|
kabuk yönetim
-
İç yapısı belli olmayan, belirsiz kalan yönetim.
-
Bir şeyin üstünü kaplayan ve onu dış etkilere karşı koruyan, kendiliğinden oluşmuş sertçe bölüm, kışır.
-
Ekmeğin pişme sırasında içinden daha çok sertleşen dış bölümü.
-
Bir sıvı veya atmosferi dıştan saran, sert katman.
-
Deri üzerinde bir yaranın veya sivilcenin kurumasıyla oluşan sertçe bölüm.
-
Bir hayvanı dıştan örten kitinli, kalkerli, silisli, kemiksi veya boynuzsu örtü, kavkı
Örnek:
Herhâlde kabuklu bir deniz hayvanının kabuğu kesmiş olacak. S. F. Abasıyanık
-
Bir öğeciğin çekirdeği çevresinde dolanan eksiciklerin yerleştiği katmanlardan her biri.
-
Bir hayvanın, meyvenin, bazı yumurtaların, kalkerli, silisli, keratinsi ya da kitinli sert dış örtüsü. Kavkı.
-
1. Yara yüzeyinde oluşan kabuk. 2. Yara kabuğuyla kaplanma. 3. Evcil hayvanlarda uyuz hastalığı. 4. Bitkisel ve hayvansal ürünlerin dış yüzeylerini örten sert, selülozlu veya kalkerli kısımları.
-
Covering. skin. coat. bark. jacket. crust. encrustation. cortes. hull. husk. incrustation. integument. mantle. peel. rind. scab. scale. scurf. shell. shuck. squama.
-
Crust. husk. rind. shell. skin. outer covering. cover. bark. pod. peel. jacket. peelings soyuntu. scale. carapace. crust. scab.
-
Shell. outer covering. bark. peel. skin. scab. hull. husk. flake. capsule. crust. integument. rind. shuck.
-
shell
-
pod
-
carapace
-
nutshell
-
Shell, cockleshell, cockle
-
eschar
-
scab
-
Schale
-
coquille
-
couche
-
Yönetme işi, çekip çevirme, idare.
-
Dümen.
-
İdâre. ~ kurulu: idâre hey'eti. ~ töresi: idâre hukuku.
-
Bir filmin çevrilişinde tutulan yol. 2- Bir yönetmenin filmi gerçekleştirirkenki çalışmalarının tümü; bu çalışmaların kendine özgü niteliği. TV
-
Bir televizyon izlencesinin gerçekleştirilmesinde tutulan yol
-
Bir yönetmenin izlenceyi gerçekleştirirkenki çalışmalarının tümü; bu çalışmaların kendine özgü niteliği.
-
direction
-
Executive. admin. administration. conduct. direction. governance. government. helm. management. rudder. ruling. steering.
-
Administration. command. control. direction. disposal. government. hand. management. regime. rule. control idare. manegement.
-
Administration. management. direction. government. oversight. regimen. rule. running. stewardship. superintendency. trusteeship.
-
1-2. Regie, Filmregie, Spielleitung, Inszenierung, 3-4. Regie, Fernsehregie, Bildführung
-
1-2. réalisation, mise en scène, 3-4. mise en scène, régie
-
Herhangi bir durumun, cismin veya alanın sınırları arasında bulunan bir yer, dâhil, dış karşıtı
Örnek:
Deniz gecenin içinde, gece denizin içindedir. Ç. Altan
-
Oyuk şeylerin boşluğu.
-
Cisimlerin yüzeyleri arasında kalan her nokta.
-
Toplu bir durumda bulunan kimse
Örnek:
Ama hepiniz, hepiniz / Hepiniz geçim derdinde / Bir ben miyim keyif ehli içinizde? O. V. Kanık
-
Nesnelerin arasında bulunan kimse veya nesne.
-
Ten ile dış giysiler arası
Örnek:
Boynumda kalın yün atkı, içimde çift kat fanila, gene de titriyorum. E. Bener
-
Kabuğu olan veya dışı kabuk durumunda bulunan yiyeceklerde kabuğun sardığı bölüm.
-
Pirinç, soğan ve baharatla hazırlanan, dolmalarda kullanılan karışım.
-
Kapalı yerlerde geçen görünçlükleriiçine alan çekim
-
İşlikte, kapalı yerlerde çevrilmiş çekim. Dış'ın karşıtı.
-
İnterior (shot), indoor (studio shot)
-
İnternal. inner. interior. inside. in. domestic. inlying. inward. inland. civil. inside. interior. core. within. inward. bowels. intestine. stuffing. refill. guts. endo-.
-
Bowels. in. inland. inner. inside. interior. internal. inward.
-
İnside. internal. intrinsic. domestic. in. inner. the interior. the inside. the inner part of surface. among. internal organs of the body. heart. mind. will. home. internal politics. inward. inward meaning. kernel.
-
Innenaufnahme
-
intérieur
yapı(nedir ne demek)
-
Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri, bina.
-
Yapma, oluşturma, ortaya konulma, meydana getirme.
-
Canlı bir varlığın ruh veya beden özelliklerinin tümü, bünye, strüktür
Örnek:
Yapısı sağlam, güzel bir erkekti. Y. Z. Ortaç
-
Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür.
-
Ögeleriyle somut bağımlılığı olan bütün.
-
Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün, strüktür.
-
Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb. inşaat.
-
Kayaçların ve onların oluşturdukları katmanlarında yerkabuğu içindeki düzeni, durumu.
-
Structural. architecture. being. blood. build. building. chemistry. composition. conformation. constitution. construction. contexture. corpus. disposition. edifice. erection. fabric. fiber. fibre. form. frame. framework. habit. habit of body. make. m.
-
Build. building. constitution. construction. disposition. erection. make. structure. temperament. vein. edifice. edifice bina. structure strüktür. fabric. configuration. conformation. build.
-
Structure. build. building. constitution. construction. make. edifice. constructing. physique. frame. origin. conformation. fabric. fibre. framing. make up. making. texture.
-
structure
-
structure
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|