Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > karar nedir, karar ne demek, kararın anlamı, ingilizcesi (karar nnd)

karar nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






karar

  1. Bir iş veya sorun hakkında düşünülerek verilen kesin yargı
    Örnek: Kararımı biradere pek güçlükle kabul ettirdim. R. N. Güntekin
  2. Herhangi bir durum için tartışılarak verilen kesin yargı, hüküm.
  3. Bu yargıyı bildiren belge.
  4. Değişmeyen, düzenli durum, düzenlilik, yöntemlilik.
  5. Değişmez olma.
  6. Tam ölçüsünde, ne az ne çok.
  7. Türk müziğinde, taksim yaparken ana makama dönüş.
  8. Yasama, yargı, yönetsel kuruluşların, tüzel kişilerin bir türe düzeni doğuran ve ortaya koyan son bildirileri.
  9. Bk. karar
  10. (en) Decider. decision. judgement. sentence. resolution. determination. adjudication. award. conclusion. decree. doom. fiat. finding. holding. resolve. verdict. vote.
  11. (en) Conclusion. constancy. decision. decree. finding. injunction. judgment. resolution. resolve. sentence. settlement. verdict. judgement. stability. proper degree. reasonable degree. reasonable. decent.
  12. (en) Arbitrament. award. decision. decree. resolution. sentence. stability. verdict. judgement. proper degree. estimate. conclusion. fiat. finding. judgment judgement. judicium. purpose. resolve. senses. temper. ruling.
  13. (en) Decision, sentence, judgement, writ
  14. (fr) Résolution "des assemblées", décision "administrative "judiciaire" du Conseil des Ministres", vote

(nedir ne demek)

  1. Bir sonuç elde etmek, herhangi bir şey ortaya koymak için güç harcayarak yapılan etkinlik, çalışma
    Örnek: İş bittikten sonra denize karşı sigara içilir. S. F. Abasıyanık
  2. Bir değer yaratan emek.
  3. Birinden istenen hizmet veya birine verilen görev
  4. Sanayi, ticaret, tarım, maliye vb. alanlara ilişkin ekonomik etkinliklerin bütünü.
  5. Kamu yararına yapılan işler.
  6. Herhangi bir yere düzen verici, günlük yaşayışı sağlayıcı her türlü çalışma.
  7. Geçim sağlamak için herhangi bir alanda yapılan çalışma, meslek
  8. İş yeri
  9. Bir mal veya hizmet üretmek için harcanan emek.
  10. Tarım, sanayi ve hizmetler gibi çeşitli iktisadi alanlarda yürütülen etkinlikler.
  11. Geçim sağlamak için herhangi bir alanda yapılan çalışma, meslek.
  12. Birinden istenen hizmet veya ona verilen görev.
  13. Bir kuvvetin etki noktasını devindirmesi. İş, kuvvetin yol boyunca birleşeni ile alınan yolun çarpımına ya da 'kuvvet yönleci ile yol yönlecinin sayıl çarpımına eşittir.
  14. (en) Job. working. occupational. regulation. biz. work. things to do. job. occupation. profession. business. trade. concern. affair. function. piece of work. works. working. activity. appointment. assignment. ball game. billet. calling. cause. commerce. d.
  15. (en) Act. action. affair. appointment. assignment. berth. business. commission. concern. deal. dealing. dealings. deed. duty. employment. field. function. handiwork. job. labour. matter. occupation. occupational. office. operation. position. post. profession. pursuit. service. show. situation. task. trade. transaction. undertaking. work. working. workpiece.
  16. (en) Act. business. work. job. action. affair. commerce. employment. matter. occupation. profession. service. task. trade. duty. mission. the chief problem. something worth doing. agency. term. avocation. billet. biz. boom. breeze. commercial operation. commis.
  17. (en) profession.
  18. (en) job
  19. (en) work.
  20. (en) Business, activity.
  21. (en) work
  22. (al) Arbeit
  23. (fr) travail

sorun (nedir ne demek)

  1. Araştırılıp öğrenilmesi, düşünülüp çözümlenmesi, bir sonuca bağlanması gereken durum, mesele, problem.
  2. Sıkıntı veren durum, dert.
  3. 1-Çözümü, yaratıcı düşünmeyi gerektiren önemli ve güç durum. 2- Bir soru ya da bir dizi soru aracılığıyla kişiyi soruların nedenleri ile sonuçlarını araştırmaya yönelten durum.
  4. (en) Problem. difficulty. trouble. question. issue. case. cause. funeral. grievance. hangup. hurdle. ill. knot. look-out. packet. proposition.
  5. (en) Business. case. concern. difficulty. drawback. matter. problem. question. strife. tribulation. trouble. complication. affair. case problem. mesele.
  6. (en) İssue. problem. matter. question. point under consideration. business in question. case. difficulty. hurdle. point. preoccupation.
  7. (en) problem

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük