|
katı
-
Sert, yumuşak karşıtı
Örnek:
Bu hâl, onu ilk defa giyilen katı gömlek gibi sıkıyordu. F. R. Atay
-
Hoşgörüsüz, acımasız, merhametsiz, zalim.
-
Düşünce ve davranışlarında belli ilkelere sıkı sıkıya bağlı olan.
-
Sıvıların ve gazların tersine, içinde bulunduğu kabın veya üstünde bulunduğu yerin biçimini almayan, sulp.
-
Çok, aşırı derecede
-
Taşlık.
-
Bkz.Katı hal.
-
Çeşitli omurgalı veya omurgasız hayvanların sindirim kanalı üzerinde bulunan ve besinin öğütüldüğü kaslı bölge. Taşlık.
-
Çok, pek, fazla, yeğin.
-
Ağır.
-
Haşin, sert, kırıcı.
-
Hard. firm. stiff. solid. insensitive. hard-boiled. callous. emphatic. emphatical. hard-and-fast. ironclad. rigid. sclerous. square. steel. steely. stern. strict. hard-line. fold.
-
Austere. callous. firm. hard. rigid. rough. severe. solid. starchy. steely. stern. stiff. stony. strict. stringent. substantial. thick. tough. unfeeling. wooden. hard-boiled.
-
Solid. hard. rigid. stiff. tough. stern. insensitive. draconian. flinty. hard core. starchy. stark.
-
gizzard
-
gésier
-
Özdegin belirli bir oylumu ve belirli bir biçimi olan hali; bir katının öğecikleri, değişmez bir denge konumu çevresinde titreşir, ancak yer değiştiremez, anlamdaş katı, katı durum.
-
Özdegin belirli bir oylumu ve belirli bir biçimi olan hali; bir katının öğecikleri, değişmez bir denge konumu çevresinde titreşir, ancak yer değiştiremez, anlamdaş katı, katı durum.
-
Solid, solid state
-
Fester, fester Zustand
-
Solide, état solide
-
Çizilmesi, kırılması, buruşması, kesilmesi veya çiğnenmesi güç olan, pek, katı, yumuşak karşıtı.
-
Esnekliği az olan, kolayca eğilip bükülmeyen
Örnek:
Tabakanın sert yaylı kapağını tak diye kapatıyor. T. Buğra
-
Kolay dayanılmayan, zor katlanılan, etkili, yumuşak karşıtı.
-
Güçlü kuvvetli
Örnek:
Kapıyı kapadı, döndü, sert adımlarla ilerledi. M. Ş. Esendal
-
Sarsıcı niteliği olan, çarpıcı, keskin, hafif karşıtı.
-
Bağışlaması, hoşgörüsü olmayan
Örnek:
Birçokları beni dik ve sert olduğum için belki sevmiyorlardı. M. Ş. Esendal
-
Gönül kırıcı, katı, ters
Örnek:
... sarardı, dudakları titredi, ama adam sert bir davranışla kadehi kadının eline tutuşturdu. H. E. Adıvar
-
Hırçın, öfkeli, hiddetli, gönül kırıcı
-
Sertlik özelliği gösteren.
-
Hard. stiff. tough. strong. firm. sharp. strict. harsh. drastic. severe. violent. brutal. acrid. adamant. astringent. austere. bad. bitter. bossy. cast-iron. caustic. crusty. cutting. exact. exacting. fierce. flinty. forbidding. get-tough. granite. g.
-
Acrid. acrimonious. adamant. astringent. bad. bitter. boisterous. curt. dour. ferocious. firm. forbidding. fresh. grim. gruff. hard. harsh. heady. leathery. pungent. repressive. rigid. rigorous. rough. rude. scathing. severe. smart. starchy. steely. stern. stiff. stony. strict. strong. surly. tough. turbulent. uncharitable. unkind. vehement. violent. vitriolic. sharp. austere. violent. drastic. cutting. biting. hurtful. brusque. abrupt. strong. strong. acrid. pung.
-
Hard. harsh. rough. severe. sharp. tough. potent. austere. brisk. brusque. brutal. crabby. craggy. crusty. curt. draconian. drastic. fierce. forbidding. generous. gruff. heavy handed. high. hot. ill. keen. leathery. hard line. nipping. repressive. rigid.
-
hard
-
unshaded
-
Brisk, boisterous
-
short
-
round
-
dur
-
Dokunulduğunda veya üzerine basıldığında çukurlaşan, eski biçimini kaybeden, katı karşıtı.
-
Kolaylıkla bükülen, buruşmayan, sert karşıtı.
-
Dokunulduğunda hoş bir duygu uyandıran
Örnek:
... yumuşak lepiska saçlarına amiyane bir perişanlık gelmişti. Y. K. Karaosmanoğlu
-
Kolaylıkla işlenebilen
Örnek:
Uzun gagasını yumuşak topraklara sokar, otların kökündeki yaşlığı emerek yaşarmış. M. Ş. Esendal
-
Kolay çiğnenen, kolay kesilen.
-
Ilıman (iklim), sert karşıtı.
-
Kaba, hırçın, sert olmayan, kolay yola gelen, uysal.
-
Okşayıcı, tatlı, hoş
Örnek:
Gözleri yan aralık, kirpiklerinin arasından bana her zamanki yumuşak, tatlı, sonsuz şefkatiyle bakıyor. Y. Z. Ortaç
-
Görüntünün karanlık bölümlerinden aydınlık bölümlerine geçişin keskin olmaması, sertlik ile yavanlık arası.
-
Yumuşaklık özelliği olan.
-
soft
-
Benignant. bland. ductile. easygoing. effeminate. flabby. flaccid. floppy. gentle. heartthrob. kid-glove. kindly. lax. lenient. light. limp. malleable. mellow. mild. pulpy. smooth. soft. soft-boiled. spongy. supple. tender. velvet. yielding.
-
Benignant. bland. ductile. easygoing. effeminate. flabby. flaccid. floppy. gentle. heartthrob. kid-glove. kindly. lax. lenient. light. limp. malleable. mellow. mild. pulpy. smooth. soft. soft-boiled. spongy. supple. tender. velvet. yielding. creamy. feathery. genial. low. mellifluous. pliable. subdued. urbane.
-
Berry. clement. easy. easy going. floppy. honeyed. lenient. mellow. mild. pliable. smooth. soft. squashy. sweet. tender. velvety. woolly.
-
weich
-
Peu contrasté
-
Mou, doux
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|