Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > kasa nedir, kasa ne demek (kasa nnd)

kasa nedir, kasa ne demek?

kasa

  1. Para veya değerli eşya saklamaya yarayan çelik dolap
    Örnek: Arkaya doğru bir adım atıp sırtını meyhanecinin kasasına dayadı. S. F. Abasıyanık
  2. Ticarethanelerde para alınıp verilen yer.
  3. Bazı oyunlarda oyunu yönetme veya para karşılığında fiş verme işi.
  4. Vagon, kamyon veya traktörün yük taşımak için şasiye bağlanmış üst bölümünü oluşturan parça.
  5. Tahta veya sentetik maddelerden yapılmış, dört köşe, sağlam ambalaj parçası, sandık
  6. Basımcılıkta dizgi harflerinin konulduğu gözlerden oluşan tabla.
  7. Kapı ve pencerelerin sabit olarak tutturulduğu asıl çerçeve.
  8. Birbiri üzerine istif edilerek yüksekliği ayarlanabilen atlama aracı.
  9. 50 m. uzunluk,
  10. 10 m. yükseklik ve
  11. 50 m. genişliğinde, alttan başlayarak 30, 25, 20,15, 10 cm. yükseklikteki beş parçasıyla yüksekliği ayarlanabilen bir atlama aracı.
  12. Öz yankılı telli çalgıların içi boş geniş bölümü.
  13. Bk. baza
  14. Kabalık.
  15. Devamlı olarak yerinde sabit olan kadın. (Osmanlıca'da yazılışı: ka'sa)
  16. (C.: Kısa') Çanak, kase. (Osmanlıca'da yazılışı: kas'a)
  17. Avcılık aletlerinde kol ağlarının, çekme halatların ve ağların birbirine birleştirilmelerinde kullanılan fırdöndü veya düğüm atılarak oluşturulan üçgenimsi yapılar.
  18. (en) Box.
  19. (en) Casing.
  20. (en) Crow-foot.
  21. (en) Safe.
  22. (en) Coffer.
  23. (en) Strongbox.
  24. (en) Cashbox.
  25. (en) Register.
  26. (en) Cashier's desk.
  27. (en) Cashier's office.
  28. (en) Chest.
  29. (en) Case.
  30. (en) Crate.
  31. (en) Desk.
  32. (en) Peter.
  33. (en) Till.
  34. (en) Vaulting horse.
  35. (en) Cash desk.
  36. (en) Banker.
  37. (en) Checkout.
  38. (en) Safe-deposit box.
  39. (en) Bodywork.
  40. (en) Door frame.
  41. (en) Window frame.
  42. (en) Horse.
  43. (en) Grommet.
  44. (en) Grummet.
  45. (en) Vault cash.
  46. (en) Strong box.
  47. (en) Cash register.
  48. (en) Body.
  49. (en) Cash in hand.
  50. (en) Cash box.
  51. (en) Collecting bank.
  52. (en) Pay desk.
  53. (en) Framing.
  54. (en) Jack.
  55. (en) Cash office.
  56. (en) Pay office.
  57. (fr) Plint

baza (nedir ne demek)

  1. Mobilyanın uzunluğunca konulan dar ayak.
  2. Dolap gövdesinin zemine düzgün oturmasına yarayan çerçeve şeklindeki kaide.
  3. Yatağın yerden yüksek olmasını sağlayan veya sandık olarak kullanılan boş bölmesi.
  4. Mobilyanın uzunluğunca konulan dar ayak.
  5. Bk. baza
  6. (al) Sockel

para   US UK (nedir ne demek)

