Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > kanı donmak nedir, kanı donmak ne demek (kanı donmak nnd)

kanı donmak nedir, kanı donmak ne demek?

kanı donmak

  1. Donakalmak; çok şaşırmak.
  2. (en) To be shocked, to be petrified.

kanı (nedir ne demek)

  1. İnanç, düşünce, kanaat
    Örnek: Ahlakın da iyiliğe değil, güce dayandığı kanısındadır. S. Birsel
  2. Kanâat.
  3. (en) Opinion.
  4. (en) Belief.
  5. (en) İdea.
  6. (en) Conclusion.
  7. (en) Deliverance.
  8. (en) Esteem.
  9. (en) Estimation.
  10. (en) Fancy.
  11. (en) İmpression.
  12. (en) Judgement.
  13. (en) Notion.
  14. (en) Persuasion.
  15. (en) Sense.
  16. (en) Sight.
  17. (en) Surmise.
  18. (en) Thought.
  19. (en) View.
  20. (en) Sentiments.
  21. (en) Assess.
  22. (en) Conviction.
  23. (en) Feeling.
  24. (en) Judgment.
  25. (en) Mind.
  26. (en) Sentiment.
  27. (en) Verdict.
  28. (en) View kanaat.
  29. (en) Contention.
  30. (en) Knowledge.

ka   US UK (nedir ne demek)

  1. Duralumine benzer alüminyum alaşımı.
  2. Asit iyonlaşma sabitesi.
  3. (en) Ka.
  4. Ka, bilinmeyen tanrı; Brahma ünvanı (Hinduizm)

donmak (nedir ne demek)

  1. Sıvı, soğuğun etkisiyle katı duruma gelmek, buz tutmak.
  2. Yaşamını yitirmek, soğuktan ölmek
    Örnek: Donmak üzere olan insanların tatlılığını içimde duymaya başladım. S. F. Abasıyanık
  3. Çok üşümek.
  4. Bitki soğuktan zarar görmek, yararlanılmaz duruma gelmek.
  5. Kimyasal bir etki ile katılaşmak.
  6. Eriyik durumda bulunan bir metal katı duruma geçmek.
  7. Beklenmedik bir durum karşısında birden hareketsiz kalmak
    Örnek: Salonun içinde kimse kımıldayamadı. Hepsi olduğu yerde dondu. Taş kesildi. Ö. Seyfettin
  8. Gelişmemek, yeniliklere açık olmamak
    Örnek: Bütün kafaların donmuş, taşlaşmış olmasını istiyorlar. Ç. Altan
  9. (en) Freeze.
  10. (en) Congeal.
  11. (en) Chill.
  12. (en) Perish.
  13. (en) Frost.
  14. (en) Jell.
  15. (en) To freeze.
  16. (en) To set.
  17. (en) To bind.
  18. (en) To curdle.
  19. (en) To freeze to death.
  20. (en) To feel very cold.
  21. (en) To harden.
  22. (en) To remain motionless.
  23. (en) Bind.

donakalmak (nedir ne demek)

  1. Şaşırıp bir süre ne yapacağını, ne diyeceğini bilememek
    Örnek: Kaşlarını kaldırarak kafasını salladığı saniye donakalmıştım. S. M. Alus
  2. (en) To be petrified with horror or astonishment.

çok (nedir ne demek)

  1. Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı
    Örnek: Bana matematik çok kolay geldi. F. R. Atay
  2. Aşırı bir biçimde
    Örnek: Sanırım ki anamı daha çok severim. M. Ş. Esendal
  3. (en) Much.
  4. (en) Many.
  5. (en) Very.
  6. (en) Awfully.
  7. (en) Badly.
  8. (en) Considerably.
  9. (en) Copious.
  10. (en) Dearly.
  11. (en) Dreadfully.
  12. (en) Too much.
  13. (en) Too many.
  14. (en) Bountiful.
  15. (en) Devilish.
  16. (en) Downright.
  17. (en) Galore.
  18. (en) Great.
  19. (en) Handsome.
  20. (en) İnfinite.
  21. (en) Like blazes.
  22. (en) Perfectly.
  23. (en) Power of.
  24. (en) Profu.
  25. (en) Plenty.
  26. (en) Plentiful.
  27. (en) Good.
  28. (en) Fair.
  29. (en) Like hell.
  30. (en) Deadly.
  31. (en) Heavy.
  32. (en) Abounding.
  33. (en) Abundant.
  34. (en) Affluent.
  35. (en) Ample.
  36. (en) Countless.
  37. (en) Dead.
  38. (en) Exuberant.
  39. (en) Hearty.
  40. (en) Hell of.
  41. (en) Helluva.
  42. (en) İnnumerable.
  43. (en) Lavish.
  44. (en) Multitudinous.
  45. (en) Numerous.
  46. (en) Piping.
  47. (en) Plenteous.
  48. (en) Precious.
  49. (en) Eminently.
  50. (en) Enormously.
  51. (en) Exceedingly.
  52. (en) Excess.
  53. (en) Extreme.
  54. (en) Extremely.
  55. (en) Full.
  56. (en) Greatly.
  57. (en) Hard.
  58. (en) Heartily.
  59. (en) Highly.
  60. (en) Hugely.
  61. (en) İmmensely.
  62. (en) Jolly.
  63. (en) Large.
  64. (en) Madly.
  65. (en) Manifold.
  66. (en) Most.
  67. (en) Multiple.
  68. (en) Myriad.
  69. (en) Positively.
  70. (en) Power.
  71. (en) Profoundly.
  72. (en) Profuse.
  73. (en) Rich.
  74. (en) Roaring.
  75. (en) Simply.
  76. (en) Soaking.
  77. (en) Sorely.
  78. (en) Stinking.
  79. (en) Substantially.
  80. (en) Such.
  81. (en) Terribly.
  82. (en) Terrifically.
  83. (en) Umpteen.
  84. (en) Uncommonly.
  85. (en) Unduly.
  86. (en) Unusually.
  87. (en) Vast.
  88. (en) Vastly.
  89. (en) Whacking.
  90. (en) Wildly.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.013