|
kar aktarımı
-
Bir ülkede yatırım yapmış olan yabancıların söz konusu yatırımlardan elde ettikleri kârları yurtdışına çıkarması.
-
Şirketlerin elde ettikleri kârı kâr payı olarak ortaklarına dağıtmamak için bilânçoları üzerinde değişikliğe giderek kârını yan şirketlere aktarması.
-
Profit transfer
-
Alışveriş işlerinin sağladığı para kazancı; iş.
-
Alışveriş işlerinin sağladığı para kazancı.
-
İş.
-
Yarar, fayda.
-
Üretim faktörlerinden biri olan girişimcinin üretimden aldığı pay.
-
Maliyet fiyatıyla satış fiyatı arasındaki fark.
-
Havada beyaz ve hafif billurlar biçiminde donarak yağan su buharı
Örnek:
Kıştı, yerler iki karış kar tutmuştu. T. Buğra
-
Havadan ak, ince taneli buz kırılcaları biçiminde ya da lapa lapa yağan, sıcaklık koşulları elverişli ise yerde biriken su buğusu, bkz. yağış.
-
Üretim faktörlerinden biri olan girişimcinin üretimden aldığı pay.
-
Bk. karlanma
-
snow.
-
Account. benefit. gain. profit. snow. take. takings.
-
Profit. snow. bank.
-
To do, to make, to create; to produce; cl 5.
-
A green mango.
-
Kentucky Administrative Regulation.
-
Knowledge and Research.
-
Cirque , cwm.
-
snow
-
profit
-
[Kar] n. cart, car, wagon
-
neige
-
Karlanmak işi veya durumu.
-
Bir televizyon resminde, elektriksel düzensizlikten doğan, resmin her yanında titreşen noktacıklar biçiminde kendini gösteren, düzensizlik arttıkça resmin kar tipisini andırmasına yol açan aksaklık. (Karlanma, genellikle, ses aygıtlarında, plakçalarlarda, radyolardaki dip gürültüsünün resimdeki karşılığıdır).
-
Picture noise, video noise, grain, snow(-ing)
-
Bildrauschen, Schnee, "Snowing"
-
Bruit vidéo, neige, "snowing"
-
Aktarma işi, nakil.
-
Psikoterapide hastanın terapiste ruhsal yapısı üzerinde etkili olmuş deneyim ve ilişkilerini aktarması.
-
Erkeyi ya da devinimi bir yerden başka bir yere geçirme.
-
Erke ya da özdeğin bir yerden bir yere geçişi.
-
transfusion.
-
Transfer. transplantation.
-
Transfer. quotation. translation. transference.
-
transfer
-
Verlegung, Übertragung
-
transfert
-
Bir devletin egemenliği altında bulunan toprakların tümü, diyar, memleket
-
Devlet
Örnek:
Vicdan hürriyetine riayet eden tek ülke Osmanlı İmparatorluğu idi. F. R. Atay
-
Herhangi bir özelliği yönünden düşünülen bölge
Örnek:
Dünyanın gelişmiş, gelişmemiş ülkelerini tek tek geziyorum. H. Taner
-
Bir devletin egemenliği altında bulunan bağımsız, uluslararası antlaşmalara dayalı sınırlarla çevrili, üzerinde dil, kültür ve ülkü bakımından birlik oluşturan bir ulusun yaşadığı toprakların tümü.
-
Country. domain. territory. land. realm. clime. soil.
-
Country. domain. land. realm.
-
land-country
-
pays
yatırım(nedir ne demek)
-
Yatırma işi.
-
Parayı, gelir getirici, taşınır veya taşınmaz bir mala yatırma, mevduat, plasman.
-
Millî ekonominin veya bir ticaret kuruluşunun üretim ve hizmet gücünü artırıcı nitelikte olan aktif değerlerine yapılan yeni eklemeler, envestisman.
-
Bir çıkar veya kazanç sağlamak için yapılan davranış.
-
Capital goods. hedge. investment.
-
Enterprise. investment. deposit. investment plasman. envestisman.
-
investment.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|