  1. Devletçe bastırılan, üzerinde değeri yazılı kâğıt veya metalden ödeme aracı, nakit.
  2. Kazanç
    Örnek: Balıkçılıkta para vardır ama dalgıçlık kadar genç işidir. S. F. Abasıyanık
  3. Kuruşun kırkta biri.
  4. Yanında, yan. Örn. Para-aortik aortun yanında.
  5. Yunanca yanında anlamına gelen bir ön ek.
  6. Çift dönme nicem sayısı ve karşıt koşut çekirdek dönüsü koşulunu belirleyen ön ek.
  7. 1,4 durumunu gösteren ön ek.
  8. Bir asit, tuz ya da esterin olağanüstü sayıda su molekülü ile birleştiğini gösterir ön ek.
  9. Yan.
  10. Yanında.Dgr.: anat. para
  11. (en) Capital.
  12. (en) Drain.
  13. (en) Fund.
  14. (en) Leeway.
  15. (en) Obverse.
  16. (en) Take.
  17. (en) Prefix denoting: Likeness, similarity, or connection, or that the substance resembles, but is distinct from, that to the name of which it is prefixed; as paraldehyde, paraconine, etc.; also, an isomeric modification.
  18. (en) Prefix signifying alongside of, beside, beyond, against, amiss; as parable, literally, a placing beside; paradox, that which is contrary to opinion; parachronism.
  19. (en) Piece of Turkish money, usually copper, the fortieth part of a piaster, or about one ninth of a cent.
  20. (en) An estuary in northern Brazil into which the Tocantins River flows 100 para equal 1 dinar.
  21. (en) Gelt.
  22. (en) İnvestment.
  23. (en) The necessary.
  24. (en) Net personality.
  25. (en) Ortho-, and Meta-.
  26. (en) Commodity money.
  27. (en) Dibs.
  28. (en) Dimes.
  29. (en) Face value.
  30. (en) Geets.
  31. (en) Having resemblance to certain features.
  32. (en) Prefix, beside, near.
  33. (en) Far from, away, out, different from.
  34. (en) Prefix meaning behind, e g , para-appendiceal.
  35. (en) Variety of forastero cacao bean cultivated in the Brazilian state of the same name.
  36. (en) Woman who has been delivered of a viable fetus.
  37. (en) Paragraph.
  38. (en) Paraplegic.
  39. (en) The number of live-born children a woman has delivered; 'the parity of the mother must be considered'; 'a bipara is a woman who has given birth to two children'.
  40. (en) Refers to groups occupying 1,4 positions on a benzene ring.
  41. (en) Beside/next to.
  42. (en) Cash.
  43. (en) Monetary.
  44. (en) Pecuniary.
  45. (en) Coffers.
  46. (en) Money.
  47. (en) Para-.
  48. (en) Para.
  49. (en) Shekels.
  50. (en) Currency.
  51. (en) Shiners.
  52. (en) Coin.
  53. (en) Boodle.
  54. (en) Brass.
  55. (en) Bread.
  56. (en) Chink.
  57. (en) Chip.
  58. (en) Dough.
  59. (en) Ducat.
  60. (en) Dust.
  61. (en) Funds.
  62. (en) Green.
  63. (en) Jack.
  64. (en) Kale.
  65. (en) Lolly.
  66. (en) Lucre.
  67. (en) Filthy lucre.
  68. (en) Means.
  69. (en) Purse.
  70. (en) Rock.
  71. (en) Sugar.
  72. (en) Wherewithal.
  73. (en) Wealth.
  74. (en) Specifically: That two groups or radicals substituted in the benzene nucleus are opposite, or in the respective positions 1 and 4; 2 and 5; or 3 and 6, as paraxylene; paroxybenzoic acid.
  75. (en) Pocket.
  76. (en) To be pushed.
  77. (en) Rhino.
  78. (en) Riches.
  79. (en) Roll.
  80. (en) Spendol.
  81. (en) 100 para equal 1 dinar.
  82. (en) Soldier in the paratroops.
  83. (en) An estuary in northern Brazil into which the Tocantins River flows.
  84. (en) Port city in northern Brazil in the Amazon delta; main port and commercial center for the Amazon River basin.
  85. (al) Para
  86. (fr) Para
  87. Yakın
  88. Ötesinde
  89. İkinci derecede
  90. Benzer.
  91. Paraşütçü asker, paragraf

değerli (nedir ne demek)

  1. Değeri olan veya değeri yüksek olan, kıymetli
    Örnek: Hiç olmazsa susmanın ne kadar değerli olduğunu anlamışlardır. M. Ş. Esendal
  2. (en) Valuable.
  3. (en) Costly.
  4. (en) Princely.
  5. (en) Significant.
  6. (en) Esteemed.
  7. (en) Talented.
  8. (en) Estimable.
  9. (en) Deserving.
  10. (en) Worthy.
  11. (en) Valued.
  12. (en) Dear.
  13. (en) Well-beloved.
  14. (en) Dignified.
  15. (en) Meritorious.
  16. (en) Precious.
  17. (en) Rich.
  18. (en) Valent.
  19. (en) Red hot.
  20. (en) Substantial.
  21. (en) Worthwhile.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.010