Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > kara kuvvetleri nedir, kara kuvvetleri ne demek, kara kuvvetleriin anlamı, ingilizcesi (kara kuvvetleri nnd)

kara kuvvetleri nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






kara kuvvetleri

  1. Bir ülkeyi karadan gelecek saldırı ve tehlikeye karşı korumak amacı ile kurulan askerî teşkilat.
  2. Silahlı kuvvetler içinde yer alan kara ordularının tümü.
  3. (en) Continental power. land forces.

kara (nedir ne demek)

  1. Yeryüzünün denizle örtülü olmayan bölümü, toprak
    Örnek: Havamız da, karamız da, denizlerimiz de kirli olduğuna göre... H. Taner
  2. En koyu renk, siyah, ak, beyaz karşıtı.
  3. Bu renkte olan
  4. Esmer.
  5. Kötü, uğursuz, sıkıntılı
  6. Yüz kızartıcı durum, leke.
  7. İftira.
  8. Kara renk; üzerine düşen bütün ışığı soğuran cisimlerin rengi.
  9. En koyu renk, siyah.
  10. Zenci, esmer.
  11. (en) Black. dark. overland. sable. territorial. sooty. earth. ground. ivory-black. land. sable. shore. smut. terra firma. nigr-.
  12. (en) Black. blot. mainland. shore. land. territorial. terrestrial.
  13. (en) Black and dry land. shore continent. biosphere. black. earth.
  14. (en) Iron Bracelet. -working; -producing; -energetic.
  15. (en) S steel bangle worn on the right wrist by Sikhs. 'China'. empty of China.
  16. (en) Empty.
  17. (en) black
  18. (fr) noir

kuvvet (nedir ne demek)

  1. Fiziksel güç, takat
    Örnek: Bu kadar cesur bir hamleye yetecek kuvvetim yok. Y. Z. Ortaç
  2. Güç
  3. Şiddet, zor, cebir.
  4. Yetke, erk, nüfuz.
  5. Dayanıklı olma durumu, tahammül, mukavemet.
  6. Bir ülkenin savaşçı silahlı kuruluşları veya gücü
  7. Durgunluğu harekete veya hareketi durgun bir duruma çeviren etken, direnci kıran veya direnç doğuran özellik.
  8. Bir niceliğin kendisi ile çarpılarak yükseltildiği derecelerden her biri: 2x2x2=23 denkleminde, 3 sayısı 2'nin kuvvetini gösterir.
  9. Bir cismin durgunluk ya da devinim durumunu değiştirebilen yönleçsel nitelikli etki. anlamdaş gürelik.
  10. Bir cismin durgunluk ya da devinim durumunu değiştirebilen yönleçsel nitelikli etki. anlamdaş gürelik.
  11. Bk. güç
  12. Bir cismin durma ya da devinim durumunu değiştiren dış etken. (SI birimi newton'dur).
  13. (en) force
  14. (en) Power. force. strength. energy. vigor. vigour. potency. might. beef. command. dint. lustiness. main. pith. punch. robustness. sinew. stamina. vinegar. vis. zing. thews.
  15. (en) Action. force. might. muscle. pep. power. steam. strength. vigour. might güç.
  16. (en) Force. power. strength. vigor. power. action. command. drive. emphasis. energy. fibre. function. go. heart. imperium. iron. might. nerve. pep. potency. punch. snap. stamina. steam. substance. vigour. vim. virtue. zap.
  17. (al) Kraft
  18. (fr) force

güç (nedir ne demek)

