Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > kafası bozulmak nedir, kafası bozulmak ne demek (kafası bozulmak nnd)

kafası bozulmak nedir, kafası bozulmak ne demek?

kafası bozulmak

  1. Öfkelenmek, kızmak.
  2. (en) To get angry/annoyed.

kafa (nedir ne demek)

  1. İnsan başı, ser.
  2. Hayvanlarda genellikle ağız, göz, burun, kulak vb. organların bulunduğu vücudun en ön bölümü.
  3. Bellek.
  4. Çocuk oyunlarında kullanılan zıpzıp taşının veya cevizin büyük boyu.
  5. Mekanik bir bütünün parçası.
  6. Kavrama ve anlama yeteneği, zekâ, zihin, bellek
    Örnek: Kafasının faaliyetini fikirden ziyade işe vermiş. Y. K. Beyatlı
  7. Görüş ve inançların etkisi altında beliren düşünme ve yargılama yolu, zihniyet
  8. Elektrik ya da akustik dalgaları saptayan ya da okuyan, özellikle ses aygıtlarında, mıknatıslı görüntü aygıtlarında ses ve görüntüyü saptama ve okuma işini gerçekleştiren değiştirgeç.
  9. Bk. baş
  10. (en) Head.
  11. (en) Brains.
  12. (en) Bean.
  13. (en) İntelligence.
  14. (en) Cast of mind.
  15. (en) Chump.
  16. (en) Coconut.
  17. (en) Conk.
  18. (en) Costard.
  19. (en) Headpiece.
  20. (en) Knob.
  21. (en) Noddle.
  22. (en) Noggin.
  23. (en) Noodle.
  24. (en) Onion.
  25. (en) Pate.
  26. (en) Poll.
  27. (en) Potato.
  28. (en) Savvy.
  29. (en) Sconce.
  30. (en) Crumpet.
  31. (en) Loaf.
  32. (en) Mind.
  33. (en) Brain.
  34. (en) Mental attitude.
  35. (en) Habit.
  36. (en) Understanding.
  37. (al) Kopf
  38. (fr) Tête

baş (nedir ne demek)

  1. İnsan ve hayvanlarda beyin, göz, kulak, burun, ağız vb. organları kapsayan, vücudun üst veya önünde bulunan bölüm, kafa, ser
    Örnek: Sağ elinin çevik bir hareketiyle başındaki tülbendi çekip aldı. N. Cumalı
  2. Bir topluluğu yöneten kimse
  3. Başlangıç.
  4. Temel, esas
  5. Arazide en yüksek nokta.
  6. Bir şeyin genellikle toparlakça ucu
  7. Bir şeyin uçlarından biri
  8. Kasaplık hayvanlarda ve bazı yiyeceklerde adet.
  9. Çıban.
  10. İnsan vücudunun ağız, duygu organları ve beyni içine alan en ön bölgesi.
  11. Herhangi bir hayvanın bu bölgeye karşılık olan yapısı. Sefal, kafa.
  12. Bakteriyofajlarda ikozahedral şekilli, DNA içeren kısmı.
  13. Miyozinin bir parçası. Fosfolipitlerin yağ asitleri içermeyen kısmı.
  14. Spermlerde haploit çekirdeğin bulunduğu kısmı.
  15. İnsan vücudunun üst, hayvan vücudunun ön ucu, sefalika.
  16. (en) Chief.
  17. (en) Base.
  18. (en) Cardinal.
  19. (en) Helm.
  20. (en) Kingpin.
  21. (en) Upper end.
  22. (en) Leading.
  23. (en) Crest.
  24. (en) Either of two ends.
  25. (en) Glove.
  26. (en) Bulb.
  27. (en) Agio.
  28. (en) Exchange premium.
  29. (en) Head.
  30. (en) Arch.
  31. (en) Capital.
  32. (en) Central.
  33. (en) İn chief.
  34. (en) Especial.
  35. (en) First.
  36. (en) Foremost.
  37. (en) General.
  38. (en) Governing.
  39. (en) Grand.
  40. (en) İnitial.
  41. (en) Master.
  42. (en) Premier.
  43. (en) Primal.
  44. (en) Primary.
  45. (en) Prime.
  46. (en) Principal.
  47. (en) Beginnings.
  48. (en) Knob.
  49. (en) Heading.
  50. (en) Beginning.
  51. (en) Coconut.
  52. (en) Costard.
  53. (en) Leader.
  54. (en) Sconce.
  55. (en) Prow.
  56. (en) Foreship.
  57. (en) Fore.
  58. (en) Poll.
  59. (en) Major.
  60. (en) Boss.
  61. (en) Standard.
  62. (en) Headman.
  63. (en) Header.
  64. (al) Kopf Dgr.: Yun. kephale:baş
  65. (fr) Tête

bozulmak (nedir ne demek)

