Yazar Ol - Yazar GiriÅŸi
NND Sözlük
Ana Sayfa > kalakalmak nedir, kalakalmak ne demek, kalakalmakın anlamı, ingilizcesi (kalakalmak nnd)

kalakalmak nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






kalakalmak

  1. Bir şey veya durum karşısında şaşırmak.
  2. Güç durumda kalmak
    Örnek: Arka tekerler alıp başını geçti gitti. Kırk yolcu yolun ortasında kalakaldık. B. R. Eyuboğlu
  3. (en) To stand aghast.
  4. (en) To be left open-mouthed. to be left dumbstruck.

bir ÅŸey (nedir ne demek)

  1. (en) anything

ÅŸey (nedir ne demek)

  1. Madde, eşya, söz, olay, iş, durum vb.nin yerine kullanılan, genellikle belirsiz anlamda söylenen bir söz. Kararsızlık ifade biçimi.
    Örnek: Bana sen pek çok şey kazandırdın. R. H. Karay
  2. Nesne, madde
    Örnek: Asıl zorluk belki öğrenilmesi lazım gelen şeylerin değil, unutulması gereken şeylerin çokluğundan gelir. A. Ş. Hisar
  3. Kararsızlık durumunda muhtelif sorulara cevap için tercih edilen bir ifade biçimi.
  4. (Günlük dilde) Herhangi bir düşünce konusunu göstermeğe yarayan belirsiz terim. (Felsefede) 1- Düşünen bilincin konusu olabilen, gerçekte var olmayıp da yalnızca düşünülmüş olan herşey. Bu anlamda: düşünce nesnesi = ens rationis. 2- Kişiye karşıt olarak: Bilinçten yoksun varlık. 3- Gerçek olan, bilincin dışında, kendi başına var olan tek nesne (ens reale). Böyle bir var olan, tek nesne olarak niteliklerin taşıyıcısı töz diye de anlaşılır. 4- Duyularla kavranabilen cisimsel nesne.
  5. Bk. nesne
  6. (en) Thing. stuff. object. matter. article. affair. chose. concern. doing. doings. doodad. doohickey. lark. res. thingumabob. thingumajig. thingummy. whosit.
  7. (en) Business. object. stuff. thing. thingamajig. what-d'you-call-him/-her/-it. what's-his/-her/-its-name. thingummy. thingumabob. thingumajig. well.
  8. (en) Thing. what-do-you-call-it. article. chose. jinx. jolly. object. stuff.
  9. (en) thing
  10. (fr) chose
  11. (la) Res; skolastikte: ens

durum   US UK (nedir ne demek)

  1. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon
    Örnek: Genel Sekreter, kazadaki sıtma durumu hakkında verdiğim uzun tafsilattan pek memnun kaldı. R. N. Güntekin
  2. Duruş biçimi, konum.
  3. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.
  4. İsim soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl.
  5. Bkz. hal.
  6. Bir ayaktopu kümesinde takımların aldıkları sonuçlara göre kazandıkları değerler. Uluslararası kurallara göre kazanan takım iki, yenişemeyen takımlar birer değer alırlar. Yenik takımlar ise değer alamazlar.
  7. (en) Condition. situation. state. circumstance. case. position. status. attitude. score. occasion. state of affairs. ball game. conjuncture. context. estate. event. fact. fettle. footing. instance. lay. lie. pass. plight. posture. repair. set. set-up. sha.
  8. (en) Capacity. case. circumstance. condition. footing. occasion. order. point. position. situation. state. status. things.
  9. (en) Wheat with hard dark-colored kernels high in gluten and used for bread and pasta; grown especially in southern Russia, North Africa, and northern central North America.
  10. (en) State. condition. situation. circumstances. status.
  11. (en) score
  12. Unundan makarna yapılan bir cins buğday (bot.) Triticum durum.
  13. Durum, durum buğŸdayı, bir buğŸday türü

reklamlar



Bunları Kaçırmayın



Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletiÅŸim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük