|
kan hücresi yapan doku
-
(Yun. haima: kan; poietikos: yapıcı; leukos: ak) Lenfoyit doku, miyeloyit doku (kemik iliği) gibi kan hücrelerinin meydana getirildiği dokular. Hemopoietik doku, lökopoietik doku.
-
Haemopoietic tissue, leucopoietic tissue
-
Bildungsherde
-
Tissu hémopoietique
-
Atardamar ve toplardamarların içinde dolaşarak hücrelerde özümleme, yadımlama görevlerini sağlayan plazma ve yuvarlardan oluşmuş kırmızı renkli sıvı
Örnek:
Cebinden çıkardığı mendille ellerine bulaşan kanları silerek haykırdı. Ö. Seyfettin
-
Soy.
-
Hayvanlarda vücut boşluğu içinde ya da kapalı damarlar içerisinde dolaşan hücreler ile oksijen, karbondioksit, hormonlar, besin, boşaltım ve bağışıklık maddelerini taşıyan sıvı. Omurgalılarda oksijenin ve karbondioksitin taşınmasında görev yapan kırmızıkan hücreleri ile organizmanın savunmasında görev yapan beyazkan hücreleri vekanın pıhtılaşmasında görevli olankan pulcukları ve serumdan oluşur.
-
Eritrosit, lokosit, trombosit, protein ve serumdan oluşan, pH'sı 7,35-7,45 arasında, yoğunluğu 1,056 g/mL olan karmaşık bir vucut sıvısı.İng.: blood Fr.: sang Alm.: Blut (II)
-
1. Omurgalılarda oksijenin ve karbondioksitin taşınmasında görevli kırmızı kan hücreleri, organizmanın savunmasında görevli beyaz kan hücreleri ve kanın pıhtılaşmasında görevli olan kan pulcukları ve plazmadan oluşan sıvısal doku. 2. Kan proteini, kıl, mide içeriği ve idrar vb. yabancı maddeden arındırılmış temiz, taze, bütün veya suyu alınmış hayvan kanının hızlı bir biçimde dondurulması veya soğutulmasıyla elde edilen ürün, hayvan kanı.
-
Haemal. blood. claret. haemo-. hemo-. hema-.
-
Blood. strain. lineage. descent. family soy.
-
To know; to ken.
-
See Khan.
-
Blood. strain.
-
The Abysmal Trigram with direction north and number 1.
-
Intuition For kan-intuition to work, one must experience a creative tension stemming from single-minded concentration on the work in progress This opens the way for a higher power, kami, to enter the process. a GAP3 package for computing Kan extensions of actions of categories by Anne Heyworth. head.
-
blood
-
swore
-
sang
-
İnce bir zar içindeki protoplazma ve çekirdekten oluşmuş, bir organizmanın yapı ve görev bakımlarından en küçük birliği, göze.
-
Küçük oda
Örnek:
Üzerine ot bir yatakla bir battaniye atılmış, demir bir somyadan başka içinde bir şey olmayan çıplak bir hücrede bulunduğunu anladı. A. İlhan
-
Tutukluların veya hükümlülerin yalnız olarak kapatıldıkları küçük oda
Örnek:
Sonunda hücresine götürdüler de boylu boyunca uzanabildi. S. F. Abasıyanık
-
Siyasi bir inançla gizli olarak çalışan bir örgütün genellikle aynı yerde çalışanlarının oluşturduğu topluluk.
-
göze
-
İng.: cell
-
Bir canlının tüm özelliklerini taşıyan en küçük yapı taşı.
-
Genellikle gözle görülemeyecek kadar küçük, yarı geçirgen bir zar ile çevrili sitoplâzma kitlesinden oluşan, sitoplâzma içinde çeşitli hayalî olayları yürüten çekirdek, endoplâzmik retikulum, mitokondri, sentriol, lizozom, ribozom, gibi organeller ile mikrofilâmentler, mikrotüpçükler vb. yapılar bulunan, genetik materyali ya bir zar ile çevrili (ökaryot) ya da sitoplâzma içinde zarsız olarak yer alan (prokaryot) bir organizmanın yapı ve görev bakımından en küçük birliği.