  1. Bozma işine konu olmak
    Örnek: Pazarlık bozulur, nişan bozulur, makine bozulur, mal bozulur. B. Felek
  2. Yiyecek kokmak, yenilemeyecek duruma gelmek, ekşimek.
  3. Dağılmak, bozguna uğramak
  4. Taşıt arızalanmak.
  5. İyi ve değerli niteliğini yitirmek
    Örnek: Stüdyo öyle karanlık ki gözlerim bozuluyor. S. Birsel
  6. Bir şeye kızmak, içerlemek
    Örnek: Karısının bu ikinci ihtarı ile biraz bozulan adam salıncaktan atladı. O. C. Kaygılı
  7. Sağlığını yitirip zayıflamak.
  8. (en) Break up.
  9. (en) Get out of hand.
  10. (en) Lose face.
  11. (en) Go haywire.
  12. (en) Break down.
  13. (en) Get out of order.
  14. (en) Fail.
  15. (en) Go wrong.
  16. (en) Spoil.
  17. (en) Decay.
  18. (en) Upset.
  19. (en) Go bad.
  20. (en) Go sour.
  21. (en) Turn sour.
  22. (en) Sour.
  23. (en) Bust.
  24. (en) Collapse.
  25. (en) Conk.
  26. (en) Decline.
  27. (en) Deteriorate.
  28. (en) Disrupt.
  29. (en) Dwindle.
  30. (en) Go off.
  31. (en) Go under.
  32. (en) Perish.
  33. (en) Retrograde.
  34. (en) Retr.
  35. (en) Break.
  36. (en) Decompose.
  37. (en) Discolour.
  38. (en) Repine.
  39. (en) Shatter.
  40. (en) To spoil.
  41. (en) To deteriorate.
  42. (en) To go bad.
  43. (en) To go sour.
  44. (en) To turn sour.
  45. (en) To rot.
  46. (en) To sour.
  47. (en) To decompose.
  48. (en) To decay.
  49. (en) To be disconcerted.
  50. (en) To be embarrassed.
  51. (en) To look small.
  52. (en) To feel small.
  53. (en) To become depraved.
  54. (en) To be corrupted.
  55. (en) To break down.
  56. (en) To go wrong.
  57. (en) To conk out.
  58. (en) To become depraved / corrupt.
  59. (en) To be flustered.
  60. (en) To be angry and upset.
  61. (en) To have bad health.
  62. (en) To change for the worse.
  63. (en) To disintegrate.
  64. (en) To ruin.
  65. (en) To dissolve.
  66. (en) To defor.

öfkelenmek (nedir ne demek)

  1. Öfkeli duruma düşmek, kızmak, hiddetlenmek
    Örnek: Her şeyden alınıyorlar, her şeye öfkeleniyorlar. Y. K. Karaosmanoğlu
  2. (en) Blow one's top.
  3. (en) Get hot under the collar.
  4. (en) Fume.
  5. (en) To get angry.
  6. (en) To lose one's temper.
  7. (en) To be furious.
  8. (en) To get enraged at.
  9. (en) To get angry at.
  10. (en) Go off the deep end.
  11. (en) See red.
  12. (en) Blow one's stack.
  13. (en) Get angry.
  14. (en) Lose one's temper.
  15. (en) Work oneself up into a rage.
  16. (en) Blow up.
  17. (en) Cut up rough.
  18. (en) Flame up.
  19. (en) Flash out.
  20. (en) Fly out.
  21. (en) Get hot.
  22. (en) Grow hot.
  23. (en) Lash oneself into a fury.
  24. (en) Boil over.
  25. (en) Bristle.
  26. (en) To get one's dander up.
  27. (en) Flame.
  28. (en) Flip.
  29. (en) Fly into.
  30. (en) Foam.
  31. (en) Get one's rag out.
  32. (en) Huff.
  33. (en) To blow one's mind.
  34. (en) To get one's monkey up.
  35. (en) Rage.
  36. (en) Rampage.

kızmak (nedir ne demek)

  1. Isıtılan veya ısınan bir nesnenin sıcaklığı çok artmak.
  2. At, eşek vb. hayvanlar çiftleşmek istemek, kösnümek.
  3. Dişi kuşlar zamanı gelip kuluçkaya yatma isteği göstermek.
  4. Öfkelenmek, sinirlenmek
    Örnek: Tamamıyla bir Fransız olduğumu anlayınız da şapka giydiğime kızmayınız, olur mu? Ö. Seyfettin
  5. (en) Get hot under the collar.
  6. (en) Bridle.
  7. (en) Fume.
  8. (en) Resent.
  9. (en) To get angry.
  10. (en) To resent.
  11. (en) To be cross.
  12. (en) To go into heat or rut.
  13. (en) Boil over.
  14. (en) Have one's hackles up.
  15. (en) Fly off the handle.
  16. (en) Be angry.
  17. (en) Get hot.
  18. (en) Become hot.
  19. (en) Heat.
  20. (en) Be angry with smb.
  21. (en) Chafe.
  22. (en) Fret.
  23. (en) Gall.
  24. (en) Grow hot.
  25. (en) Huff.
  26. (en) İnflame.
  27. (en) Lose one's temper.
  28. (en) Be nettled at.
  29. (en) Be riled at.
  30. (en) Cut up rough.
  31. (en) Ruffle.
  32. (en) To get hot.
  33. (en) Flip.
  34. (en) Get one's rag out.
  35. (en) Hot up.
  36. (en) Tiff.
  37. (en) Warm.
  38. (en) To loose one's wool.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.021