|
kana kan
-
Geminin çektiği suyu göstermek için baş ve kıç bodoslamaları üzerine konulan işaretler.
-
Load line.
-
The name of a primarily syllabic script used by the Japanese writing system It comes in two forms, hiragana and katakana The former is used to write particles, grammatical affixes, and words that have no kanji form; the latter is used primarily to write foreign words.
-
The name of a primarily syllabic script used by the Japanese writing system It comes in two forms, hiragana and katakana The former is used to write particles, grammatical affixes, and words which have no Kanji form; the latter is used primarily to write foreign words. a written character; a common name for the three sorts of Japanese writing characters, hiragana, katakana and kanji.
-
The two alphabets used in Japanese, hiragana and katakana.
-
Atardamar ve toplardamarların içinde dolaşarak hücrelerde özümleme, yadımlama görevlerini sağlayan plazma ve yuvarlardan oluşmuş kırmızı renkli sıvı
Örnek:
Cebinden çıkardığı mendille ellerine bulaşan kanları silerek haykırdı. Ö. Seyfettin
-
Soy.
-
Hayvanlarda vücut boşluğu içinde ya da kapalı damarlar içerisinde dolaşan hücreler ile oksijen, karbondioksit, hormonlar, besin, boşaltım ve bağışıklık maddelerini taşıyan sıvı. Omurgalılarda oksijenin ve karbondioksitin taşınmasında görev yapan kırmızıkan hücreleri ile organizmanın savunmasında görev yapan beyazkan hücreleri vekanın pıhtılaşmasında görevli olankan pulcukları ve serumdan oluşur.
-
Swore
-
Haemal. blood. claret. haemo-. hemo-. hema-.
-
Blood. strain. lineage. descent. family soy.
-
To know; to ken.
-
See Khan.
-
Blood. strain.
-
The Abysmal Trigram with direction north and number 1.
-
Intuition For kan-intuition to work, one must experience a creative tension stemming from single-minded concentration on the work in progress This opens the way for a higher power, kami, to enter the process. a GAP3 package for computing Kan extensions of actions of categories by Anne Heyworth. head.
-
Blood
-
Sang
kısasa kısas (nedir)
-
Yapılan kötülüğün karşılığını aynı biçimde verme, kana kan.
-
An eye for an eye. tit for tat.
-
Bir suçluyu, başkasına yaptığı kötülüğü aynı biçimde uygulayarak cezalandırma.
-
Kıssalar, hikâyeler, öyküler.
-
Bk. dişediş
-
Talion.
-
Retaliation. reprisal.
-
Boyu, uzunluğu az olan, uzun karşıtı.
-
Az süren, uzun olmayan
Örnek:
Türk milleti en kısa zaman içinde yeni harflerle okumaya, yazmaya başladı. E. İ. Benice
-
Ayrıntısı çok olmayan.
-
Kısa olan şey.
-
Kısaca, kısaltarak.
-
Short. brief. mini. curt. concise. capsule. compendious. flying. stumpy. succinct. summary.
-
Brief. bristle. compact. compendious. concise. little. short.
-
Short. succinct. blurb. brief. commatic. compendious. concise. curt. little. low. spare. succint. terse.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|