  1. Ağır ve yorucu emekle yapılan, müşkül.
  2. Yapılması zor, çetin, kolay karşıtı
    Örnek: Değiştirmedim ben düşüncemi. Güçtür şiir söylemek, nesir yazmaktan çok güçtür. N. Ataç
  3. Zorlukla
    Örnek: Kendini yatağa güç atmış ve sızıp kalmıştı. Y. K. Karaosmanoğlu
  4. Fizik, düşünce ve ahlak yönünden bir etki yapabilme veya bir etkiye direnebilme yeteneği, kuvvet.
  5. Bir olaya yol açan her türlü hareket, kuvvet, takat.
  6. Sınırsız, mutlak nitelik.
  7. Büyük etkinliği ve önemi olan nitelik.
  8. Bir cihazın, bir mekanizmanın iş yapabilme niteliği.
  9. Siyasi, ekonomik, askerî vb. bakımlardan etki ve önemi büyük olan devlet.
  10. Bir ulus, bir ordu vb.nin ekonomik, endüstriyel ve askerî potansiyeli.
  11. Bir toprağın verimlilik yeteneği.
  12. 1- İş yapma hızı; birim zamanda yapılan iş. 2- Görsel bir aygıtın ayrıntıları seçme yeteneği.
  13. 1-Fiziksel, düşüncel ve ahlaksal bir etki yapabilme ya da bir etkiye direnebilme yeteneği, a. Ağır bir cismi kımıldatabilme yeteneği: kas gücü. b. Etki vegüçlülük ilkesi: karakter gücü, direnme gücü, düşünce gücü, bir kanıtın gücü (idée force = kımıldatıcı, yöneticigüç). 2- Fizik-ötesi kavramı olarak: a. İtme ve çarpmada dıştan mekanik etki yapan şey; b. Bireylerde türlü biçimlerde ortaya çıkan itici, etki yapıcı ve biçimlendirici olan şey. (Leibniz'de temel etkinlik ilkesi; Herder ve Nietzsche'de de temel kavram.) 3- Bir şeyin yapılmasını tüzeyle, anlaşmayla değil de, baskı yoluyle sağlayan etkinlik. (Ör. Güce dayalı devlet.)
  14. Birim zamana düşen iş birimleriyle ölçülen iş yapma oranı
  15. Vatla ölçülen iş yapma oranı; elektrik gücü (1 vatlık birgüç, saniyede 1 jul iş yapar).
  16. Birim zamanda yapılan işin niceliği ile ölçülen iş yapabilme yeteneği.
  17. Bir iş veya enerjinin transfer edilme hızı, birimi J.s-1 (wat).İng.: power Alm.: Kraft (II)
  18. Yorucu, emekle yapılan.
  19. Zor, çetin.
  20. Şiddet.
  21. İş, meşguliyet.
  22. Kuvvet.
  23. (en) power,
  24. (en) Electric power
  25. (en) Difficult. hard. arduous. baffling. tricksy. strength. power. force. energy. ability. capability. capacity. arm. clout. clutch. command. control. dominance. forcefulness. intensity. iron. might. pep. pith. potency. potential. punch. rod. sinew. spiri.
  26. (en) Ability. arduous. arm. ascendance. austere. difficult. effort. energy. exacting. force. hard. heavy. impossible. laborious. might. muscle. onerous. pep. potency. potential. power. punch. push. rough. sap. sinew. stamina. steam. sticky. stiff. strength. strenuous. tough. troublesome. vigour. zip.
  27. (en) Power. impulse. proficiency. influence. rating. task. delivery job. heavy duty. ability. arduous. arm. capability. capacity. competence. difficult. effort. energy. faculty. force. hard. impetus. lift. might. painful. parlous. pith. potency. severe. solidi.
  28. (en) power
  29. <(al) Leistung,
  30. <(al) Kraftstrom
  31. <(al) Leistung
  32. (fr) puissance,
  33. (fr) Puissance (électrique)
  34. (fr) force
  35. (fr) puissance
  36. (la) fortitudo

gelecek (nedir ne demek)

  1. Daha gelmemiş, yaşanacak zaman, istikbal, ati
    Örnek: Karakteri ve zekâsı gelecek için insana umut ışığı veriyordu. H. E. Adıvar
  2. Zaman bakımından ileride olması, gerçekleşmesi beklenen
    Örnek: Kız, gelecek baharda yine geleceklerini müjdeledi. O. C. Kaygılı
  3. (en) Future. coming. oncoming. forthcoming. the future. futurity. hereafter.
  4. (en) Coming. fate. forthcoming. fortune. future. next. prospect.
  5. (en) Future. coming. next. forthcoming. unborn. upcoming. years ahead.

saldırı(nedir ne demek)

  1. Kötülük yapmak, yıpratmak amacıyla, bir kimseye karşı doğrudan doğruya silahlı veya silahsız bir eylemde bulunma, hücum, taarruz, tecavüz.
  2. Karşı güreşçinin üstüne üstüne yüklenme.
  3. (en) Attack. aggression. offensive. offense. raid. thrust. assault. charge. dash. invasion. offence. on-slaught. onset. onslaught. pounce. scrimmage.
  4. (en) Aggression. attack. broadside. invasion. offence. onrush. rush. sally.
  5. (en) Aggression. attack. assult. belligerence. truculence. assault. assault and battery. blow. charge. incursion. inroad. invasion. offensive. onrush. onset. onslaught. punch. rampage. swoop.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük