt yapmak (ses ya da görüntü), uzaklaştırmak (okul), kovmak

mal (nedir ne demek)

  1. Bir kimsenin, bir tüzel kişinin mülkiyeti altında bulunan, taşınır veya taşınmaz varlıkların bütünü
    Örnek: Mal vardı, mülk vardı. At vardı, araba vardı. Ö. Seyfettin
  2. Büyükbaş hayvan
    Örnek: Boz atlar yağız değildi, artık; mallar erimiş, zayıflamıştı. N. Araz
  3. Alınıp satılabilen her türlü ticaret eşyası, tüccar malı, emtia.
  4. Bayağı, aşağılık, kötü kimse
    Örnek: İyi bir mal olsa buraya gönderirler miydi? R. H. Karay
  5. Esrar.
  6. Orospu.
  7. İnsan gereksinimlerini doğrudan veya dolaylı olarak karşılama özelliğine sahip her türlü nesne.
  8. Fık: Bir kimsenin tasarrufunda bulunan kıymetli, lüzumlu şey. (Varlık, servet, para, ticaret eşyası gibi.)
  9. "Süren, sürülen, sarılan, takılan" anlamlarıyla terkibler yapılmada kullanılır. (Mesela: Paymal: Ayak altında çiğnenen) (Osmanlıca'da yazılışı: mal (-))
  10. Evmek, acele etmek, tez tez gitmek. (Osmanlıca'da yazılışı: ma'l)
  11. (en) Goods.
  12. (en) Effects.
  13. (en) Livestock.
  14. (en) Wares.
  15. (en) Prefix in composition denoting ill, or evil, male, ad, fr.
  16. (en) Chattel.
  17. (en) Riches.
  18. (en) In some words it has the form male-, as in malediction, malevolent.
  19. (en) See Malice.
  20. (en) Skydiver talk for Malfunction.
  21. (en) Prefix, bad, abnormal.
  22. (en) NIII: duty, obligation; obliged.
  23. (en) Malfunction.
  24. (en) William W Malandra, Introduction to Ancient Iranian Religion.
  25. (en) Minimum Analytical Limit.
  26. (en) Merchandise.
  27. (en) Property.
  28. (en) Possessions.
  29. (en) Holding.
  30. (en) Asset.
  31. (en) Chose.
  32. (en) Commodity.
  33. (en) Hereditament.
  34. (en) Ware.
  35. (en) Malus, bad, ill.
  36. (en) Wealth.
  37. (en) Possession.
  38. (en) Estate assets.
  39. (en) Scoundrel.
  40. (en) Bastard.
  41. (en) Piece article.
  42. (en) Manufactures.
  43. (en) Supplies.
  44. (en) Consignment.
  45. (en) Produce.
  46. (en) Farm stock.
  47. (en) Capital.
  48. (en) Goods and chatt.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.012