Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > katı nedir, katı ne demek, katıın anlamı, ingilizcesi (katı nnd)

katı nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






katı

  1. Sert, yumuşak karşıtı
    Örnek: Bu hâl, onu ilk defa giyilen katı gömlek gibi sıkıyordu. F. R. Atay
  2. Hoşgörüsüz, acımasız, merhametsiz, zalim.
  3. Düşünce ve davranışlarında belli ilkelere sıkı sıkıya bağlı olan.
  4. Sıvıların ve gazların tersine, içinde bulunduğu kabın veya üstünde bulunduğu yerin biçimini almayan, sulp.
  5. Çok, aşırı derecede
  6. Taşlık.
  7. Bkz.Katı hal.
  8. Çeşitli omurgalı veya omurgasız hayvanların sindirim kanalı üzerinde bulunan ve besinin öğütüldüğü kaslı bölge. Taşlık.
  9. Çok, pek, fazla, yeğin.
  10. Ağır.
  11. Haşin, sert, kırıcı.
  12. (en) Hard. firm. stiff. solid. insensitive. hard-boiled. callous. emphatic. emphatical. hard-and-fast. ironclad. rigid. sclerous. square. steel. steely. stern. strict. hard-line. fold.
  13. (en) Austere. callous. firm. hard. rigid. rough. severe. solid. starchy. steely. stern. stiff. stony. strict. stringent. substantial. thick. tough. unfeeling. wooden. hard-boiled.
  14. (en) Solid. hard. rigid. stiff. tough. stern. insensitive. draconian. flinty. hard core. starchy. stark.
  15. (en) gizzard
  16. (fr) gésier

katı hal (nedir ne demek)

  1. Özdegin belirli bir oylumu ve belirli bir biçimi olan hali; bir katının öğecikleri, değişmez bir denge konumu çevresinde titreşir, ancak yer değiştiremez, anlamdaş katı, katı durum.
  2. Özdegin belirli bir oylumu ve belirli bir biçimi olan hali; bir katının öğecikleri, değişmez bir denge konumu çevresinde titreşir, ancak yer değiştiremez, anlamdaş katı, katı durum.
  3. (en) Solid, solid state
  4. (al) Fester, fester Zustand
  5. (fr) Solide, état solide

sert (nedir ne demek)

  1. Çizilmesi, kırılması, buruşması, kesilmesi veya çiğnenmesi güç olan, pek, katı, yumuşak karşıtı.
  2. Esnekliği az olan, kolayca eğilip bükülmeyen
    Örnek: Tabakanın sert yaylı kapağını tak diye kapatıyor. T. Buğra
  3. Kolay dayanılmayan, zor katlanılan, etkili, yumuşak karşıtı.
  4. Güçlü kuvvetli
    Örnek: Kapıyı kapadı, döndü, sert adımlarla ilerledi. M. Ş. Esendal
  5. Sarsıcı niteliği olan, çarpıcı, keskin, hafif karşıtı.
  6. Bağışlaması, hoşgörüsü olmayan
    Örnek: Birçokları beni dik ve sert olduğum için belki sevmiyorlardı. M. Ş. Esendal
  7. Gönül kırıcı, katı, ters
    Örnek: ... sarardı, dudakları titredi, ama adam sert bir davranışla kadehi kadının eline tutuşturdu. H. E. Adıvar
  8. Hırçın, öfkeli, hiddetli, gönül kırıcı
  9. Sertlik özelliği gösteren.
  10. (en) Hard. stiff. tough. strong. firm. sharp. strict. harsh. drastic. severe. violent. brutal. acrid. adamant. astringent. austere. bad. bitter. bossy. cast-iron. caustic. crusty. cutting. exact. exacting. fierce. flinty. forbidding. get-tough. granite. g.
  11. (en) Acrid. acrimonious. adamant. astringent. bad. bitter. boisterous. curt. dour. ferocious. firm. forbidding. fresh. grim. gruff. hard. harsh. heady. leathery. pungent. repressive. rigid. rigorous. rough. rude. scathing. severe. smart. starchy. steely. stern. stiff. stony. strict. strong. surly. tough. turbulent. uncharitable. unkind. vehement. violent. vitriolic. sharp. austere. violent. drastic. cutting. biting. hurtful. brusque. abrupt. strong. strong. acrid. pung.
  12. (en) Hard. harsh. rough. severe. sharp. tough. potent. austere. brisk. brusque. brutal. crabby. craggy. crusty. curt. draconian. drastic. fierce. forbidding. generous. gruff. heavy handed. high. hot. ill. keen. leathery. hard line. nipping. repressive. rigid.
  13. (en) hard
  14. (en) unshaded
  15. (en) Brisk, boisterous
  16. (en) short
  17. (en) round
  18. (fr) dur

yumuşak (nedir ne demek)

  1. Dokunulduğunda veya üzerine basıldığında çukurlaşan, eski biçimini kaybeden, katı karşıtı.
  2. Kolaylıkla bükülen, buruşmayan, sert karşıtı.
  3. Dokunulduğunda hoş bir duygu uyandıran
    Örnek: ... yumuşak lepiska saçlarına amiyane bir perişanlık gelmişti. Y. K. Karaosmanoğlu
  4. Kolaylıkla işlenebilen
    Örnek: Uzun gagasını yumuşak topraklara sokar, otların kökündeki yaşlığı emerek yaşarmış. M. Ş. Esendal
  5. Kolay çiğnenen, kolay kesilen.
  6. Ilıman (iklim), sert karşıtı.
  7. Kaba, hırçın, sert olmayan, kolay yola gelen, uysal.
  8. Okşayıcı, tatlı, hoş
    Örnek: Gözleri yan aralık, kirpiklerinin arasından bana her zamanki yumuşak, tatlı, sonsuz şefkatiyle bakıyor. Y. Z. Ortaç
  9. Görüntünün karanlık bölümlerinden aydınlık bölümlerine geçişin keskin olmaması, sertlik ile yavanlık arası.
  10. Yumuşaklık özelliği olan.
  11. (en) soft
  12. (en) Benignant. bland. ductile. easygoing. effeminate. flabby. flaccid. floppy. gentle. heartthrob. kid-glove. kindly. lax. lenient. light. limp. malleable. mellow. mild. pulpy. smooth. soft. soft-boiled. spongy. supple. tender. velvet. yielding.
  13. (en) Benignant. bland. ductile. easygoing. effeminate. flabby. flaccid. floppy. gentle. heartthrob. kid-glove. kindly. lax. lenient. light. limp. malleable. mellow. mild. pulpy. smooth. soft. soft-boiled. spongy. supple. tender. velvet. yielding. creamy. feathery. genial. low. mellifluous. pliable. subdued. urbane.
  14. (en) Berry. clement. easy. easy going. floppy. honeyed. lenient. mellow. mild. pliable. smooth. soft. squashy. sweet. tender. velvety. woolly.
  15. (al) weich
  16. (fr) Peu contrasté
  17. (fr) Mou, doux

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük