Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > kayaç kalıntısı nedir, kayaç kalıntısı ne demek, kayaç kalıntısıın anlamı, ingilizcesi (kayaç kalıntısı nnd)

kayaç kalıntısı nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






kayaç kalıntısı

  1. Kayaçların ufalamasıyle bulunduğu yerde oluşmuş ve kimi maddeleri eriyip gittikten sonra bir kalıntı olarak bırakılmış toprak.
  2. (en) Eluvium, residual soil
  3. (al) Eluvialboden, Auswaschungsboden
  4. (fr) Dépôts éluviaux

kayaç (nedir ne demek)

  1. Doğada büyük yer tutan, yer kabuğunun yapı gereci olan bir veya birkaç mineralden oluşan kütle, porfir.
  2. Yerkabuğunu, katmanlar ya da yığınlar durumunda oluşturan, ayrımlı bileşim ve oluşumdaki katı özdeklerin tümüne verilen genel ad.
  3. (en) Conglomerate. rock.
  4. (en) roch
  5. (fr) roche

kalıntı (nedir ne demek)

  1. Artıp kalan şey, bakiye.
  2. Bir kentten veya mimarlık eserinden artakalan bölüm, yıkıntı, harabe, enkaz
    Örnek: Efes, Bergama'nın kalıntıları, ulaştıkları uygarlığı serer gözler önüne. N. Cumalı
  3. İz, işaret.
  4. Bir toplum, kültür, uygarlık vb.nden artakalan şey
  5. İng.: residue
  6. Daha önce faal olan fakat evrim sırasında fonksiyonunu kaybeden herhangi bir organ ya da yapı.
  7. Bir maddenin orijinal bileşenlerinden bir kısmının alınmasından sonra geriye kalan kısmı.
  8. (en) Remainder. rest. residue. ruins. carcase. carcass. end. hangover. relic. remnant. residual. rump. waif. spoils.
  9. (en) Balance. hangover. oddment. relic. remains. remnant. residue. ruin. rump. trace. wreckage.
  10. (en) Remainder. remnant. leftovers. ruin. ruins. remains.
  11. (en) relict
  12. (en) Residue, remainder
  13. (fr) relique

yerde (nedir ne demek)

  1. (en) [yer] n. earth, premises, footing, whereabouts, glebe, ground, locale, locality, location, locus, mother earth, place, position, post, quarter, room, seat, site, situation, situs, slot, space, spot, stand, standing, station, stead, terrain, ubiety; pew

yer  US UK (nedir ne demek)

  1. Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal, mekân
    Örnek: İzinsiz bir yere gitmek ne haddime? M. Ş. Esendal
  2. Gezinilen, ayakla basılan taban
    Örnek: Ayıp bir şey gördü mü kulaklarına kadar kızarıyor, gözünü yerde bir noktaya dikip öylece kalakalıyordu. H. Taner
  3. Bulunulan, yaşanılan, oturulan şehir, kasaba, mahalle
  4. Durum, konum, vaziyet.
  5. Ülke, bölge.
  6. Görev, makam
    Örnek: Askerden gelirse bakalım bir yere yerleştirebilecek miyiz? M. Ş. Esendal
  7. Önem.
  8. Yerküre.
  9. Dışarıdaki çevirimlerin gerçekleştirildiği uzay.
  10. (en) location
  11. (en) Terraneous. earth. premises. footing. whereabouts. glebe. ground. locale. locality. location. locus. mother earth. place. position. post. quarter. room. seat. site. situation. situs. slot. space. spot. stand. standing. station. stead. terrain. ubiety.
  12. (en) Ground. earth. landmark. locality. location. place. point. position. room. seat. site. situation. space. spot. stand. station. stead.
  13. (en) Location. floor space. ground. land. lieu. locale. locality. locus. place. room. seat. slot. spot. spot of land. station. stead. terrain. way. world.
  14. (al) Aufnahmegelande, Aufnahmeort, Drehort, Schauplatz, Standort, Motiv, Originalmotiv
  15. (fr) Heu
  16. Önce, evvel (Eski Kullanım)

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük