Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > kaynama noktası nedir, kaynama noktası ne demek (kaynama noktası nnd)

kaynama noktası nedir, kaynama noktası ne demek?

kaynama noktası

  1. Saf bir sıvının belirli bir basınçta kaynamaya başladığı sıcaklık.
  2. Bir sıvının uçuk basıncının dış basınca eşit olduğu sıcaklık derecesi.
  3. Bir sıvının uçuk basıncının dış basınca eşit olduğu sıcaklık derecesi.
  4. Belli basınç altında, sıvının buhara dönüşmeye başladığı sıcaklık.
  5. Sıvıların deniz seviyesinde kaynamaya başladığı sıcaklık derecesi.
  6. Sıvının buhar basıncıyla atmosferik basıncın eşitlendiği sıcaklık derecesi.
  7. Bir sıvının belirli basınçta kaynamaya başladığı sıcaklık.
  8. (en) Boil.
  9. (en) Boiling point.
  10. (al) Siedepunkt
  11. (fr) Point d'ébullition
  12. (fr) Point d'

kaynama (nedir ne demek)

  1. Kaynamak işi.
  2. Bir sıvının doygun buhar basıncının bulunduğu ortamın basıncına denk olduğu durumda, kabarcık oluşumuyla birlikte buhar evresine geçişi.
  3. (en) Boiling.
  4. (en) Boil.
  5. (en) Ebullition.
  6. (en) Surging up.
  7. (en) Bubbling up.
  8. (en) Knitting.
  9. (en) Bubble.

nokta (nedir ne demek)

  1. Çok küçük boyutlarda işaret, benek.
  2. Bazı harflerin üzerine konulan ufak işaret.
  3. Yer
    Örnek: Köşkten çıktık ve bahçenin her noktasını uzun uzun durup konuşarak dolaştık. A. Haşim
  4. Konu, konu ile ilgili önemli bölüm
    Örnek: Genç adam, o noktada alaka uyandırıcı bir şey keşfetmiş gibiydi. Y. K. Karaosmanoğlu
  5. Nöbetçi bulunan yer.
  6. Nöbetçi, gözcü, bekçi
    Örnek: O yokuşun başındaki küçücük karakolun her gece çıkardığı noktayı unutuyorsunuz. Ö. Seyfettin
  7. Sınır, derece, radde.
  8. Cümlenin bittiğini anlatmak için sonuna konulan, küçük benek biçimindeki noktalama işareti (.).
  9. Uzambilgisinde tanımsız öğelerden biri.
  10. Belirli bir uzayın koyutlarını gerçekleyen öğelerden her biri.
  11. Papil hatları arasında diğer papillerden bağımsız olarak bulunan nokta şeklindeki parmak izi karakteristiği.
  12. Yeri olan fakat büyüklüğü olamayan bir şey.
  13. Bk. dönem
  14. (en) Pinpoint.
  15. (en) Point.
  16. (en) Spot.
  17. (en) Speck.
  18. (en) Full stop.
  19. (en) Stop.
  20. (en) Full point.
  21. (en) Post.
  22. (en) Fleck.
  23. (en) Macula.
  24. (en) Particular.
  25. (en) Period.
  26. (en) Speckle.
  27. (en) Tittle.
  28. (en) Respect.
  29. (en) Vertex.
  30. (en) Place.
  31. (en) Subject.
  32. (en) Military post.
  33. (en) Police post.
  34. (en) İsolated sentry.
  35. (en) İtem.
  36. (en) Pause.
  37. (en) Pitch.
  38. (en) Taint.
  39. (fr) Point
  40. (la) Punctum

dönem (nedir ne demek)

  1. Belli özellikleri olan zaman parçası, devre, devir, periyot
    Örnek: Otuz yedi yaş bana bitmez tükenmez bir dönem gibi geldi. H. E. Adıvar
  2. Bir çağ içinde belli özellikleri olan sınırlı süre.
  3. Yasama meclisinin iki seçilişi arasındaki zaman süresi, devre.
  4. Yarıyıl.
  5. Dönme işi.
  6. Birbirini izleyen başlangıcı ve sonu belirlenmiş zaman aralıkları.
  7. Yinelenen bir olayın ya da onu betimleyen bir işlevin, kendini yenileme süresi.
  8. Esnek bir cismin titreşiminde ya da herhangi bir cismin deviniminde, denge durumu çevresindeki tam bir salınımın saniye olarak süresi (örneğin bir sarkacın, başlangıç noktasından kalkıp yine aynı noktaya gelişi).
  9. Devir.
  10. (en) Period.
  11. (en) Season.
  12. (en) Period of time.
  13. (en) Period, run.
  14. (en) Term.
  15. (en) Semester.
  16. (en) Session.
  17. (en) Circle.
  18. (en) Date.
  19. (en) Epoch.
  20. (en) Spell.
  21. (en) School term.
  22. (en) Cycle.
  23. (en) Phase.
  24. (en) Time period.
  25. (al) Periode
  26. (fr) Période

saf (nedir ne demek)

