Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > kalp hatası hücreleri nedir, kalp hatası hücreleri ne demek (kalp hatası hücreleri nnd)

kalp hatası hücreleri nedir, kalp hatası hücreleri ne demek?

kalp hatası hücreleri

  1. Akciğerlerdeki kronik pasif hiperemi durumlarında alveol lümenlerinde gözlenen, hemosiderin içeren makrofajlar, kalp yetmezliği hücreleri.
  2. (en) Heart-Failure cells.

kalp (nedir ne demek)

  1. Göğüs boşluğunda, iki akciğer arasında, vücudun her yanından gelen kanı akciğerlere ve oradan gelen temiz kanı da vücuda dağıtan organ, yürek
    Örnek: Bak ellerim nasıl titriyor, bak alnım nasıl yanıyor, bak kalbime nasıl çarpıyor. Y. K. Karaosmanoğlu
  2. Kalp hastalığı.
  3. Sevgi, gönül.
  4. Bir ülkenin, bir kuruluşun işleyiş, yönetim ve varlığını sürdürme bakımından en önde gelen yeri.
  5. Duygu, his
  6. Bir durumdan başka bir duruma çevirme, dönüştürme.
  7. Düzme, sahte, geçmez (para).
  8. İşe yaramaz, tembel.
  9. Yalancı, kendine güvenilmeyen
  10. Yürek
  11. Bk. yürek
  12. Tüm kan dolaşımını ritmik kasılmalarıyla sağlayan, konik biçimli kassel organ, yürek, kor.
  13. Yürek.
  14. (en) Cardiac.
  15. (en) Cor.
  16. (en) Hearth.
  17. (en) False.
  18. (en) Base.
  19. (en) Bogus.
  20. (en) Counterfeit.
  21. (en) Forged.
  22. (en) Mock.
  23. (en) Phoney.
  24. (en) Phony.
  25. (en) Queer.
  26. (en) Spurious.
  27. (en) Heart.
  28. (en) Ticker.
  29. (en) Centre.
  30. (en) İnnermost part.
  31. (en) Fake.

yürek (nedir ne demek)

  1. Kalp.
  2. Bir kimsenin ruhsal yönü, gönül
  3. Kupa (I).
  4. Herhangi bir şeyden çekinmeme, korkmama, yüreklilik, korkusuzluk, cesaret.
  5. Acıma duygusu
    Örnek: Ona merhume demek bile yürek parçalayıcı bir şeydir. R. N. Güntekin
  6. Mide, karın, iç
    Örnek: Ayşe Hanım, kahveciden limon şekeri almış, yürek ferahlatır diye uzatıyor. S. M. Alus
  7. Ritmik kasılmalarıyla kanın dolaşımını sağlayan ve devam ettiren, değişik sayıda odacıklara ayrılmış ya da tüp biçiminde, kaslı bir organ. Kalp.
  8. Bk. kalp.
  9. Ritmik kasılmalarıyla kanın dolaşımını sağlayan ve devam ettiren, değişik sayıda odacıklara ayrılmış veya tüp biçiminde, kaslı bir organ. kalp.
  10. (en) Spirit.
  11. (en) Audacity.
  12. (en) Hearth.
  13. (en) Breast.
  14. (en) Heart.
  15. (en) Ticker.
  16. (en) Courage.
  17. (en) Boldness.
  18. (en) Ticker kalp.
  19. (en) Guts cesaret.
  20. (en) Stomach mide.
  21. (en) Karın.
  22. (fr) Coeur

hata (nedir ne demek)

  1. Yanlış.
  2. İstemeyerek ve bilmeyerek yapılan yanlış, kusur, yanılma, yanılgı
    Örnek: Ağzını topla, dedim, ama hatamı anladım. B. Felek
  3. Suç, günah, kusur.
  4. Bk. yanılgı
  5. Yanılma, yanılgı.
  6. Deneysel bir ölçüm ile onun kabul edilen değeri arasındaki fark.
  7. Bk. aksaklık
  8. Bk. yanılma
  9. (en) Error.
  10. (en) Wrongness.
  11. (en) Mistake.
  12. (en) Wrong.
  13. (en) Fault.
  14. (en) Slip.
  15. (en) Balk.
  16. (en) Baulk.
  17. (en) Blemish.
  18. (en) Delinquency.
  19. (en) Demerit.
  20. (en) Failing.
  21. (en) False step.
  22. (en) Falsity.
  23. (en) Faux pas.
  24. (en) Flaw.
  25. (en) Floater.
  26. (en) Fluff.
  27. (en) Gaffe.
  28. (en) Goof.
  29. (en) İmperfection.
  30. (en) İnaccuracy.
  31. (en) Lapse.
  32. (en) Slip-Up.
  33. (en) Stumble.
  34. (en) Trip.
  35. (en) Defect.
  36. (en) İmpropriety.
  37. (en) Blunder.
  38. (en) Wrong action.
  39. (en) Black.
  40. (en) Boner.
  41. (en) Clanger.
  42. (en) Cock up.
  43. (en) Hamartia.
  44. (en) İllusion.
  45. (en) İnexactitude inexactness.
  46. (en) Misconception.
  47. (en) Wrongdoing.

