|
karpat dağları
-
Macaristan'ı çok geniş ve açıktan çevreleyen hilal biçiminde dağ silsilesi.
-
Viyana yörelerinden Bratislava'da başlayıp oradan kuzeydoğuya doğru geniş bir yay çizerek uzanarak Polonya'nın güneyinden ve Ukrayna'nın güneybatı kesiminden güneydoğuya ilerleyen, Romanya topraklarında Ramnicu Sarat civarlarında batıya kıvrılan ve Tuna üzerinde Demirkapı denilen bölgede son bulan sıradağlar.
-
Yer kabuğunun çıkıntılı, yüksek, eğimli yamaçlarıyla çevresine hâkim ve oldukça geniş bir alana yayılan bölümleri.
-
Kızgın bir demirle vurulan damga, nişan.
-
İyileştirmek için vücudun hastalıklı bölümünde kızgın bir araçla yapılan yanık.
-
Büyük üzüntü, acı
Örnek:
Dağda bağın var, yüreğinde dağın var. Atasözü
-
Yerkabuğunun çıkıntılı, yüksek; eğimli yamaçlarıyla çevresine egemen ve oldukça geniş bir alana yayılan bölümlerine verilen ad.
-
1. Çevresindeki araziye göre çok yüksek olan toprak, kaya veya kumdan tepe. 2. Orman.
-
Montane. mountain. mount.
-
Mount. mountain.
-
Mount. mountain. heap. mound. height. stigma.
-
Mountain
-
Montagne
-
Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı
Örnek:
Bana matematik çok kolay geldi. F. R. Atay
-
Aşırı bir biçimde
Örnek:
Sanırım ki anamı daha çok severim. M. Ş. Esendal
-
Much. many. very. big. plenty. plentiful. good. fair. like hell. deadly. heavy. abounding. abundant. affluent. ample. countless. dead. exuberant. hearty. hell of. helluva. innumerable. lavish. multitudinous. numerous. piping. plenteous. precious. pro.
-
Much. many. very. big. plenty. plentiful. good. fair. like hell. deadly. heavy. abounding. abundant. affluent. ample. countless. dead. exuberant. hearty. hell of. helluva. innumerable. lavish. multitudinous. numerous. piping. plenteous. precious. pro. awfully. badly. considerably. copious. dearly. dreadfully. eminently. enormously. exceedingly. excess. extreme. extremely. far. full. greatly. hard. heartily. highly. hugely. immensely. jolly. large. lot. madly. manifold. most. multiple. myriad. positively. power. profoundly. profuse. rich. roaring. simply. so. soaking. sorely. stinking. substantially. such. terribly. terrifically. umpteen. uncommonly. unduly. unusually. vast. vastly. whacking. wildly.
-
Many. much. very. too. too much. too many. awfully. bountiful. copious. devilish. downright. dreadfully. galore. good. great. handsome. highly. infinite. large. lavish. like blazes. multitudinous. numerous. perfectly. plentiful. a power of. profuse. profu.
-
Eni çok olan, enli, vâsi
Örnek:
Geniş, bomboş bir taşlığın serin, rutubetli küf kokusu duyuldu. P. Safa
-
Alanı büyük olan, dar karşıtı
Örnek:
Bu ağaç, bir geniş bostan duvarının dış tarafında idi. O. C. Kaygılı
-
Bol (elbise).
-
Kapsamı büyük, dar sınırlar içinde kalmayan, yaygın.
-
Kolay kolay tasalanmayan, hoşgörülü, rahat
Örnek:
Besbelli geniş, olabildiğince umursamaz görünmek istiyordu. A. İlhan
-
Çok.
-
Wide. broad. capacious. vast. extensive. comprehensive. obtuse. extended. large. open. roomy. spacious. walk-in. ample. commodious. cosmic. cosmical. expansive. full. splay. broadly.
-
Ample. broad. catholic. comprehensive. cosmic. expansive. large. roomy. sizable. spacious. voluminous. wide.
-
Wide. extensive. spacious. vast. wide. broad. carefree. ample. broad. commodious. expansive. immense. large. volumed.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|