  1. Dizi, sıra
    Örnek: Bütün garsonlar saf teşkil edip selama dururlardı. E. E. Talu
  2. Grup.
  3. Katıksız, arı, katışıksız, halis, has.
  4. Kurnazlığa aklı ermeyen, kolaylıkla aldatılabilen, bön, safdil
    Örnek: Yenge, açık sözlü, saf bir kadıncağızdır. R. N. Güntekin
  5. İyi niyetli, art niyetsiz
    Örnek: Senin bu kadar, çocukça saf olduğunu bilmezdim. P. Safa
  6. Bk. arı
  7. Bk. salt
  8. (en) Array.
  9. (en) Confiding.
  10. (en) Fond.
  11. (en) Green.
  12. (en) Guileless.
  13. (en) Gull.
  14. (en) Sheer.
  15. (en) Neat.
  16. (en) Purified.
  17. (en) Clarified.
  18. (en) Scrapie associated fibrils These are the fine structures, seen under the electron microscope that are only found in brains of TSEs It has been suggested that they are the infective agents themselves, as infectivity can be filtered out with a filter small enough to stop the SAF.
  19. (en) Scrapie associated fibrils These are the fine structures, seen under the electron microscope that are only found in brains of TSEs.
  20. (en) Spouse Acceptance Factor The amount of time married scientists are allowed to spend away from home, in the office, at the lab, talking about physics at social events, going to the South Pole, attending conferences, etc , before the spouse says 'ENOUGH!!!!!!'.
  21. (en) Scrapie Associated Fibrils.
  22. (en) Sub-Chief of Bum.
  23. (en) Server Application Function An API for server software See also NSAPI.
  24. (en) System Authorization Facility An MVS interface invoked by CICS to communicate with an external security manager, such as RACF.
  25. (en) Society of American Foresters.
  26. (en) Store and Forward A technique where transactions are captured and stored in a bucket for later transmission to a remote system Typically used where transaction involve connecting to remote machines and the delay of doing this should be defferred until convienent.
  27. (en) School Advisory Forum SAC: School Advisory Committee.
  28. (en) Abbreviation for Subantarctic Front.
  29. (en) System Authorization Facility An MVS facility for routing authorization requests to RACF or equivalent system security packages.
  30. (en) Pure.
  31. (en) Unadulterated.
  32. (en) Unmixed.
  33. (en) Absolute.
  34. (en) Fine.
  35. (en) Genuine.
  36. (en) Refined.
  37. (en) Distilled.
  38. (en) Simple.
  39. (en) Naive.
  40. (en) İngenuous.
  41. (en) İnnocent.
  42. (en) Deceivable.
  43. (en) Harmless.
  44. (en) Simple-Hearted.
  45. (en) Simple-Minded.
  46. (en) Unsuspicious.
  47. (en) Artless.
  48. (en) Candid.
  49. (en) Clean.
  50. (en) Clear.
  51. (en) Credulous.
  52. (en) Dewy-Eyed.
  53. (en) Elemental.
  54. (en) Gullible.
  55. (en) Line.
  56. (en) Lineup.
  57. (en) Rank.
  58. (en) Simpleminded.
  59. (en) Trustful.
  60. (en) Virgin.
  61. (en) Full.
  62. (en) Unblended.
  63. (en) Unblemished.
  64. (en) White.
  65. (en) Sterling.
  66. (en) Spotless.
  67. (en) Chaste.
  68. (en) Element.

sıvı (nedir ne demek)

  1. Bulunduğu kabın biçimini alabilen ve üstü yatay bir düzlem durumuna gelebilen akışkan cisim, mayi.
  2. Özdeğin su, yağ gibi, bulunduğu kalbin biçimini alan az sıkışabilir akışkan hali.
  3. Özdeğin su, yağ gibi, bulunduğu kalbin biçimini alan az sıkışabilir akışkan hali.
  4. Moleküllerin bir birlerine göre devinim yapabildikleri, ancak tektürel yapışma kuvvetleri etkisiyle değişmeyen oylumu bulunduğu kabın biçimiyle sınırlanmış, özgün nitelikleri olan evre.
  5. (en) Fluid.
  6. (en) Liquid.
  7. (en) Soft.
  8. (en) Water.
  9. (al) Flüssig, Flüssigkeit
  10. (fr) Liquide

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.011