hücre (nedir ne demek)

  1. İnce bir zar içindeki protoplazma ve çekirdekten oluşmuş, bir organizmanın yapı ve görev bakımlarından en küçük birliği, göze.
  2. Küçük oda
    Örnek: Üzerine ot bir yatakla bir battaniye atılmış, demir bir somyadan başka içinde bir şey olmayan çıplak bir hücrede bulunduğunu anladı. A. İlhan
  3. Tutukluların veya hükümlülerin yalnız olarak kapatıldıkları küçük oda
    Örnek: Sonunda hücresine götürdüler de boylu boyunca uzanabildi. S. F. Abasıyanık
  4. Siyasi bir inançla gizli olarak çalışan bir örgütün genellikle aynı yerde çalışanlarının oluşturduğu topluluk.
  5. Göze
  6. Bir canlının tüm özelliklerini taşıyan en küçük yapı taşı.
  7. Genellikle gözle görülemeyecek kadar küçük, yarı geçirgen bir zar ile çevrili sitoplâzma kitlesinden oluşan, sitoplâzma içinde çeşitli hayalî olayları yürüten çekirdek, endoplâzmik retikulum, mitokondri, sentriol, lizozom, ribozom, gibi organeller ile mikrofilâmentler, mikrotüpçükler vb. yapılar bulunan, genetik materyali ya bir zar ile çevrili (ökaryot) ya da sitoplâzma içinde zarsız olarak yer alan (prokaryot) bir organizmanın yapı ve görev bakımından en küçük birliği.
  8. Bk. odacık
  9. Birkaç anlamı olan bir terim.1. Elektrokimyada bir tuz köprüsü ile elektriksel teması sağlanmış çözeltilere daldırılmış bir çift elektrottan ibaret bir sistem; elektrotlar dış devrede metalik iletken ile bağlıdır. 2. Spektroskopide, bir optik aletin ışık yolu üzerinde, içine numune konulan kap.
  10. Organizmanın canlılığını kendi başına sürdürebilen, bölünüp çoğalabilen ve dışarıdan aldığı maddeleri özümleyebilen en küçük birimi. Çekirdek ve sitoplazmadan oluşan hücre içerisinde canlılığını sürdürebilen organeller bulunurlarsa da bunların yaşaması hücrelerin canlılığını devam ettirmesine bağlıdır.
  11. Bk. göze
  12. Bağımsız olarak işlev görebilen en küçük canlı birimi, dokular, organlar ve kan dolaşımını oluşturan birimler.
  13. (en) Cell.
  14. (en) Cellula.
  15. (en) Cellular.
  16. (en) Cubicle.
  17. (en) Cabin.
  18. (en) Hole.
  19. (en) Cell göze.
  20. (en) Alcove.
  21. (en) Niche.
  22. (en) Room.
  23. (en) Chamber.
  24. (en) Closet.
  25. (en) Cooler.
  26. (en) Cubby hole.
  27. (fr) Cellule
  28. (fr) Eellule

kronik (nedir ne demek)

  1. Olayların birbiri ardınca sıra ile yazıldığı tarih, vekayiname.
  2. Müzmin.
  3. Uzun süredir bir çözüm getirilmemiş.
  4. Süregen
  5. Uzun süredir devam eden; müzmin, süreğen. Bir hastalığın süresinin 4 haftadan daha fazla olması.
  6. Bir hastalığın uzun süre devam etmesi durumu, müzmin.
  7. (en) Chronic.
  8. (en) Annals vakayiname.
  9. (en) Chronical.
  10. (en) İnveterate.
  11. (en) Obstinate.
  12. (en) Annals.
  13. (en) Chronicle.
  14. (en) Chronic süreğen.

pasif (nedir ne demek)

  1. Bir şeye karşı tepki göstermeyen, etkinliği olmayan, başkasının etkisine katlanan, edilgin
    Örnek: Yalnız müdafaa hâlinde ve pasif bir mücadeleyi sevdiğini zannettim. P. Safa
  2. Çekingen, durgun
    Örnek: Dolmabahçe, bir sis bulutu gibi silik, sessiz ve pasif, âdeta varlığından utanır gibi uzanmaktadır. H. Taner
  3. Edilgen.
  4. Bir mal varlığı üstünde etki yapan, para ile değerlendirilebilir borç ve yükümlülüklerin toplamı.
  5. Edilgen
  6. Aktif olmayan.
  7. Elektronikte güç üreten ve de sinyal üreten parça.
  8. Bk. dingin
  9. (en) İnactive.
  10. (en) Liabilities.
  11. (en) Liability.
  12. (en) Passive.
  13. (en) Non-Violent.
  14. (en) Nonviolent.
  15. (en) Quiescent.
  16. (en) Debit side of a balance sheet.
  17. (en) Debtor's figure.
  18. (en) Debtor side.
  19. (en) Liability item.
  20. (fr) Passif

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.027