kail ne demek?

  1. Söyleyen.
  2. İnanmış, aklı yatmış

    İkimiz de bu odayı tutmakla çok akıllılık ettiğimize kaildik.

    M. Ş. Esendal
  3. Söyleyen. Anlatan. Nakleden. Söz sahibi. İnanmış.
  4. (en)Hardy cabbage with coarse curly leaves that do not form a head.
  5. (en)Coarse curly-leafed cabbage.
  6. (en)Kind of headless cabbage.
  7. (en)Same as Kale,.
  8. (en)Any cabbage, greens, or vegetables.
  9. (en)Broth made with kail or other vegetables; hence, any broth; also, a dinner.
  10. Kale.
  11. Kıvırcık lahana

kail olmak

  1. İnanmak, razı olmak.
  2. (en)Consent.

kailyard

  1. Bostan, sebze bahçesi, yemek yapmak için kullanılan sebzeler ve bitkiler yetişŸtirilen bahçe (İskoçya)

Türetilmiş Kelimeler (bis)

kail olmakkailyardkaikaiakkaibkaibekaid
Yorumunuzu ve bilginizi paylaşın