-
Bk. odacık
-
Birkaç anlamı olan bir terim.1. Elektrokimyada bir tuz köprüsü ile elektriksel teması sağlanmış çözeltilere daldırılmış bir çift elektrottan ibaret bir sistem; elektrotlar dış devrede metalik iletken ile bağlıdır. 2. Spektroskopide, bir optik aletin ışık yolu üzerinde, içine numune konulan kap.İng.: cell Fr.: eellule Alm.: Zelle (II)
-
Organizmanın canlılığını kendi başına sürdürebilen, bölünüp çoğalabilen ve dışarıdan aldığı maddeleri özümleyebilen en küçük birimi. Çekirdek ve sitoplazmadan oluşan hücre içerisinde canlılığını sürdürebilen organeller bulunurlarsa da bunların yaşaması hücrelerin canlılığını devam ettirmesine bağlıdır.
-
Bağımsız olarak işlev görebilen en küçük canlı birimi, dokular, organlar ve kan dolaşımını oluşturan birimler.İng.: cell
-
Cellular. cell. cubicle. cabin. hole.
-
Cell. cell göze. alcove. niche. room. chamber.
-
Cell. room. chamber. alcove. niche. closet. cooler. cubby hole. cubicle.
-
cell
-
cellula
-
cellule
-
Küçük oda
Örnek:
Babadan kalma bu arsaya önce dört duvar örüp bir odacık yapıvermişti. R. Enis
-
Büyük kitaplıklarda çalışması uzun sürecek araştırıcılara ayrılan küçük oda.
-
crib.
-
carrell
-
Bk. yapımcı
-
[yapar] v. give a bonus
-
Bir vücudun veya bir organın yapı ögelerinden birini oluşturan hücreler bütünü, nesiç.
-
Bir bütünün yapısı ve özelliği.
-
Belirli bir işi yapmak üzere özelleşmiş hücreler topluluğu.
-
İng.: tissue
-
Bitki ve hayvan organlarını meydana getiren, aynı görevi yapmak üzere bir arada bulunan, benzer hücre topluluklarının hücreler arası maddeyle beraber oluşturdukları yapı. Epitel, bağ, kas, sinirdokusu gibi.
-
Organları meydana getiren, aynı görevi yapmak üzere bir arada bulunan benzer ya da tek tip hücrelerin oluşturdukları yapı.
-
Biçim ve görev bakımından birbirlerine benzeyen hücrelerin bir araya toplandıkları yapı. Hücre farklılaşmasıyla organizmada epitel, destek, kas ve sinir dokuları bulunur.
-
Bitki ve hayvan organlarını meydana getiren, aynı görevi yapmak üzere bir arada bulunan, ortak yapı ve işleve sahip hücreler grubunun oluşturdukları yapı.İng.: tissue
-
Texture. tissue. histo-.
-
Tissue. texture.
-
Texture. fabric. texture. tissue. structure. make. configuration. cambium. fibre. grain.
-
tissue
-
textus
-
tissu
-
Gemilerin yükünün boşaltıldığı veya onarıldığı, üstü örtülü havuz
-
Ticaret mallarını saklamak için rıhtımda yapılan büyük depo.
-
Dock. warehouse on a wharf.
-
Dock. wharf. average accustomed. port construction site. shipyard.
-
Yapan, oluşturan, ortaya çıkaran, meydana getiren.
-
Önemli ve yararlı işler yapan
Örnek:
İkisi de zeki adamdı, akıllı adamdı, yapıcı adamdı. Y. Z. Ortaç
-
Olumlu.
-
Yapı ustası.
-
Constitutive. constructive. monger.
-
Constructive. maker. builder. constructor. creative. positive.
-
Builder. constructive. creative. helpful. maker. constructor. master builder.
leuko(nedir ne demek)
-
Beyaz anlamında olan ve trifenilmetan grubunun varlığını belirten ön ek.İng.: leuco- Fr.: leuko Alm.: Leuko (II)
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|