|
karşılamak
-
Dışarıdan gelen bir kimseye karşılayıcı olarak çıkmak, istikbal etmek
Örnek:
Belgrat, Türkiye Cumhuriyeti başvekilini karşılamaya hazırlamıştır. F. R. Atay
-
Karşılık olmak, denk gelmek, tekabül etmek
-
Söylenen, yapılan, bildirilen bir şeyi olumlu veya olumsuz bulmak
-
Önlemek, durdurmak.
-
Boksta karşı oyuncunun yumruklarını savmak.
-
Meet. greet. welcome. answer. provide. satisfy. supply. make amends. compensate. counterbalance. counterpoise. countervail. fulfil. fulfill. provision. recompense. recoup. take.
-
Compensate. counter. cover. face. fill. greet. meet. receive. respond. salute. satisfy.
-
To go to meet. to welcome. to cover. to pay. to be enough for. to meet a need. to respond to. to react to. to remedy. to prevent. correspond. countervail. face. front. greet. offset. take. to be up against.
-
Receive
-
Redress
dışarıdan gelen (nedir)
-
External, extraneous
-
Gelme işini yapan (kimse veya nesne).
-
Bir ışık kaynağından çıkıp bir aynanın yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine düşen (ışın).
-
Coming. incoming.
-
Coming. incoming. oncoming. arriving. reaching. comer.
-
Incoming. inbound. who is coming. incident. oncoming.
karşılayıcı (nedir)
-
Gelen birini karşılamaya çıkan kimse.
-
Önleyen.
-
Yerine getiren, yapan.
-
Greeter.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|